Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • Daha sonra Kelley’yle tanışan Hess, yıllardır başına bela olan karın ağrılarından şikâyet etti. Ancak ilâç kullanmayı reddederek, bitkisel ve homeopatik tedavileri ve vitaminleri tercih ettiğini söyledi. (Almanya’da, Hess kendi adını taşıyan bir alternatif tıp hastanesi kurmuştu, “oradaki tek mecburiyet, çalışacak kişilerin tıp doktoru olmamasıydı,” diye bildirmişti Kelley). Sf. 107 Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack…

  • Yeniden silahlanmayı desteklemek için “tereyağından önce silah” sloganını bulan Hess, parti toplantılarında sık sık konuşur, Hitler’i kitlelere takdim eder ve savaşa giden yolda Almanya’yı halkın desteklemesini isterdi. Renksiz ve yalan dolansız Hess’in, etkileyici bir karizması yoktu. Pasifçe Hitler’in muhakemesine saygı gösteriyordu. Hess’in karısını bile Hitler’in seçtiği söyleniyordu. Sf. 105 Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack…

  • Konuşmalarının birkaçında, Göring hayvanlara olan duygusal bağından söz etti. Birçok avcı gibi o da avlanmayı seviyordu ve Nazi Almanya’sının avcılık ve orman kanunlarını, hayvanlara iyi muamele edilmesi için yeniden düzenlemişti. Ayrıca hayvan deneylerine karşı merhametli ve devrimci bir yasa geliştirmişti. Yasayı ihlal edenler, kendilerini tecrit kamplarında bulmuşlardı. Sf. 79 Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack…

  • “Bir Alman, hoş bir adam demektir; iki Alman birleşince organizasyon kurar; üç Alman bir araya gelince savaş çıkar. Öte yandan, bir İngiliz tek başına aptaldır; iki İngiliz hemen bir kulüp kurar; üç İngiliz bir araya geldiğindeyse İmparatorluk. Bir İtalyan her zaman tenordur; iki İtalyan düet yapar; üç İtalyan bir araya gelince de inzivaya çekilirler. Bir…

  • Komutan, Göring’in bir Alman savaş esiri olan hizmetliye, “Bu yemek köpeklerime verdiğim yemek kadar bile iyi değil,” diyerek ağlayıp sızlandığına dair bir hikâye anlatmıştı. Savaş esiri de, “Evet, söylenenler doğruysa, biz Hava Kuvvetleri’nde sizin emrinizdeyken köpeklerinizi bizden daha iyi besliyormuşsunuz,” demişti. Sf. 23 Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai,  Çeviren; Tolga Yalur, (Pegasus Yayınları,…

  • Yahudi filozof Musa ibn Meymun, bir keresinde, kişi sadece “bilmiyorum” demeyi öğrense başarılı olur, demiştir. Sf. 324 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 324) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yakın arkadaşlarının olmaması (Reagan gibi) ve içe dönüklüğü (Carter gibi) nedeniyle Nixon kendi sınırlarını biliyordu. “Dandik bir kişiliğe sahip olduğumu biliyorum,” demişti bir keresinde. Dehşet küfrederdi: Beyaz Saray tapelerinde açığa çıkan, en fazla kullandığı sözler, “saksocu” ve “lanet Yahudiler” idi. (Kennedy, “sikiş” ve “siktir” sözcüklerini tercih ederken, Johnson kurmay toplantılarını başkanlık tuvaletinden sürdürür, işeme ve…

  • Roosevelt fazla felsefe ve şiir okumaz, tarihi tercih ederdi. Entelektüel tartışmaya katılma baskısı hissettiğinde, duraksardı. Bir keresinde genç bir muhabir neredeyse tartışmaya yer bırakmayacak şekilde, “Sayın Başkan,” dedi, “yoksa siz bir Komünist misiniz?” “Hayır.” “Peki, kapitalist misiniz?” “Hayır.” “Sosyalist misiniz?” “Hayır,” dedi FDR biraz şaşırarak. “O zaman sizin felsefeniz nedir?” “Felsefe mi?” dedi Başkan, iyice…

  • 1957’de gazeteci Martin Agronsky’yle yaptığı bir mülakatta şöyle diyordu: “Psikologlar suçluluk kompleksinin iki tepkiye yol açabileceğini söylerler. Biri pişmanlık ve değişme arzusudur. Öteki tepki ise suçluluk duyulan şeyi daha fazla yapmaktır.” Sf. 132 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016…

  • 1948 yılının Ocak ayında genç bir Hindu, bir dini tören sırasında Gandi’ye yaklaştı ve onu vurdu. Böylece, Hindistan, katilin sözleriyle, “dışarıda İslam’la içeride Gandi’yle yüz yüze bırakılması halinde yaşayacağı karanlık ve ölümcül bir gelecek”ten kurtuldu. Sf. 121, 122 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki…

  • Gandi; “Tanrı’nın yarattığı hiçbir insan bir başka insanın kendisinden aşağı olduğunu düşünemez.” Sf. 116 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 116) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir başka hemşehrisi, “Lincoln, tehlikeyi ya da intiharı önlemek için… arkadaşları tarafından bir yere kilitleniyordu.” İnsanlar Lincoln’ın delirip delirmeyeceğini merak ediyorlardı. Sf. 88 1840’larda, Lincoln arkadaşı olan bir siyasetçiye, zaman zaman “dehşet verici bir melankolinin kurbanı” olduğunu söylemişti, bu yüzden asla cep bıçağı taşımıyordu; bıçak yanındayken kendine güvenemiyordu. Sf. 88 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik…

  • Churchill’in siyasi akıl hocası, Birinci Dünya Savaşı döneminde Başbakan David Lloyd George bile Hitler’in “zihninde tek bir amaç olan doğuştan lider, çekici ve dinamik bir şahsiyet” olduğunu söylüyor ve şu sonuca varıyordu: “Ülkemizin başında böylesine üstün niteliklere sahip bir adamın olmasını isterdim.” Sf. 83 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) –…

  • Kretschmer bu örüntüye dikkati çekmişti ve sadece kriz zamanlarında çoğalan ve hayatta kalan bakteri metaforuyla açıklamıştı. “Parlak coşkulu, radikal fanatik ve peygamber, tıpkı düzenbazlar ve caniler gibi daima oradadırlar, hava onlarla doludur,” fakat onlar ancak kriz sırasında gelişebilirler. “Barış zamanında, onlar bizim hastamız olurlar”, der Kretschmer ünlü sözlerini yazarak: “O zaman onları biz yönetiriz. Kriz…

  • Deneyi, ABD’nin Stanford Üniversitesinde Psikoloji Profesörü olarak görev yapan Dr. Phillip Zimbardo yürütmüştür. 75 erkek, lisans öğrencisi deneye katkıda bulunmak için başvurmuş, aralarından 24’ü seçilmiştir (seçilen öğrenciler psikolojik olarak en istikrarlı olanlardır). Bazıları rastgele bir şekilde “gardiyan” olarak atanmış, geri kalanı ise “mahkûm” olmuştur. Sf. 231 İki hafta sürmesi planlanan deney altı gün sonra aniden…

  • Bu ifadeye katılmamanız kendinizi belli bir seviyede üstün gördüğünüze işaret eder, Henry Ford’un da sergilediği psikopatik bir eğilim. İşi Detroit Edison Company adlı şirkette öğrendikten sonra “Bir daha emir almamaya karar verdim, istifa ediyorum” demiş, terfi etmeyi ve maaşına yapılan zammı reddetmiştir. Sf. 74 Alıntı; Hayatımızdaki Psikopatlar (The Devil You Know) – Kerry Daynes ve…

  • Akrep ile kurbağa nehir kıyısında karşılaşır. Nehrin karşı tarafına geçmek isteyen akrep, kurbağadan kendisini karşıya taşımasını ister. Temkinli davranan kurbağa “Peki beni sokmayacağım nereden bilebilirim?” diye sorar. “Tabii ki sokmam” diye yanıtlar akrep. “Seni sokarsam ben de seninle beraber ölürüm.” Aldığı cevaptan tatmin olan kurbağa akrebin isteğim kabul eder ve akrep kurbağanın sırtına atlar. Yolun…

  • Bu bağlamda, Lev Tolstoy’un, topluma ters düşen bir aşk ilişkisinin feci sonuçlarıyla ilgili romanı Anna Karerıina’nın giriş cümlesini anımsamaktan kendimi alamıyorum: “Mutlu aileler hep birbirine benzer; her mutsuz aile kendine özgü bir şekilde mutsuzdur.” Burada Tolstoy, bilimsel açıdan ziyade edebiyat açısından güçlü olan bu cümleyle, anksiyetenin ve depresyonun pek çok biçime kavuşabileceğini, fakat güvenlik, huzur…

  • “Çömlek Endüstrisi kralı olan Josiah Wedgwood’un Kızı Suzannah ve zengin Bir Shropshire doktoru, renkli bir sima, özgür düşünceli şair-bilim adamı ve doktor olan Erasmus Darwin’in oğlu, Robert Darwin’in oğlu olarak 1809 yılında doğan Charles Robert Darwin, başlangıçta evrimci bir bilim adamı olarak başarısız bir görüntü sergiliyordu. Sorunsuz bir biçimde İngiliz aydın orta sınıfına aitti, yine…

  • Bir ET olarak John’un görevi, üçüncü dünya ülkelerini alt- yapı yatırımları için inanılmaz – hatta gerekenden çok yüksek miktarlarda borç almaya ikna etmek ve bu kalkınma projelerinin Halliburton ve Bechtel gibi ABD firmalarına verilmelerini garanti etmek idi. Bu ülkeler bir kere büyük miktarlarda borç yükü altına girince, ABD hükümeti ve ona bağlı uluslararası yardım kuruluşları,…