Bunun için, ister Japonya’yı bile içine alan üstü örtülü biçimiyle kapitalist modelde, ister daha dolaysız biçimiyle sosyalist modelde görüldüğü gibi olsun, kitlesel çapta bir zorlamaya başvurmak bir zorunluluk olarak görünüyor. Sorunun acıklı yanı, ister sosyalistlerin ister kapitalistlerin yönetimi altında olsun, çağdaşlaşmanın en ağır bedelini yoksulların ödemeleridir. Bu bedeli ödetmeyi haklı gösterebilecek tek şey, buna başvurulmazsa durumlarının daha da kötüleşeceği gerçeğidir. Durum böyle olunca, karşı karşıya kalınan ikilem gerçekten acımasızdır. Bu ikilemle yüzleşme sorumluluğunu taşıyanlara karşı derin bir sempati besleyebiliriz. Böyle bir ikilemin varlığını yadsımaksa, hem aydın sorumluluğuna sığmaz, hem de siyasal sorumsuzluğun dik âlâsıdır. Sf. 478
Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi, 4. Baskı Temmuz 2016 – Sf. 478) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın