1909 yılında, kutsal Paskalya haftasının, 1-3 ve 12-14 Nisan günleri, Adana çevresiyle birlikte alevler içindeydi. Kana susamış kalabalık Adana’nın Ermeni mahallelerine ve çevre köylere saldırıyor, bütün dükkânları yağmalıyor, kadın çocuk demeden silahsız ve korumasız Ermenileri katlediyordu.
Adana katliamı önceden planlanmış bir mahiyet içermekteydi. İçişleri danışmanı Adil Bey’in Kilikya bölgesindeki bütün memurlara gönderdiği telgraf bunu kanıtlıyor. O telgrafta şöyle denmekteydi: “Yabancı dini kuruluşlara ve konsolosluklara zarar gelmemesi için büyük bir özen gösterilsin” [Cizmecyan 1930: sayfa 174].
Osmanlı Hükümeti, Edirne’den Ermeni Osmanlı Mebusu Hakob Papikyan’ın Adana’ya hareket etmesini, olayı yerinde incelemesini ve Meclis-i Mebusan için Türkçe resmî bir rapor hazırlamakla görevlendirir. H. Papikyan Adana’ya gider, olan biteni detaylı bir şekilde araştırır ve Türkçe olarak kendi hazırladığı teferruatlı Raporda der ki: “…kurban sayısı 30.000’e ulaşmakla kalmıyor,” ayrıca “katliamların yerel makamların bilgisi dâhilinde ve emriyle düzenlendiği apaçık ortadadır” [Papikyan 1919: sayfa 28]. Sf. 47
Alıntı; Ermeni Soykırımı (Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları) – Verjine Svazlian, Ermeniceden Tercüme Edenler; Tigran Ter Voğormiyacıyan ve Petros Çavikyan, (Belge Yayınları, Kasım 2013, Sf. 47) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın