Şah Kulu’nun Anadolu’da ortaya çıkardığı hareket büyük boyutlar kazandı. Onu izleyenler, hükümetten memnun olmayan köylüler ve Türkmen aşiretleriydi. Osmanlı Devleti o dönemde bütün arazi ve hayvanları Tahrir Defterleri’ne kaydederek ekonomik hayatı denetim altına almak ve ülkede yaşayan insanları vergi mükellefi yapmak istiyordu. Oysa göçebe gruplar, devletin merkezi denetimine girmek istemedikleri gibi, hayvanlarına yiyecek bulamadıkları zaman vatandaşın ekini ile hayvanlarını doyurmakta bir sakınca görmüyorlardı. Şah İsmail ise bu göçebe insanlardan vergi almayacağını ve eski düzenin devam edeceğini söylüyordu. Sf. 63
Selahattin Tansel’e göre hükümet kuvvetlerine karşı kazandıkları bu zaferden sonra Şah Kulu, “Ben Şah İsmail’in halifesiyim, devlet ve saltanat bana aittir, nikâh lüzumsuzdur” diyerek helal ile haram arasında fark gözetmemeye başladı. Taraftarları onun mehdi, peygamber, Allah olduğunu bile iddia ettiler. Şah Kulu kendisi mucizeler yaratır gibi yaparak kısa sürede çok sayıda taraftar topladı. Sf. 64
Osmanlı hükümeti, Şah kulu olayından sonra Isparta ve Antalya taraflarında ele geçirdiği Alevileri Mora’ya sürdü. Sf. 66
Alıntı; İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan, (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf. 63 ile 66 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın