Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright’in; “Türkiye, Türklere bırakılamayacak kadar değerlidir” sözleri aklıma geliyordu. Sf. 91 Alıntı; Musa’nın Gül’ü – Ergün Poyraz, (Togan Yayınları 6. Basım Mayıs 2007 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştır.

  • Devletin yeni kurulacak askeri sistem için insan ve vergi kaynaklarına gereksinimi olduğundan, 1831’de Osmanlı’da ilk kez nüfus sayımı yapılır. Arabistan yarımadasından asker alınmadığı için, burası hariç, erkek nüfus sayılır. Sonuçta ülkede yaklaşık 4 milyon Hıristiyan’a karşı 8 milyon Müslüman bulunduğu anlaşılır. Sf. 212 Dış ticareti geliştirmek için, tekel usulünü kaldırır, iltizam usulünün kaldırılması yolunda da…

  • Devlet adamları şöyle derler: “Nizam-ı Cedit Kanunları hakkında şikâyet kabul olunmaz. İstanbul zengin yeridir, buraya fukara yakışmaz…” Sf. 208 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 208) kitabından birebir alınmıştır.

  • Murat III, İstanbul’dan hiç ayrılmayan ilk padişahtır. Cariyelerinin ve çocuklarının sayısı hakkında çeşitli söylentiler çıkmıştır, öldüğü zaman 49 çocuğunun hayatta olduğu, cariyelerinden 7’sinin hamile olduğu anlaşılmaktadır. Hammer “Harem eğlencelerinde o kadar az itidal gösterdi ki hasekilerin sayısı kırka, çocuklarının sayısı yüze, cariyelerinin sayısı beş yüze çıkmış, cariye fiyatı İstanbul’da yüz misline çıkmıştı,” der. Ölünce, 19…

  • Yavuz Selim’in tahttan indirdiği babası Bayazıt iki milyon akçe tahsisatla (ödenekle) Dimetoka’ya giderken yolda ölür. Yavuz babasını belki de zehirlemiştir. Sf. 139 Alıntı; Osmanlı’nın Düzeni (Türklerin Tarihi, Altıncı Kitap) – Doğan Avcıoğlu, Yayına Hazırlayan; Doğan Yurdakul, (Kırmızı Kedi Yayınevi 1. Basım 2013 – Sf. 139) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bizanslı tarihçi Dukas şöyle yazar: “Bayazıt Prusa’da (Bursa) oturuyordu… Sarayında temiz ve mütenasip vücutları ve güzel yüzleriyle seçilmiş erkek çocuklar ve kızlar vardı; orada genç ve taze erkek çocuklar ve güneşin ziyasından daha parlak kızlar mevcut idi. Bu çocuklar ve kızlar kimlerdi? Romaioilerin, Sırmiumluların, Ulahların, Albanitialıların, Hunların, Saksların (Saksonlar), Plegonialıların (Bulgarlar) ve Latinlerin çocukları idi.…

  • Sivas sarayında yaşamış Fars edebiyatçısı Aziz Ibni Ardaşır Âstarabadi, “Bazn ve Razm” (Ziyafet ve Savaş) eserinde Murat I için “bilgi ve düşüncesi açık basit bir Moğol” der. Chalkokondyles ise ‘Kana susamış saldırgan. Onun için önemli olan ganimet isterisi değil, kan” der ama Hıristiyan beylerine ölçülü ve soylu davrandığını belirtir. Ona karşılık Gibbons, “Bizans Kilisesi mensuplarının…

  • İorga, bir eserinde aynen şu görüşleri ileri sürmüştür: “Osmanlılar monarşik birliği ve mutlakıyetin sulh ve sükûnunu, bir tek efendinin hükmünü getirdiler. Osmanlılar bir kavim olarak değil, bir ordu, bir hanedan, bir hâkim sınıf olarak ortaya çıktılar.” “Bizans, Slav ve Osmanlı siyasi nizamları bir tek bütün içinde birbirleriyle kaynaştı.” Mahalli feodal hâkimiyetler, devrin umumi tarihi temayülünü…

  • Gibbons ve Wittek’in tezlerinin içinde yer alan “Osmanlı İmparatorluğu’nun Rumeli’de kurulduktan sonra Anadolu’yu içine aldığı iddiası” da kuruluş tartışmalarının unsurlarındandır ve yine Köprülü tarafından eleştirilmiştir. Gibbons’a göre Osmanlıların büyümesi yeni grupların ona katılmasıyla mümkün olmuştur. Osmanlılar, ancak Balkanlar’daki fetihlerden sonra Anadolu’daki topraklarını genişletebilmişlerdir. Balkanlar’daki fetihleri, tahrip ve yağma maksadıyla yapılmış bir akın değil, planlı bir…

  • Bir insan, yüzden fazla kitabın özetini el yazısıyla nasıl yazar? Çeşitli dillerdeki onca kitaptan sayfa sayfa el yazısıyla not almak ne demektir? Böyle bir çalışmayı gözünüzün önüne getirebilir misiniz? İşte Doğan Avcıoğlu budur. Bence, tek kişilik bir araştırma merkezi gibi çalışmıştır. Zaten Uğur Mumcu da ona “tek kişilik üniversite” sıfatını yakıştırmaktadır. Bilgisayarın olmadığı bir dönemde…

  • Suriye, ülkenin kuzeydoğu köşesinde bulunan Cezire bölgesinde yerleşmiş yaklaşık 1 milyonluk bir Kürt nüfusa sahiptir. Suriye Kürtlerinin çoğunluğu, Türk baskısı nedeniyle 1920’lerde sınırın öte yakasına kaçarak Türkiye’den bu bölgeye gelmiş sığınmacıların torunlarıdır. Bu yüzden kuvvetli bir Türk karşıtlığı eğilimine sahip olan bu toplulukların Irak’taki komşu Kürt bölgelerine erişimleri gayet kolaydır. Sf. 181 Alıntı; Yeni Türkiye…

  • Osmanlı yönetimine karşı 1916 “Arap İsyanı” şeklindeki romantik kavramın ki Arabistanlı Lawrence tarafından popüler hale getirilmiştir, Arap milliyetçiliği ile pek ilgisi yoktur. Bu hareket büyük ölçüde Hicaz yönetiminin miras yoluyla intikal eden yerel bir imparatorluk arayışı, şeriat hukukunu devam ettirme arzusu ve Osmanlı vergilerinden duyulan korkunun eseriydi. “İsyan”ın kendisi, imparatorluğun kaderi üzerinde stratejik açıdan önemsiz…

  • Hüseyin Baybaşin açıklıyor: “Behçet Cantürk ne iş yapıyor ise Yahya Demirel’le ortaktı. Yahya Demirel, yeraltı dünyasıyla ilişkilerini sürdürebilmek için Behçet Cantürk’ü kullanıyordu. Yani Cantürk’ün saygınlığından, kişiliğinden yararlanıyordu. Yahya Demirel haftanın belli günlerini Behçet Cantürk’ün Mecidiyeköy’deki yazıhanesinde geçiriyordu. Behçet Cantürk’ün yaptığı tüm gayrimeşru işlerden Demirellerin haberi vardır. Behçet Cantürk Türkiye’nin en büyük kredi kullanma imkânına sahipti.…

  • Behçet Cantürk’ün tahliye edilmesinin ikinci bir nedenini de, Jean Jacques Rousseau’nun şu sözü açıklıyor “Zengin, yasayı para kesesinde-taşır!.. ” Sf. 188 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • ABD, Türkiye’de haşhaş ekiminin yasaklanması için, siyasî ve ekonomik tüm gücünü kullandığı 1972 yılında, ülkesinde uyuşturucu kullananların sayısı 500.000 kişiydi. Bugün bu rakam yirmi katını aştı… ABD’de, 11 milyon kişi sürekli uyuşturucu kullanıyor. Bu ülkede “uyuşturucunun ticarî hacmi” 50 milyar doları geçti. Mafyanın kazancı ITT, General Motors, General Electric, Ford Motor, IBM, Chrysler, RCA gibi…

  • -Sen bir de Kıbrıs’a eroin gönderiyormuşsun? -Evet, orda Mehmet Gözen var, bu işle görevlendirilmiştir. -Nerede bu Mehmet Gözen şimdi? -Şu anda nerede olduğunu bilmiyorum. Rauf Denktaş’ın oğluyla birlikte iş yapıyorlardı. -Evet, Raif Denktaş, İngiltere’ye sevk ediyormuş…  Sf. 110, 111 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 110,…

  • Yardımseverdi. İstanbul’daki yoksul Ermenilere, üniversitede okuyan Kürt Öğrencilere el altından maddî yardımda bulunuyordu. Sf. 65 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 65) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zürich’te, Sarı Avni’nin yazıhanesinde buluştular. Çaylar içilip hal hatır sorulduktan sonra, iş konuşmaya başladılar. 100 kilo baz morfine ihtiyaç vardı. Behçet Cantürk, Sarı Avni’ye, “Askerlerin bizim işe bir zararları yok. Bu nedenle, o iş kolay. Bir çaresine bakarız.” Sf. 49 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf.…

  • Katırlar yerlerini motorlu taşıtlara bırakıyordu… Sadece Cantürkler değildi otobüs işine girenler. Liceli bazı aileler arka arkaya otobüs alıp şirketlere ortak oluyorlardı. Ekmekçi ailesi, Lâçin ailesiyle birlikte Hazar Turizm Seyahat Acentesini kurdular. Canpolat ailesi ve Erşenel ailesi, Özdiyarbakır firmasına otobüs vererek ortak oldular. Delidere ailesi, otobüs alıp Kâmil Koç firmasıyla birlikte çalışmaya başladı… Sf. 27 Çalışkandı.…

  • İran 1969 yılında topraklarında haşhaş tarımının tekrar yapılmasına izin vermişti. İlginçtir, bu kez Türkiye haşhaş ekimini yasaklıyordu. Türkiye önemli bir döviz kapısını kapatıyordu. Afyon üretiminde dünya üçüncüsüydü. Milyonlarca dolarlık geliri vardı. 90 bin aile haşhaş ekimiyle geçiniyordu. Bu aileler, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne 1967’de 119 ton, 1968’de 125 ton, 1969’da 128,1970’te 63 ve 1971 yılında da…