Kategori: Anekdotlar
-
Burada, kendi kökenleri hakkında bizzat Dersimlilerin görüşlerinden bazılarını da ekleyeyim. Hepsi olmasa da büyük bir kısmı, atalarının Ermeni olduğu görüşündedir. Buna tamamen kanaat getirmişlerdir ve karşılarındakini de bu görüşlerinde hiçbir acayiplik olmadığına ikna etmeye çalışırlar. Yolculuğum esnasında meşhur bir seyidin yanında misafirdim. Onların gelenekleriyle ve geçmişleriyle ilgileniyordum. Ataları hakkında bilgi rica edince seyit şunları anlattı:…
-
Bütün Dersim’de, ayrı ayrı aşiretler halinde, 200 bin dolayında İslam olmayan Kürt yaşar. Bunlara genellikle Kızılbaş adını verirler. Bunların bir bölümüne de Çırak söndüren (1) derler. Bugüne değin hangi ırka veya millete ait oldukları, yani hangi soydan geldiklerine dair somut bir kanıt yok. Şimdiye kadar hemen tümüyle başına buyruk kalarak, yurdumuzda bir tür cumhur idaresiyle…
-
Dujik veya Movses Khorenatsi’ye göre Arüdz; Dujik-Baba dağının adıyla anılan Dujik, Kuti Deresi’nin güney batısında, Ovacık’ın doğu sınırının yakınındadır. Burası bağımsız Dersimin en büyük bölgesidir. Dujik’te 65-70 bine yakın Kızılbaş Kürt yaşar; çeşitli aşiretlere bölünmüşlerdir. En büyük aşiret reisi aynı zamanda Dersimin genel dini lideri Kureşanlılar aşiretinden Seyit İbrahim Beg’dir. 35-40 bin kadar silahlı genç…
-
Köy Adları Ermeni Kürt (Alevi) Hane Nüfus Hane Nüfus 1 Peri 653 5.224 100 500 2 Hoşe 10 80 – – 3 Pağnik 15 120 4 20 4 Kuşin 20 160 3 15 5 Kulaksız / Til 16 128 3 15 6 Hayvali …
-
Çadana (çetene); Bu ağacın zamkından günlük kokusu gelir; bıçak veya kılıç yaralarının üzerine bağlanarak yarayı iyileştirmede kullanılır. Sf. 89 Alıntı; Dersim (Seyahatname) – Antranik, Ermeniceden Çeviren; Payline Tomasyan, (Aras Yayıncılık, Kasım 2012, Sf. 89) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tuz madeninin yanından geçerek, iki saat boyunca korkunç bir yokuş indik ve Munzur çayının sol kıyısına, Tirişmeg’in (Türüşmek’in) karşısına vardık. Kılavuzumuz Mesrop, çayda yıkanan gençlerden birine seslenip, geçudun nerede olduğunu sordu. Kürt delikanlı geçudu (geçidi) gösterdi; ama biz kendisinin önümüze düşüp bizzat önderlik etmesini istedik, ne kadar isterse karşılığını ödeyeceğimizi söyledik. Kürt kabul etti, ben…
-
Mardik; “Hikimet de (hükümet de) neymiş? Biz o hikimeti tanımayız, çunki o kanunsuzdur, adalet dağıtmayı da bilmiyor. Biz yalnız silah tanırız. ” (Antranik) “Ne yapabilirsiniz ki? Altı üstü kaç kişisiniz ki silahı tanıyorsunuz.” “Biz kalabalığız, bitünümüz de silahlanır, gider onların analarını ağlatırız.” “Hükümet de onların tarafına geçip sizin ananızı ağlatırsa ne yaparsınız o zaman?” “Hikimet…
-
“Bir gün de, aklıma geliyor, bitün begler ve ağalar bir- birleriyle barıştılar, kef yapmak için bitünü de buraya toplandılar. Ağama söyliyim, bir de ne görelim! Bitün begler ve ağalar kendi Ermenilerini toplayıp dediler ki: “Hepiniz bu yazıdaki çukurlara (derinliği bir arşın) gireceksiniz; begler ve ağalar üzerinizde cirit oynayacak.” “Ah Kara gün, kara gün,” deyip ağladı…
-
Harput ovasının doğusu, Uluova ayna gibi gözlerimizin önündeydi. Diyebilirim ki Küçük Ermenistan’ın ve Büyük Ermenistan’ın güzel ovalarının en güzeliydi. Aradzani veya Murat’ın sol tarafında, Dersim ve Toros dağlarıyla çevrili olan ova nüfusça da kalabalık birçok Ermeni köyü, suni ormanları, bahçeleri, bağlarıyla duruyordu. Sf. 32 Ovanın güneyinde sapasağlam bir kale gibi duran Toros sıradağlarının güzel, verimli…
-
Bir keresinde II. Şah Hüseyin Beg tanıdık bir Kürt’e on tane kuzu ile bir mektup verir, bunları Erzincan’a götürüp, 4. Ordu komutanı Müşir Paşaya teslim etmesini tembihler. Kuzularla mektubu teslim alan Kürt, Erzincan’a doğru yola çıkar. İlk günü uzun zamandır uzak kaldığı köyüne varır, istirahat etmek için evine gider; koyunlardan birini keser, yaptığı hırsızlıktan kâğıdın…
-
Evvelâ Dimyat’tan çıkıp karşı tarafı, baştanbaşa verimsiz bir yerdir. Ama Dimyat tarafı pirinçli, verimli, şeker kamışlı izbelerdir. (İzbe, bu diyarda köylere denir) pirinçlerinin yeryüzünde emsali yoktur. Ama buğdayı ve bakla nevileri yoktur. Sf. 500 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi X – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal…
-
Şam sokaklarında sürü sürü keçiler gezer. Her birinin memesinde beşer altışar okka sütü vardır. Tulum gibi sarkıp gezer. Sahibi (Halebüssisül asfar?) diye süt satar. Süt isteyene hemen sağıp verir. Fazlasını yine keçiye verir. Daha Şam’da ne garip şeyler vardır. Defterdar- zâde Mehmed Paşa Vâli iken yaptığı nüfus yazımında 600 bin adam yazılmıştır. Böyle bir adam…
-
Bu Kan Cercis bizi gördüğü vakit evvelâ bir köşeye gizlendi. Tercümanı çağırıp (Bu çiğ adamlar nedir!) dedi. Onlar da (Mısır vezirinden kardeşiniz Fonc sultanına giderler) dediler. O vakit (Ya bunlar böyle aktır, yüzlerinin derisini yüzenlerden şikâyete mi geldi? Bunları böyle beyaz, çiy idenin hakkından gelinsin!) dedi. Hakir hayret ettim ve tercümana dedim ki: «Biz Mekke…
-
Yiyecek ve içecek pazarlarından meyhane, bozahâne gibi yerler ayrı bir semtte kurulmuş olup acâip ve garip seyredilecek yerlerdir. Bütün kefere ve sapıklar buralarda mevcut olup toplam üç yüz kırk aded meyhâne vardır. Her birine yüzer, iki yüzer atlı yolcular konup, içip göçerler, misafir olurlar, dinlenirler. Hem hândırlar, hem meyhânedirler. Ev sahibi kefereler hayâsızca şarap satıp,…
-
Şahlarının ölüsünü yerler. Ateş yaksalar ateşe taparlar. Onun için ölülerini ateşte yakarlar. Ama bunların bir iyi halleri var: Asla yalan söylemezler, yalan nedir bilmezler. Zina, .livata … nedir hiç bilmezler. Bütün kadınları yüzleri açık gezerler. Erkekleri ne kadar çirkinse kadınları o kadar güzeldir. s. 504 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi VII – Mehmet Zilli Oğlu Evliya…
-
Hatta bir gün Muncak Şah’ın bir oğlu ölmüş onu ateşte kebap ederek yağını ve kanını akıttıktan sonra yemişler. Hem güle oynaya yemişler. Hâkim geçerken beni de sofraya çağırıp: «Gel padişahımın oğlundan sen de yemiş ol» dediler. «Ya adam eti yenir mi?» dedim. Onlar da «Bah yenir, ya biz onun etini yiyoruz ki canı birimizin canına…
-
Kalmuk kavmi Hulûlî mezhep (ruhların birinden birine geçtiğine inanma) oldukları için ölümden korkmazlar, «ölürsem ruhum filan kadının karnındaki filana canım girer veyahut karımın karnına canım girip yine dünyaya gelirim,» diye ölümden korkmazlar. s. 503, 504 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi VII – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik,…
-
Bu Vadilerde tuz madeni olmadığı için gözleri gayet küçüktür. Ama batıdan doğuyu seçerler. Sanki gözleri dürbün aynasıdır. Ama beş on adım yerden bakan adam Kalmuğun gözleri gibi yoktur zanneder. Anadan doğdukları zaman bazısının gözleri köpek gibi bir hafta sonra açılır. Bazısının gözleri açılmayıp ustura ile gözlerini kesip açarlar ve tuz sürerler. Bu kavmin başları Adana…
-
Buralarda hiç gıybet, kötülük, gevezelik, sövme kötü düşünce, kibir, kin ve düşmanlık yoktur. Ama başka kavimlere düşmanlık ederler. Üzerlerine gidip mallarını yağmalarlar. Bütün Kalmuk kavmi on iki padişahlıktır. Her biri beşer, altışar yüz bin adama sahiptir. Hepsinin dilleri birbirlerine başka olup on iki dilleri olduğu inşallah yerleriyle birlikte yazılacaktır. Karanlık dünyaya varınca dünyayı sarmış çeşitli…
-
Ama Tatar kavmi ömürleri boyunca su içmek ve yemek yemek nedir bilmezler. Eğer ekmek yeyip su içerlerse hemen o saat ölürler. Devamlı at sütü, deve sütü, boza ve talkan içerler. At sütüne kımız derler. Deve ve sığır, at, koyun keçi, domuz, yaban devesi, yaban atı, yaban mandası ve yaban eşeği yerler. Yaban sığırını tutup arabaya…