1244’te Mevlana, Şemseddin (Şemsi Tebrizi) adlı gezgin bir dervişin etkisi altına girmiş ve onu, kuşağının kâmil insanı olarak bilmiştir. Gerçekten de Şemseddin, Peygamberin yeniden dirilmişi olduğuna inanıyor ve “Muhammed” olarak adlandırılmasında ısrar ediyordu. Kuşkulu bir ünü vardı ve kendisinin bu tür önemsiz şeylerin üstünde olduğunu düşünerek şeriata uymamakla tanınıyordu. Mevlana’nın öğrencileri Efendilerinin açıkça görünen düşkünlüğünden haklı olarak endişeye kapılmışlardı. Şems bir ayaklanmada öldürülünce, Mevlana teselli bulmaz hale geldi ve kendisini daha fazla mistik müzik ve dansa verdi. Sf. 352
Alıntı; Tanrı’nın Tarihi – Karen Armstrong, Çevirenler; Oktay Özel, Hamide Koyukan, Kudret Emiroğlu, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 352) kitabından birebir alınmıştır.
Yorum bırakın