Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • “Ben dokuz aylıkken babam ölmüş.” Atatürk üzüldüğümü yüzümden okumuş olacak ki, birden sesini yumuşattı: “Anneni tanıyorsun ya yeter” dedi. Ve biraz durduktan sonra ekledi: “Ben de babamı tanımıyorum ya…” Sf. 27 Alıntı;  Atatürk’ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor – Cemal Granda, (Kristal Kitaplar, 1. Baskı Mart 2007 – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.

  • Cumhuriyet rejiminin kurulmasına rağmen herkes Atatürk’e “Paşam” diye hitap ederdi. Beylik, paşalık kalktığı halde bu “Paşa” lık, Atatürk için kalkmadı. Bu, ölünceye dek sürdü. Sf. 26 Alıntı;  Atatürk’ün Uşağı Cemal Granda Anlatıyor – Cemal Granda, (Kristal Kitaplar, 1. Baskı Mart 2007 – Sf. 26) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak katliam sırasında öğrenci olan bir grup avukatın dava dosyasını kapatmaya niyeti yoktu. Avukatlar, 1995’te 16 Mart Davası’nın yeniden görülmesi için bir basın toplantısı düzenleyerek olayla ilgili bilgi ve belge sahibi olan herkese yardım çağrısında bulundu. Çağrıya yanıt aynı yıl hiç beklenmeyen bir adresten geldi. Elazığlı ülkücü Zülküf İsot’un ülküdaşı ve hemşerisi Latif Aktı tarafından…

  • Ankara 1 Nolu Askeri Mahkeme 1985’te Türk hukuk tarihine geçen bir karar verdi: “Sanık İbrahim Çiftçi’nin maktul Doğan Öz’ü taammüden öldürdüğü mahkememizce sabit görülmüş, ancak Askeri Yargıtay Daireler Kurulu kararları mahkememizi bağlayıcı nitelikte bulunduğundan sanık İbrahim Çiftçi hakkındaki 7/8’lik oyçokluğuna dayanan bozma ilamına uyularak, sırf bu hukuki zorunluluk nedeniyle sanık İbrahim Çiftçi’nin beraatına karar verilmiştir.”…

  • Süleyman Demirel bu bilginin MİT’ten geldiğini açıkladı. (1) Uğur Mumcu ise bilginin MİT tarafından değil Tercüman gazetesi sahibi Kemal Ilıcak tarafından Demirel’e verildiğini yazdı. Ilıcak’a bu bilgiyi aktaran ise Alman İstihbarat Örgütü’nün Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgenin şefi olan Dr. Hans Ekart Kannapin’di. O dönemde Alparslan Türkeş’in hep yanında olan Kannapin, ülkücülerin CIA ilişkisini sağlayan…

  • Adada görev yapan özel harpçi subayların neredeyse tamamı general oldu; Kemal Yamak, Sabri Yirmibeşoğlu, Engin Alan, Hasan Kundakçı, Doğan Beyazıt, Cumhur Evcil. Sf.198 Alıntı;  Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 2007 – Sf. 198) kitabından birebir alınmıştır.

  • Türkiye seçim atmosferine girmişti. 14 Ekim 1973’te yapılacak genel seçimlere az zaman kalmıştı. Seçim havasının solunduğu bir ortamda CHP’nin Olağan Kurultayı 4 Mayıs 1972’de Ankara’da toplandı. Kurultay’da İsmet İnönü’nün desteklediği parti meclisi listesi ve genel sekreter adayı Kemal Satır’ın seçimi kaybetmesi ve Bülent Ecevit yanlılarının seçimi kazanması üzerine İsmet İnönü Genel Başkanlık’tan istifa etti. 14…

  • Sunalp, Ziverbey Köşkü’ndeki işkenceli sorgulardan sorumlu isimlerden biriydi. Emekli olduktan sonra gazetelere verdiği demeçlerde sorgulara katıldığını kabul etti. Sf. 161 Sunalp anlatıyor; “Uygulanan sorgulama yöntemi özel bir teknik aslında özel olarak yetişmiş insanlardır bunlar… Bir kıza copla tecavüz edildiği iddia edilmişti. İddia eden kız da ciddi şekilde ağır derecede komünistti. Özür dileyerek söylüyorum, taş gibi…

  • Ziverbey Köşkü’nde işkence görenlerden biri de Doktor Memduh Eren’di. Fenerbahçe’de oynayacak kadar iyi bir futbolcu olan Eren, psikiyatristti. Eren, günlerce süren Ziverbey Köşkü’ndeki işkence sorgulamalarının birinde tanıdık ses duydu. Günlerce kendisine işkence yapmayı sürdüren bu kişinin kim olduğunu bir türlü çıkartamıyordu. Ama sesi çok iyi tanıyordu. Sf.157 Mahkemede kendisin savunurken. “Bir Galatasaray – Fenerbahçe maçında…

  • Yolgeçen, saldırılar başlamadan önce Taksim Meydanı,  Sıraselviler, Rum Kilisesi Aya Triada önünde kısa konuşmalar yaparak yağmacıları topladı. Her konuşmasında kendisini farklı derneklerin başkanı olarak tanıtan Yolgeçen konuşmaları boyunca omuzlarda taşındı. Yağmalamalar başladığında yine en önde o vardı. Sonunda 7 Eylül akşamı diğer öğrenci dernekleri ve Kıbrıs Türk’tür Cemiyeti’nin yöneticileriyle birlikte yakalandı. Burada, “Askerlik görevini yapmamış,…

  • Adnan Menderes ve arkadaşlarının yargılandığı Yassıada Mahkemelerinde polisin neden olayları seyrettiğinin cevabı ortaya çıkacaktı. Polise “Hırsızlık ve yangın olayları dışındakilere göz yumun emri verilmişti. Sf. 80 Olaylar sırasında İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Berkan Tümerkan Yassıada’da o geceyi söyle anlattı: “Olaylardan üç saat evvel, yani saat dörtte bize Emniyet Müdürlüğü’nün merkezinden bir emir geldi.…

  • (6-7 Eylül 1955 İstanbul) Yağmalanan yerler sadece ev ve işyerleri değildi. Kilise ve mezarlıklara da zarar verildi. Kilislerin içindeki kutsal eşya ve resimler, haçlar yakıldı. Şişli ve Balıklı’daki Rum-Ortodoks mezarlıklarında da zarar vermek için korkunç yöntemler izlenmişti. Mezar taşlarının parçalanmasıyla yetinilmemiş, mezarlar açılıp içindeki iskeletler yakılmıştı. Şişli Mezarlığı’nda yeni ölmüş Rum vatandaş Nicolas Eliasco’un mezarı…

  • Bu amaçla İzmir Menteş’te ilk Özel Harp Dairesi kampı açıldı. Kampın başına da yine Daniş Karabelen getirildi. Bu kampta Türk ordusundaki ilk paraşüt birliğini oluşturan Daniş Karabelen, aynı kampta ilk özel harp ekibini de yetiştirdi. Sf. 50 Amerika tarafından sağlanan finansla Eğridir Dağ Komando Okulu’nda da özel harpçiler yetiştirilmeye başlandı. Bu yeni özel harp okulunun…

  •  Sol hareketlerin “siyasi bir oyunla ya da yıkıcı faaliyetlerle” iktidarı ele geçirebileceğini söyleyen Galula, gizli orduya halkı ayaklanmacılardan yani solculardan ayırmak için teröre yani kontrgerilla operasyonlarına başvurması gerektiğini belirtiyor. Galula, bu operasyonlardan ilkini “şuursuz terörizm” olarak adlandırıyor: “Şuursuz terörizmden maksat, alaka toplamak ve halkın dikkati bir defa çekildikten sonra gizli olarak bulunan taraftarları cezp etmektir.…

  • Özel harp eğitim alacak ilk ekip 16 kişiden oluşuyordu. 1948’da Amerika’ya giden bu ekip içinde Turancılık davasından kamuoyunun adını duyduğu ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin Türkiye’deki bağlantılı ismi olan Yüzbaşı Alparslan Türkeş vardı. Sf. 27 Alıntı; Özel Harp Dairesi (Türkiye’nin Gizli Tarihi) – Ecevit Kılıç, (Güncel Yayıncılık, 3. Baskı Kasım 007 – Sf. 27)…

  • İleride 40 yıl boyunca adı kontrgerilla faaliyetleri içinde anılacak olan Türkeş, 25 Kasım 1917’de Lefkoşa’da doğdu. İlk askeri üniformayı Kuleli Askeri Lisesi’nde giyen Türkeş bu okulu 1936’da, Kara Harp Okulu’nu da 1938 yılında tamamladı. Bir yıl da Piyade Atış Okulu’nda eğitim gördü. Alparslan Türkeş, İkinci Dünya Savaşı başlamadan önce, 1939 yılının başlarında İnönü’ye bir mektup…

  • 26 Nisan 1944’de, aralarında Turancı hareketin önemli isimlerinin de bulunduğu grup, o dönemde Anafartalar Caddesi üzerinde bulunan Adliye’den Ulus’a doğru yürüyüşe geçti. Bu yürüyüş ilk ciddi komünizm karşıtı eylemdi. Yürüyüş boyunca “Kahrolsun Komünistler” sloganı atan gruba polis engel oldu. Eylemden sonra ırkçı grubun liderleri olarak 23 kişi tutuklandı, haklarında dava açıldı. Bu isimler şunlardı: Reha…

  • Nakil ve tehcir sırasında meydana gelen vakaların sebebine gelince: Bunu yukarda açıkladığım Kürt ve Türk unsurlarıyla Ermeni unsuru arasında altmış – yetmiş seneden beri devam edegelen düşmanlık hissine atfetmek zaruridir. Asırlardan beri bir arada yaşayan bu üç milleti yekdiğerine can düşmanı yapan Moskof siyasetinin Allah belasını versin. 1915 tehciri esnasında yapıldığını duyduğum cinayetler cidden nefrete…

  • İstanbul’da İttihat ve Terakki erkânıyla taraftarlarının hepsinin ortadan kaldırılması maksadıyla yapılan 31 Mart vakasının cereyanı sırasında Adana vilayetlerinde de Türklerle Ermeniler arasında büyük bir katliam baş göstermişti.   1909 senesi Ağustos ortalarında Adana valiliğine tayin olunduğum için Osmanlı meşrutiyet tarihinin en elim vakalarından biri olan bu katliamın psikolojik sebeplerini benim kadar tetkik etmiş kimse yoktur…

  • Fotoğraf sanatçısı ve belgesel film yönetmeni Laurence Salzmann ile eşi Ayşe Gürsan Salzmann, 1980’li yıllarda Urfa’yı ziyaret ettiklerinde ihtida etmesi (dininden dönmesi) ile katliama yol açan ve Ankara’da askerlik yaptığı için katliamdan sağ kurtulan Ahmet Kemal ile tanışmayı ve görüşmeyi başardılar. Salzmann çifti Urfa çarşısında manifatura mağazası sahibi olan Ahmet Kemal ile aralarında geçen görüşmeyi…