M.Ö. 580 ile 504 yılları arasında, Güney İtalya’da, Kroton kentinde büyük usta Pythagoras (Pitagor) yaşadı. Gizli bir din okulu kurmuştu ve evrenin, bir sayı uyumu olduğunu öğretiyordu. Öğrencilerine ahlak, siyaset ve din öğretiyordu. Bu bilimlerin tümüne “mathematalar“ adını veriyordu. Kullandığımız matematik sözü buradan türemiştir.
Pisagor’un Mısır ve Babil rahiplerinden aldığı eğitim 34 yıl sürmüştü. Pisagor yeniden İtalya’ya döndüğünde elinde Orfeik öğretilerin yeniden canlanmasına yardımcı olacak bir mistik öğreti vardı. Mısır’da Osiris dinine bağlı eğitim almıştı. Daha sonra Mısır’ın Babil tarafından işgali ile gittiği Babil’de aldığı eğitimle matematiğin kutsallığına inandı. İşte Pisagor düşüncesindeki sayıların önemi buradan gelir. Eski Mısır’da ve Babil’de ayinler müzikle gerçekleştiriyor ve müzik formatı matematiksel işlemlerle doküman ediliyordu. Böylece müzik Pisagor felsefesinde önemli bir yer edindi.
Her şey belli bir sayıdır diyordu. Akıl belirli bir sayıdır, ruh, adalet, her şey belirli bir sayıdır, evren de sayıların uyumudur diyordu.
Her sayı ya tek, ya çifttir. Hâlbuki tüm sayıları oluşturan 1 ne tek, ne de çifttir, hem tek, hem çifttir. Yani mutlak bir de teklik ve çiftlik beraberdir. İlk varlık bir noktadır. Noktalardan çizgi, çizgilerden yüzey, yüzeylerden cisim oluşmuştur. Demek ki, her farklı cisim, farklı bir sayı karşılığıdır. Pythagoras, dünyanın ve gezegenlerin güneşin etrafında döndüğünü ve mekaniklerini biliyordu. Zaten bu bilgi Mısırlılarca da uzun bir süredir biliniyordu.
Alıntı; Bizimkiler III (İmparatorluklar) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın