Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • Kadınlarla ilgili görüşleri de yine aynı sertliktedir: “Tarihin bütün devirlerinde hükümdarın karısı hükümdara egemen olduğunda rezalet, şer, fitne ve fesattan başka bir şey ele geçmemiştir.” s. XX Alıntı; Siyasetname – Nizamü’l-Mülk, Farsçadan Çeviren; Mehmet Taha Ayar (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, VI. Basım Haziran 2014 – s. XX) kitabından birebir alınmıştır.

  • Melikşah bu olay üzerine vezirine gönderdiği mektupta, “Sen benim devletimi ve memleketimi istila eyledin, evlatlarına ve damatlarına verdin. Bunlar benim adamlarıma saygı göstermiyor, halka zulüm yapıyorlar; sen de bunları tedip etmiyorsun. İster misin ki vezirlik divitini elinden ve sarığını başından alayım ve halkı tahakkümünüzden kurtarayım?” diyerek ağır bir hitap kullanmıştır. Fakat Nizamü’l-Mülk de cevap vermekte…

  • Bir gün Tolstoy’un evinden çıkarken Çehov’un “Büyük bilgeler generallerden daha despot oluyor” diye yakındığı söylenir. Sf. 97 Alıntı; Anılar ve Düşünceler – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 1. Baskı Ekim 2010 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Beni etkileyen ve yoğun bir iç hesaplaşmayı özetlediğine inandığım bir sözünü unutmadım: “Darbeden sonra ya o (Talat Aydemir) beni öldürecekti, ya da ben onu. Başka çare yoktu. Bunu ikimiz de anlamıştık”. Sf. 23 Alıntı; Anılar ve Düşünceler – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 1. Baskı Ekim 2010 – Sf. 23) kitabından birebir…

  • Japonların daha 1870’lerde ilkokul mecburiyetini başardıklarını söylemekle, orada insanda verimliliğin artırılması için daha başlangıçta işin ne kadar ciddi olarak ele alındığı anlaşılmış olur. Ve insana yatırım için hemen Batı’nın tekniğini (organizasyon tekniği dâhil) Japonya’ya transfer için dışarıya çok sayıda ve devamlı öğrenci gönderilmesi planlandı. s. 209 Alıntı; Cuntacılıktan Sivil Topluma – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan;…

  • Egemenlik: Bunun esas ölçüsü şudur: Egemen olan, kendisi hakkında karar alabilmeli ve bu kararların uygulanışının nihaî kontrolünü yapabilmelidir. Bir ulusun egemenliği, ulusun kendi kararlarını kendisinin alıp alamaması ve onları nihaî olarak kontrol edip edememesi ile belirir. O halde, bir ülkede alınacak ulusal kararları (kanun vesaire biçiminde) alıp bunların uygulanmasının nihaî kontrolünü yapanlar, ulus içinde egemen…

  • Türkiye’nin tarihi zaten bir gün yeniden yazılacaktır. s. 133 Alıntı; İdris Küçükömer’le Türkiye Üzerine Tartışmalar, Yöneten; Ali Gevgili – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 1. Baskı Ağustos 2010 – s. 133) kitabından birebir alınmıştır.

  • Böylece, ilk defa, sosyal ilişkileri toplumcu olan bir çoğunluk Türkiye’de seçimleri kazanmış oluyor. Onun için Üçüncü Cumhuriyet’i kutlayabiliriz. Millî Selâmet Partisi bu anlamda toplumcudur: Bugünkü AP, DP, CHP’nin aksine toplumcudur. s. 120 Alıntı; İdris Küçükömer’le Türkiye Üzerine Tartışmalar, Yöneten; Ali Gevgili – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 1. Baskı Ağustos 2010 –…

  • Birinci Cumhuriyet döneminin ideolojik, ekonomik, hukuki karakterlerine bakmak gerekir: Eğitimde tek tip insan yetiştirme, insana tapma motifi hâkimdir. Bu, demokratik sıfatı ile bağdaşamaz. Bilimler, birbirinden ayrılmış; ayrı bir iktisat, ayrı bir hukuk, ayrı bir sosyoloji öğretilmiş, bunlar da doğal bilimlerden ayrılmıştır. Oysa gerçek hayattaki ilişkiler bunlar arasındadır. Bütünü kapsayan, bütünün hipotezini yapan insan Türkiye’de yetiştirilmemiştir.…

  • İdris Küçükömer, bu açıkoturumlardan sonra üzerinde tarih olmayan bir yazı yazmıştır. Yazıda açıkoturumu ve özellikle Şevket Süreyya ile Yakup Kadri’yi ideolojik olarak değerlendirmiştir. Bu açıkoturumlar üzerine Doğan Avcıoğlu da açıkoturumlardaki İdris Küçükömer’in tezlerini çürütmek üzere “Millî Kurtuluş Tarihi” adlı kitabını yazmaya başlamıştır. s. 99 Alıntı; İdris Küçükömer’le Türkiye Üzerine Tartışmalar, Yöneten; Ali Gevgili – İdris…

  • Hatta bu dengenin unsurları, belki birtakım solcuların tuhafına gidecektir. Mesela, İsrail’e nazaran dış politikada Arap dünyasını tercih etmektedir. Arap dünyasına giden Rus Mig uçakları Türkiye üstünden geçme müsaadesi alabilmektedir. Doğu Bloku’yla ekonomik ilişkiler gelişmekte, 360 milyon dolarlık bir kredi anlaşması yapılmaktadır. Söylentilere bakılırsa, bu projelerin uygulanmasına gelecek uzmanların kontrolü dolayısıyla Demirel ile dış istihbarat çevrelerinde…

  • Binaenaleyh, 1925’te, Mustafa Kemal’in toprak reformu düşünmesi hikâyesine en güzel cevap da şudur: Giderek bürokratların toprak ve servet edinmeleri sırasında Mustafa Kemal’in 154 bin 709 dönüm toprak sahibi olmasıdır. (Asıldığı zaman Adnan Menderes’in toprağı 4 bin dönüm kadardı.) s. 246 Alıntı; Batılılaşma  ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2.…

  • Muhalefet, özellikle bürokratik CHP, başlangıçtan beri inemediği temel meselelere inebilecek değildi. Türkiye’de sol yaşatılmamıştı. CHP bazılarına göre soldu. Oysa üretim güçlerinin geliştirilmesi açısından bakarsak ve daha büyük kitlelere mutlak olarak bir şeyler verebilmeyi dikkate alırsak DP daha soldu denilebilir belki. Harpten sonra iki partinin emperyalizmle ilişkilerinde, ana hatlarıyla önemli bir fark görülmemiştir. Laik olarak, Batıcı…

  • İsmet Paşa’nın sık sık tekrarladığı bir söz vardı. Bu, Lozan Sulh Konferansında Lord Curzon tarafından Osmanlı borçları konusu tartışılırken İsmet Paşaya söylenmişti; “Siz paraya ihtiyacınız olunca nasıl olsa bize başvuracaksınız” biçiminde bir sözdü bu. Hazin değil midir ki, bu sözleri söyleyen Paşa’nın CHP’si, 1950’den önce iktidarda iken, dış krediler almaya başlayan, bazı ikili anlaşmaları yapan…

  • Devletçiliği savunan kadroculardan Yakup Kadri Karaosmanoğlu devletçilik uygulamasını şöyle anlatıyor: “Fakat bu iktisadi ve sınai gelişme hareketimiz öylesine “irrational”, öylesine başıbozuk bir tarzda kalmış ve araya işten anlamaz ya da kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmez komisyoncu, anaforu bir takım tufeyli unsurların karışımıyla kurulan fabrikalar, yapılan tesisler o kadar pahalıya mal olmuştu ki, uzun bir…

  • İttihatçılar devrim ya da ıslahat olarak başka neler yapıyordu? Kadınlara hürriyet, şefkat, “kadınlı erkekli müsamereler”, şapka ve harf devrimi için hazırlıklar. Kooperatifçilik ve yerli malı kullanma propagandaları. s. 94 Yahya Kemal şöyle yazıyor (o sırada Paris’tedir): “Cemal Bey’in (Paşa) Üsküdar Mutasarrıfı olduğunu, orada entari ile gezmeyi kaldırdığını, Meşrutiyetin ilk ıslahatından biri olarak işittim.” Şüphesiz bu…

  • İttihat ve Terakki idaresi, özellikle yabancı sermayeye ait şirketlerde 1908 yılında yer alan grevleri zaman zaman asker ve polisle zorla bastırmıştı. Yabancı sermayenin zoruyla meşhur “Tatili Eşkâl Kanunu” çıkarılmıştı. (1) s. 92 Gerçekten de adamları ve akrabalarıyla bunu da bir derecede başardılar. İttihat ve Terakki için anlamlı bir adı, Yahya Kemal koymuştur. Bu ad “İktidar…

  • SOL YAN SAĞ YAN Yeniçeri-esnaf-ulema birliğinden gelen Doğucu-İslamcı halk cephesine dayanan:   Batıcı-laik bürokratik geleneği temsil eden:   Jön Türklerin Prens Sabahattin Kanadı Hürriyet Ve İtilaf Jön Türklerin Terakki Ve İttihat Kanadı İttihat Ve Terakki (Önce cemiyet, sonra fırka) İkinci Grup; (Birinci Büyük Millet Meclis’inde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde) Birinci Grup; (Birinci Büyük Millet Meclisi’nde Müdafaa-i…

  • Sait Halim Paşa şöyle diyordu: “Sultan Hamid dünyaya gelmemiş olsaydı, yine kendi çağdaşları bir Sultan Hamid’in meydana gelmesine sebebiyet vereceklerdi” s. 21 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – s. 21) kitabından birebir alınmıştır.

  • Harun Karadeniz anlatıyor; “İstanbul’a geldikten sonra öğreniyorum ki, ben içerdeyken karım İstanbul Sıkıyönetim Adli Müşaviri Turgut Akan‘a çıkmış ve ‘kocamı hangi suçla tutuyorsunuz? Sağlığı iyi değil, hayati tehlike söz konusu. Sağlık kurulları ve klinik raporları bu durumu belirtiyor’ demiş. Adli Müşavir’in cevabı ise benim Ankara öykümün içyüzünü açıklamaya yeter de artar bile: “Ölsün istiyoruz” demiş…