Vali, Belediye Başkanı, Mustafa Kemal ve Kılıç Ali, Saffet (Arıkan), Nuri (Conker), Salih (Bozok) gibi seçkinlerin arasına girmeyi nasıl olduysa başaran Rıza Ruşen, iddiasına göre yemekte yapılan konuşmaların notunu tutmuş, bu notları yıllarca saklamış ve 1947 yılında yayımladığı “Atatürk’e Ait Birkaç Fıkra ve Hatıra” adlı kitabında yer vermişti. İddiaya göre, masadakilerden biri “Bursa Gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü…” diye söze başlayınca olanlar olmuştu. Atatürk elinden çatalı bıçağı bırakmış, gözlerini gence dikmiş ve adeta gürleyerek, sonradan ‘Atatürk’ün Bursa Nutku olarak bilinecek olan sözleri bir çırpıda söyleyivermişti. İçkili bir akşam yemeğinde yapılan ateşli bir konuşmaya nutuk’ adı takmanın garabeti bir yana, bu önemli “nutuk” tan olayın diğer tanıklarının o yıllarda hiç söz etmemesi çok ilginçti. Sf. 79, 80
Bugün bazı internet sitelerinde dolaşan metin şöyle:
“Türk genci, inkılâpların ve rejimin sahibi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır; rejimi ve inkılâpları benimsemiştir. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı ve bir hareket duydu mu, ‘Bu memleketin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır demeyecektir. Hemen müdahale edecektir.
Polis gelecektir, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, ‘Polis henüz inkılâp ve cumhuriyetinin polisi değildir’ diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır. Mahkeme onu mahkûm edecektir. Yine düşünecek, ‘Demek adliyeyi de ıslah etmek, rejime göre düzenlemek lazım’ diyecek.
Onu hapse atacaklar. Kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber bana, İsmet Paşa’ya, Meclise telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için tahliyesine çalışılmasını, kayırılmasını istemeyecek. Diyecek ki: ‘Ben inanç ve kanaatimin icabını yaptım. Müdahale ve hareketimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı meydana getiren sebepleri ve amilleri düzeltmek de benim vazifemdir.’ İşte benim anladığım Türk genci ve Türk gençliği!” Sf. 80
Ancak, ömrü boyunca Atatürk’ün yanında olan Falih Rıfkı Atay, aynı konuyla ilgili olarak 10 Nisan 1967 tarihinde Savcılığa verdiği ifadede şöyle diyecekti: “Bursa Nutku diye Atatürk’ün söylediği bir nutuk yoktur (…) Bursa gazetecisinin yazdıkları kulak rivayetleridir. Atatürk son derece nizamcı ve devlet otoritecisi idi (…) [Bugün] Memlekette anarşi havası yaratmak kastı vardır. Atatürk bu kasta alet edilmek istenmiştir.” Sf. 82
Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 79 ile 82 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın