Kategori: Anekdotlar
-
İran’da hemen hemen hiç doktor yoktu. Bu ülkede ilk tıp okulu 1950 yılında açıldı. Afyon her türdeki hastalığa karşı ilaç olarak kullanılıyordu. İranlılar, ilaç olarak kullandıkları bu uyuşturucunun ileride alışkanlık yaratacağını bilmiyorlardı. Her iki nedenle, İran halkının büyük bir bölümü afyonkeş olmuştu. Öyle ki, İran hükümeti 1931’de “afyon çekme evleri” kurdu; salgın ülkeyi sarmıştı. Küçük…
-
Malatyalılar, İran’a kaçak yollardan afyon ve hintkeneviri götürüyorlardı. Malatyalı Vahdet, arkadaşı Bahri’ye malların nakliyesinde taşıyıcılara ihtiyaçları olduğunu söyledi. İş oldukça kazançlıydı. Liceli Bahri düşünmeden kabul etti. Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.
-
O da herkes gibi farklı kimliklerin bir bileşimiydi: uyuşturucu kaçakçısı, başarılı işadamı, sosyal-demokrat, Ermeni kökenli, Kürt milliyetçisi, “aile” reisi, Türkiyeli… Sf. 10 Alıntı; Behçet Cantürk’ün Anıları – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 15. Baskı Ekim 2005 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.
-
“MHP artık Türkçü bir parti değildir” diyerek partiden kopan Ali Balseven, Ankara Kurtuluş Parkı’nda “davadan döndü” denilerek öldürüldü!.. s. 22 Alıntı; Reis (Gladio’nun Türk Tetikçisi) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitap, 28. Baskı Ağustos 2004 – s. 22) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Kozinoğlu’nun not alış biçimine göre yazıldı) İleride örnekleri görülmüştür. Örneğin DAVOS’ta “one minute” dedikten sonra Türkiye’ye döner dönmez Dışişleri’ne verdiği ilk emir, gizli gizli “İSRAİL ile nasıl barışırız, araştırın” olmuştur. (Kaynak: Dışişleri Müsteşarı Feridun SİNİRLİOĞLU.) s. 201 Alıntı; Kâşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar, El Yazıları Tıpkı Basım – Kâşif Kozinoğlu, Hazırlayan; Ergün Gedek (Aydınlık Yayınları,…
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Rivayet olunur ki halife Mu’tasım bir gün Kadı Yahya bin Eksem ile şarap meclisinde oturmaktaydı. Mu’tasım meclisten kalkarak odasına gidip bir müddet sonra geri döndü ve bir kadeh içti. Sonra tekrar kalkarak başka bir odasına gidip bir müddet sonra geri döndü bir kadeh şarap daha içti. Bu şekilde üç…
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Muattile mezhebini cihana ilk getiren, Acem diyarında Nûşirevân-ı Âdil’in babası Melik Kubâd, Fîrûz devrinde kendisine mûbed-i mûbedân denen Mezdek bin Bamdâdân nâm (adında) birisi idi. s. 271 Mezdek padişahın ve halkın çoğunun iyiden iyiye mezhebine iman etmiş olduğunu görünce herkesin malını kamuya açarak: “Halkta mal mülk ve altın hususlarında…
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Büyük zararlara yol açacağından ve padişahın haşmet ve şanına halel getireceğinden ötürü hükümdarın astları üst yapmaması lazımdır. Bunlar özellikle ehl-i setr olup akılları bu işlere ermeyen kadınlardır. Zira bunlar nezih bir neslin devamı için vardırlar. s. 255 Tarihin bütün devirlerinde hükümdarın karısı hükümdara egemen olduğunda rezâlet, şer, fitne ve…
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Memleket meselelerinde acele etmemek gerekir. Kulaklarına çalınan bir meseleden kuşkuya düştüklerinde işin hakikatinin doğrusu yalanıyla ortaya çıkması için meselenin araştırılmasını emretmelidir. Esasında acelecilik güçlünün değil zayıf adamın kârıdır. İki davacı huzura gelip maruzatlarını arz ettiklerinde padişahın gönlünün kimden yana olduğunun taraflarca malum olmaması lazımdır. Padişahın gönlünün bir tarafa meylettiği…
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Devlet işlerinde takip edilecek siyaset, âlimler ve cihan görmüşlerle istişare edilerek tespit edilmelidir. s. 127 Meselelere dair istişare eylememek kişinin muhakemeden yoksunluk ve başına buyruk olmaklık alametidir. s. 128 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s.…
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Sultan Mahmud Irak’ı fethettiği zamanlarda eşkıyalar, Deyr-i geçî kervansarayında kervan yolcularından bir kadının malını gasp ettiler. Bu eşkıyalar Kirmân eyaletinin hemen yanı başındaki Kuçu Beluçlardandır. Kadıncağız Sultan Mahmud’un dergâhına vararak şikâyetini şöylece arz etti: “Eşkıyalar malımı Deyr-i geçî’de gasp ettiler. Ya malımı onlardan geri al yahut malınım bedelini bana…
-
(Nizam’ül-Mülk’ün Sultan Melikşah’a sunduğu Siyasetname kitabından;) Yanı başında yahut uzağında kalmış ordu ve raiyyetin (vatandaşlarının) durumlarını araştırıp onlardan haberdar olmak padişahlığın gereklerindendir. Hükümdar böyle yapmaz ise şanına noksan gelir ve halk bunu onun gafil, ihmalkâr ve gaddar biri olduğuna yorarak: “Memlekette yolsuzluk, bozgunculuğun alıp başını gitmesi padişahın umurunda değil.” der. Şayet padişah olan bitenden haberdar…
-
(Nizam’ül Mülk’ün Melik Şah’a sunduğu Siyasetname Kitabından;) Saltanat küfür ile devam bulur; amma zulüm ve gaddarlıkla payidâr kalmaz. s. 15 Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. 15) kitabından birebir alınmıştır.
-
İtalyanların; “Tradduttore, traditore”, “mütercim, haindir.” Vecizesini hatırlayarak, onu Türkçeye “Mütercim, metne ancak ihanet ederek onun ruhuna sadık kalabilir.” Şeklinde çevirebiliriz. s. XXVI Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. XXVI) kitabından birebir alınmıştır.