Devlet memurluklarının satılması, uzunca bir süre için siyasal yönden akıllıca bir yöntem oldu. Bu yöntem, burjuvaziye, krallık bürokrasisine girme yolunu açtığı ölçüde, krallığın bu sınıftan müttefikler edinmesini sağlıyordu. Sf. 91
Aynı zamanda bu yöntemin yapısında saklı bulunan, zamanın ilerlemesiyle önemi de artan bazı özürleri vardı. Bir devlet memurluğunun satılması, uygulamada, o mevkiin babadan oğula geçen bir özel mülk durumuna gelmesi demekti. Böyle olunca da kral, giderek kendine bağımlı olan görevliler üzerindeki denetimini yitirmeye başladı. IV. Henry’nin yönetimi sırasında, ünlü 1604 toprak sahibi sayılma hakkı memurluk sahiplerine bir vergi ödeme karşılığında eksiksiz bir mülkiyet hakkını verdi ve böylece bürokratik mevkilerin bir mülke dönüşmesi onaylanmış oldu. Bu durumun yarattığı sorunlara bir çözüm getirmek üzere kralların başvurdukları tipik yöntem, bazı memurların yaptıklarını gözetim altıda tutmak üzere yeni memurluklar, müfettişlikler yaratmaktı. Ancak bu mevkiler bile zamanla dolaylı yollardan satılır duruma geldi. Sf. 91
Memurlukların satılması, aynı zamanda kralın bağımsızlığının temellerini de oydu. Gerçekten, kendisine toplum içinde kimsenin karşı koyamadığı, böyle bir şeyin düşünülmesinin bile söz konusu olmadığı Avrupa’nın en güçlü kralının, tarihçilere, buyruklarına hiç de uyulmayan, bu yüzden boyun eğmemezliği (itaatsizliği) son derece normal bir şeymiş gibi karşılamak zorunda kalan bir kral olarak görünüşü gibi garip bir paradoksun temelinde bu durum yatmaktadır. Sf. 92
Memurlukları ellerinde tutanlar, kendilerini kralın baskılarından korumak için omuz omuza verdiler; yerel çıkarların, kazanılmış ayrıcalıkların inatçı savunucuları durumuna geldiler. Sf. 93
Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi, 4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 91 ile 93 arası) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın