Kategori: Anekdotlar
-
Çerkezlerin Âyini: Yemeğe başlarken ağaç sofraları meydana getirirler. Bir bal mumu yakarlar. Herkes balmumuna bir kere «Dânü dânü Mâmelük» deyip muma tapınır. Ondan sonra yemek yemeğe başlarlar. Yine yemekten sonra muma öyle deyip sofrayı kaldırırlar. Bir garip âdettir. s. 420 Bu Çerkez kavmine kâfir desek o an aman zaman dinlemeden adamı öldürüverirler. «Lâilaheillallah» derler ama…
-
Özdemir oğlu Osman Paşa atları soylu diye beş baş Çerkez esirine bir at alırlar ve verirler. Ama gayet hırsız kavimdirler. Hani bu diyarda hırsızlık etmeyenlere «yiğit değildir» diye kız vermezler. Onun için gece olunca siyah elbiseler giyip hırsızlığa giderler. Kızları, oğlanları, hatta kart adamları bile evde, dağda, tarlada bulduklarını alıp sağ salim köyüne dönerse kurtulur.…
-
Sabah olunca gördüler ki Kisüyan kaçmış. «Serâ Kisû» dediler. Yani «Kisu melik kaçtı» dediler. Hâlâ namları sera Kisu’dur. Zamanla bozularak (Serâkis) oldu. Ondan da galat (Çer Kese» diye şöhret kazandılar. Ama Rum lisanında Çerkez ve Çerkeş derler. Tatar lisanında Ser Kis, Acem lisanında Serkeş, yani baş çekici, gidici demektir. Doğrusu serkeş kavimdir. Çağatay lisanında Çârkes…
-
“El-mâ’nâ fî batnı’ş-şâir” (Şiirin mânası şâirin karnındadır) sözü. Sf. 666 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi IV – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 666) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kürdistan: Makdisî tarihine göre, Tufan’dan sonra ilk kurulan bu Cudi şehridir. Sonra Sencar kalesi ve sonra da bu Meyyâfarikîn kalesi yapılmıştır. Amma Cudi şehri sahibi, Hazret-i Nuh ümmetinden Melik Kördum’dur. Altı yüz yıl yaşamıştır. Kürdistan diyarlarını dolaşıp bu Meyyâfarikîn’e gelmiş, su ve havasından hoşlanarak burada yerleşmiştir. Çocukları ve soyu gayet çok olup İbrî ve Acem…
-
Şu da gariptir: Bu Kürtlerin çevresine bir çizgi çizsen, o çizginin dışına çıkmaları imkânsızdır. Ancak biri gelip o yuvarlak çizginin bir tarafını bozarsa o çizgiden dışarı çıkar! Yoksa o çizginin içinde öleceğini bilse dışarı çıkmaz. Bu diyarda bir köpek doğursa şenlik yaparlar. Bir siyah köpek ölse, soğan suyu ile yıkayıp kefenleyerek ahlıya vahlıya köpek mezarlığına…
-
Kadınlarının elbiseleri topuklarına iner. Tam bir sene karınlarında çocuğu taşımayınca doğurmazlar. Çocuklarına önce siyah köpek sütü verirler. Bunların ülkelerinde bir köpeğe bir taş atsan, o taşı atana aman zaman vermeyip öldürürler. Zira büyük küçük hepsinin de evlerinde beşer onar köpekleri vardır. Yemeği önce köpeğe verirler. Onu doyurduktan sonra kendileri yerler. Köpekleri ile birlikte yatarlar. Bin…
-
Halkın çoğu kısa boylu, başları kele yakın, boyunları yok gibi, sanki başları hemen omuzdan bitmiştir. Amma omuzları geniş, göğüsleri enli, kemerleri kalın, pazıları ve baldırları boğun, ayakları geniştir. Gerçi Ferhad gibi güçlüdürler amma iyi ata binemezler. Gözleri siyah ve yuvarlak, kaşları gayet gürdür. Bunlara diğer Kürt’ler «sekiz bıyıklı» derler. Zira ikisi bıyığı, ikisi kaşı, ikisi…
-
Saçlı Kürtlerinin durumu: Sencar’ın bir tarafına Saçlı Dağı denmesinin sebebi, bütün halkının kadın gibi fitil fitil saçlı olmasıdır. Gayet pis ve pinti bir toplumdur. Başlarında bit ve pire yuva yapmıştır. Elbiseleri alaca sof, şâl ve şapkedendir. Kuşakları ipekten olup, sarıkları da alaca serbend ve ipektir. Ayaklarına pöçüklü, palsandi, sadisî hezârî, kepkepli ve kuyruklu pabuçlar giyerler;…
-
Altı aded medresesi olup, Mekteplerinin sayısı elli adeddir. Yüz yirmi aded de soylu kimseler için hamam vardır. Sultanî çarşısı altı yüz dükkândır. Halkı Türkçe ve Kürtçeyi güzel konuşurlar. Bütün halk Türk ve Kürtlerdir. Adı Harput’tur. Diğer bir söylenişe göre, burada havarilere gölge yapmış dikenli bir söğüt ağacı varmış. Onun için Harbit demişlerdir. Bazıları da, buranın…
-
Halk ağzında, «Sana bir iş edeyim ki Timurlenk Sivas’a etmemiş ola» derler. s. 155 Timur, Nasreddin Hoca ile görüştüğünde Hoca, Timur’a: —Niçin Sivas’ta kırk bin çocuk ve nurlu Muhammed ümmetini Tatar atları altında ezip yetmiş bin Allah yaratığını öldürdünüz? Dediğinde Timur: —Vallahi Sivaslılar, ‘Kur’an-ı Azim yaratılmıştır’ diyerek, uydurma sözleri hükmü kaldırılmış âyetlere benzedip, Kur’an’ı Kur’anlıktan…
-
İttil Kabilesinin durumu: Moğol dilinde «İttil», köpek lisanlı demektir. Bunlar harp meydanında bir çeşit ”Av av, va, va,” eden, kudurmuş köpek gibi uluyan inatçı bir kavimdir. Mardin kalesi yakınında Sancak dağındaki Saçlı Kürtleri de Melek Ahmed Paşa efendimizle kırdığımız vakit, yirmi bin kadar olan o pis kavimler de böyle idi. Mezhepsiz, kötü huylu, leş yiyen,…
-
Ermeni yoktur. Zaten buralarda Rum da yok, meğerki ticaret için gele. Fakat Yahudi ve Şiî çoktur. Mülhidler, zındıklar, Caferî, cebrî, kaderî, Hurufi ve öteki sapık fırkaları çoktur. Sf. 566 Alıntı; Evliya Çelebi Seyahatnamesi II – Mehmet Zilli Oğlu Evliya Çelebi, Sadeleştiren; Tevfik Temelkuran ve Necati Aktaş, Hazırlayan; Mümin Çevik, (Üçdal Neşriyat, Sf. 566) kitabından birebir…
-
Fatih Sultan Mehmed Han, denizler gibi askerle karadan ve denizden Trabzon’u kuşatıp, 865 tarihinde ve yetmiş gün kuşatmadan sonra Rumların elinden aldı. Su ve havasının güzelliğinden hazzederek, adına «Tarb-ı Etzun» dedi. Doğrusu, eğlence yeridir. Bir adı da Batumzir (Aşağı Batum)’dur. Bir adı Lezki şehridir. Bazıları Tarb-ı Efsun derler. Amma halk Trabzon der. Fetihten sonra, Mehmed…
-
Ebu’l-feth Mehmed Hân tabiatı seven büyük bir padişahtı. Bir gün bütün hekimleri toplayıp, onlara, «Acaba İstanbul’un en güzel suyu hangisidir?» diye sordu. Onlar da, Eski Saray’da bulunan Şem’un pınarının suyunun lezzetli, hafif ve hoş bir su olduğunu söylediler. Diğer pınarların sularını da beşer miskal ağırlıktaki pamuklarla birlikte tarttılar, sonra pamukları ölçülmüş sulara batırıp güneşte kuruttular.…
-
Sonra Fâtih, iki rekât hacet ve şükür namazı kılmak için Ayasofya kilisesine girmek istediler. Fakat Ayasofya’nın dört tarafında oturan rahipler kiliseye kapanmışlar, damlardan, pencerelerden ve kulelerden İslâm askerleri üzerine zemberek, neft ve katran yağdırmaktaydılar. Fatih, hemen, Ayasofya’nın etrafını sardırdı. Üç gün üç gece çarpışıldıktan sonra, elli üçüncü günde Ayasofya ele geçirildi. Önce Sultan Mehmed, Ayasofya…
-
Türk adıyla anılmaktan hayâ duyuyorum diyen Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen. Sf. 152 Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 152) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yasalar örümcek ağına benzer, güçlü olanlar deler geçer güçsüzler takılır kalırlar. Sf. 133 Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 133) kitabından birebir alınmıştır.
-
“1993’de gazeteci Hasan Cemal yanıma geldi. Bana İsmet Sezgin’den ‘Üslubunu düzeltsin, hükümetin söylediklerini de fazla hesaba almasın’ şeklindeki notunu getirdi.. Özal’ın ölümünden sonra Semra Hanım’a başsağlığı mesajı gönderdim. Sağlığında benim için söylediği ‘Söyleyin ona yaptığın her şey yanlış değildir’ bu söz beni çok etkiledi” Sf. 131 Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6.…
-
28 Aralık 2005 tarihli gazetelerde Abdullah Gül’ün oğlu Ahmet Münir Gül’ün adı kazaya karışıyor, kaza sonucu bir kişi hayatını kaybediyor, bir kişi ise yaralanıyordu. Bu olaydan önce Tayyip Erdoğan’ın oğlu Sanatçı Sevim Tanürek’e çarparak onun ölümüne sebep oluyordu. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın oğlu Abdullah Unakıtan 34 DM 8144 plakalı Range Rover cipiyle başka bir araca…