Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Anekdotlar
-
Bir kurbanın, ellerinden asılıyken, nefes alması imkânsızdır. Kurbanın ayakları haça sabitlenmedikçe kişinin göğsündeki basınç ortadan kalkacak ve rahatlayacaktı. Fakat can çekişmesine, şiddetli acıya rağmen, ayaklarından sabitleştirilip asılan bir adam genellikle en azından bir veya iki gün hayatta kalabilecekti. Gerçekten mağdurun, bitkinlikten, susuzluktan veya eğer çivi kullanıldıysa kan zehirlemesinden ölmesi en fazla bir hafta alacaktı. Sf.…
-
Bu olay doğru olsa bile kaçınılmaz gerçek şu ki; İsa, Roma yönetimi, Roma mahkemesi, Roma mahkûmiyeti, Roma askeri ve Roma infazının bir kurbanıydı. Bu infaz ki sadece Roma’nın düşmanlarına uygulanan bir şeydi. İsa’nın çarmıha gerilmesi Yahudiliğe karşı suçlardan değil imparatorluğa karşı işlenen suçlardan dolayıdır. Sf. 415 Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal…
-
Allegorik çalışmalar birçok kişinin elde edemeyeceği ilişkileri bir tek kelimeyle açıklamaya yetecek avantaja sahiptir. Bu çeşit çalışmaları herkes elde edebilir, fakat çalışmaların içerdiği anlam seçkin bir sınıfa hitap eder. Halk kitlesi dışında gönderici ve alıcı birbirlerini anlarlar. Bazı çalışmaların açıklanamaz başarısı kullanılan kinaye sanatının kalitesinden gelmektedir. Kinaye sanatı sadece bir moda olmakla kalmayıp aynı zamanda…
-
Kısaca Nostradamus’un kehanetlerinden çoğu tümüyle keramet ve ilham olmayabilir. Kerametler, harekete başlanması için gizli mesaj, şifreler, yönergeler veya bir tür planlar olabilir. Şüphe yok ki Nostradamus’un kehanetleri tümüyle keramet olmayabilir. Kehanetlerde Tapınak Şövalyeleri, Merovenj Hanedanı ve Lorrain Sarayının tarihine gönderme vardır. Sf. 189 Alıntı; Tapınak Şövalyeleri (Savaşçı Keşişler Tarikatı, Kutsal Kan, Kutsal Kâse) – Michael…
-
Aşağıdaki kişiler Gizli Evraklarda sırasıyla belirtilen Sion Manastırının Büyük Üstatlarıdır. Bunlara resmi olarak eski Fransızca’da ‘dümenci’ veya ‘denizci’ manasına gelen ’Nautonnier’ denirdi. Jean de Gisors 1188-1220 Marie de Saint – Clair 1220-66 Guillaume de Gisors 1266-1307 Edouard de Bar 1307-36 Jeanne de Bar 1336-51 Jeanne de Saint Clair 1351-66 Blanche…
-
1209’da Kuzey Avrupa’dan 30.000 kişilik şövalyeler ve yaya askerlerden oluşan ordu kasırga gibi güneye, şimdiki Güney Fransa olarak bilinen Prienelerin kuzey-güney eteklerine, indiler. Yapılan savaşta bütün topraklar dağıtıldı, ekinler yok edildi, kasaba ve şehirler yerle bir edildi, tüm halk kılıçtan geçirildi. Bu imha hareketinin hacmi o kadar büyük, o kadar dehşetliydi ki, bu olay modern…
-
Hatırlayacaksın, Sultanahmet’te duvar yazılarım vardı; gecenin belli veya belirsiz saatlerinde aklıma ya da içime düşenleri duvara yazıyordum. Bunlardan birisi şöyle; «Ben görmeyince daha iyi görüyorum». Dün sabah aldığım notu da aktarayım: «Dizlerim tutmuyor, aklım açıldı». Her ikisinde de bir bağlantı var; teorik insan, somut’tan uzaklaştığı ölçüde gerçek’e daha çok yaklaşıyor. Sf. 57 Alıntı; Ermeni Rahiple…
-
Pişman sanıklardan Aclan Sayılgan, daha sonra, bu 167 kişinin dökümünü şöyle veriyor. «Yüksekokul mezunu 35 kişi, yüksekokul öğrencisi 29 kişi, lise mezunu 19 kişi, ortaokul mezunu 22 kişi, ilkokul mezunu 10 kişi, cahil 52 kişi» Bu aktarmayı pişman sanık Aclan Sayılgan’dan özellikle yapıyorum; sanıkların elli ikisinin cahil olduğunu yazıyor. Sanıkların içinde önemli ölçüde tütün işçisi…
-
Gençliğinde Albay Türkeş ile birlikte Turancılıktan tutuklanan, orta yaşlılığında Adalet Partisi’nden senatör olan, şimdi Suudi Arabistan’da İslâm ülküsü için çalışan tabip üsteğmen Fethi Tevetoğlu. s.36 Alıntı; İtirafçıların İtirafı (TKP Pişmanları) – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1988 – s.36) kitabından birebir alınmıştır.
-
Leon Poliakov’dan öğrendiğimize göre, İbraniler, “pislik” dedikleri zaman “kilise” demektedirler; “kötülük alameti”, haç yerine geçiyor ve “kirletmek” ise “vaftiz etmek” deyişini ikame etmektedir. Kendi aralarında bir şifreleri veya dilleri olduğunu anlıyoruz. Bizde, bunlara ilave sözcükler olması mümkündür, eskiden televizyon kameralı kapılar yoktu ve cumbadan kapıdakiler görünmeyebiliyordu; bu durumda evdeki, “acı soğan getirdin mi” sorusunu yöneltirse,…
-
Halkın “Maviler” ve “Yeşiller” olarak iki hizbe, bölünmesi de bu dönemde başlamasa bile, Justinyen Çağı’nda önem kazanmıştı; bu bölünme sportif olduğu kadar ve daha çok, politik idi. O dönemde politika hipodromda, daha sonra “At Meydanı” denilen şimdiki Sultanahmet alanı ve çevresi, yapılıyordu; “Maviler” yüksek tabakaları ve “Yeşiller” ise yoksulları çağrıştırıyordu, “Mevlevi” vs “Bektaşi” bölünmesine benzetebiliriz.…
-
Enderunlu Fazıl’dan, “Gösterme halka, giy donun örtüp bacağını, Dil olma gayri kapa kutunun kapağını” Dizelerinde, işte bu manada, kullanılmaktadır. Genelev dilinde de aynı anlamdadır; İrfan Yalçın’ın “Genelevde Yas” nam eserinde, “Yaprak ‘muayeneden’ çıkar çıkmaz, gülümseyerek, ‘beğendi mi kutunu’ diye soruyordu” ifadesi yer alıyor ki, “kutu”, umumhane argosunda, ferç karşılığı olup şüphe kalmamaktadır. Sf. 211 Alıntı;…
-
Babalara oğulların, oğullara babaların idamını seyrettirmeyi seviyordu; hasta olduğunu söyleyerek mazeret bildiren babaya bir tahtırevan veya sedye gönderiyordu. Oğlu idam edilen senatörleri akşam ziyafete çağırıyor ve güldürmek için şakalar yapıyordu. Bu ziyafetlerde çok zaman senatör eş veya kızlarını, herkesin önünde muayene edip birisini alıp gidiyor ve bir süre sonra döndüğünde, geri getirdiği kadın veya kızın…
-
Asil bir baba-oğul Augustus’a esir düşmüştü, ikisinden birisine yaşam bağışlamıştı, seçimi baba-oğula bırakmıştı, baba ölümü seçti, yaşamı oğluna bıraktı ve idam edildi, ama Şefin daha sonra oğlun da intihar etmesine “izin verdiğini öğreniyoruz; her iki töreni de seyrettiği kayıtlıdır. Sf. 87 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 –…
-
Burada Montesquieu’yü hatırlamak yerindedir; Montesquieu, üçe ayırdığı devlet türlerinden, monarşinin onur’a, demokrasinin erdem’e ve despotizmin de korku’ya dayandığını yazmıştır, demokrasi ya da hürriyet düzeni ile korku, birbirinin zıddı olmaktadır. Korku’nun bireyi köleleştirdiği kesindir; feodalitede, insanların, kendiliğinden ve isteyerek, ayrıca bir törenle, köleliğe geçtiklerine işaret etmiştim. Sf. 78 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz…
-
Hayâsız idi ve hayâsızlıkta hiçbir sınır bilmiyordu; sarayında yapılan bir nikâh töreni bitince, genç gelin için, “o benim karım” diyebiliyordu. Başkasının eşini almaya, Augustus-usülü evlilik dendiğini not etmiştim, ancak, Augustus, Tiberius’un babasına, eşi Livia’yı boşamasını söylemiş ve öylece evlenmişti. Senatörler, Caligula’nın bulunduğu yerlere eşlerini ve kızlarını getirmekten korkmaya başladılar; istediğini o anda alıp bir arka…
-
Caligula imparator oluşunu kutlama törenlerine, imparatorluğunun ilk iki-üç ayında, 160 insanı kurban ettiği kayıtlıdır. Daha sonraki zamanlarında, oyunlarda, vahşi hayvanlara atılan küçük hayvanların pahalanması nedeniyle, toplanmış yoksullar ile mahkûmların kullanıldığı hep aktarıldığına göre, 160 kurbanın çoğunun yoksul ve/veya tutuklu olduklarını tahmin edebiliyoruz. Diğeri, Senatör Publus Afranius Potitus ise, Caligula yaşarsa intihar edeceğini söylemişti; iyileşti ve…
-
Yaşamak mı, hep öğrenmek’tir ve öğrenmenin sevinci başka hiçbir yerde yoktur. O kadar öyle ki, Stefan Zweig, “öğrenmenin sevinci kalmadı” notunu yazdı ve intihar etti ve bende her gün bu sevinç yükselmektedir. Sf. 11 Alıntı; Caligula (Saralı Cumhur) – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Birinci Basım Mart 2007 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.