Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • (Dede Yakup Cemil 1913 darbesini anlatıyor;) “Enver Bey, Doktor Abidin Bey’e “Kapıları derhal kapayınız.  Vazifelilerden başka içeri kimse girmesin” emrini verdi.” (Dipnot: Dr. Abidin Bey, 1926 yılında Atatürk’e İzmir’de yapılan suikasta karıştığı iddiasıyla idam edildi.  İttihat ve Terakkinin öncü gücünün birini subaylar oluşturuyorsa, diğerini tıp doktorları oluşturuyordu.)   Sf. 135  “Bir yanda Erkânıharbiyeyi Umumiye reisinin (Genelkurmay…

  • (Dede Yakup Cemil İttihatçıların kanlı hükümet darbesini anlatıyor;) “İstanbul’da çoğu kimse, İtalyanların Trablusgarp’taki katliamlarını değil, Şişli Camii önünde otomobiliyle bir Arnavut’a çarpan İtalyan elçisinin şoförünü konuşuyordu.  Kader; İstanbul’daki ilk otomobil kazasını da bir İtalyan yapmıştı.  …  İttihat ve Terakki, dört yıllık iktidarını 16 Temmuz 1912’de muhaliflere bırakmış, muhalefete geçmişti.  …muhalefet Arnavutluk’ta dağa çıkarak bizim hükümeti…

  • (Dede Yakup Cemil Trablusgarp günlerini anlatıyor;) İtalyanlara karşı savaşmak için İstanbul’dan, kızgın çöllere giden gönüllüler arasında ben de vardım.  Kimler yoktu ki; Enver Bey, Mustafa Kemal, Fethi (Okyar) Bey, Rauf (Orbay) Bey, Sapancalı Hakkı, İzmitli Mümtaz, Ömer Naci, Abdülkadir, Cevad Abbas, Atıf, Süleyman Askerî, Doktor Refik (Saydam), Kuşçubaşızade Eşref, Afyonkarahisarlı Ali (Çetinkaya), Enver Beyin kardeşi…

  • (Dede Yakup Cemil Anlatıyor;) 7 Temmuz 1908, Manastır’daki postaneden çıkan Müşir Şemsi Paşa… 10 Temmuzda, Saray’a sürekli jurnaller gönderen Manastır Topçu Alayı Müftüsü Mustafa Şevket Efendi, 17 Temmuzda, Zatışahane’nin fermanını okurken, Manastır Mıntıka Kumandanlığı erkânıharbiyesinden Osman Hidayet Paşa ve Cemiyet’e düşman oldukları bilinen, Debre Mutasarrıfı Hüsnü bey, Polis Müfettişi Sami, Avukat Sabri Efendi, Kanun (İnzibat)…

  • İstanbul’u terk edip yurt dışına kaçmadan bir gün önce Enver Paşa şöyle demiştir Mersinli Cemal Paşa’ya: “Paşam, bütün ef’alimin (eylemlerimin) hesabını vermeye hazırım.  Biz Turan yapmak istedik, viran olduk.  Bizim asıl mes’uliyetimiz (sorumluluğumuz), Sultan Hamid’i anlamamak ve Siyonizm’e alet olmaklığımızdır. Acı hakikat bu!” Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz…

  • “Dünyanın son hükümdarı, son evrensel imparator II. Abdülhamid Han’dır.” İlber Ortaylı. Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 285) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çinliler birbirlerine beddua edecekleri zaman “Tuhaf bir çağda yaşayasın” derlermiş. Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 247) kitabından birebir alınmıştır.

  • … söz Roosevelt’e aittir ve “Yumuşak konuş ama elinden sopayı bırakma” şeklindedir.  Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 209) kitabından birebir alınmıştır.

  • Polonyalı Newlinski’nin Abdülhamid’e sunduğu 23 Mart 1897 tarihli dilekçesinde, “Zat-ı Şahane Yahudilerin istidasını terviç buyurdukları halde hem cihanın en büyük sermayedarının (Baron de Rothschild’i kastediyor olmalı) muavenet-i nakdiyesini (nakit yardımını), hem de Avrupa’nın Musevi elinde bulunan en büyük gazetelerinin muavenet-i maneviyesini (manevi yardımını) elde etmiş olacaklardır.   Abdülhamid: “Osmanlı borçlarının konsolide edilmesi karşılığında Filistin haricinde bir…

  • Herzl, Newlinski aracılığıyla nakit 5 milyon altınlık teklifini yapar (bu paranın büyük kısmını Baron Edmond Rothschild karşılamaya söz vermiştir).  Abdülhamid’in tepkisi:     “Eğer Bay Herzl benim arkadaşım olduğun gibi arkadaşınsa ona söyle; Bu meselede ikinci bir adım daha atmasın.  Ben bir karış dahi olsa toprak satmam.  Zira bu vatan bana değil milletime emanettir.  O, bizden…

  • Abdülhamid, kakma ve süsüleme işlerindeki maharetinin yanı sıra usta bir marangozdu da.  Kemal Tahir’in babası da marangozhanenin müdürlerindendi. Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.

  • Nihal Atsız o dönemde Peyami Safa’nın Abdülhamid’i çok ağır bir dille tenkit ettiği yazısına yine ağır bir üslupta cevap vermek suretiyle ilk büyük karşı atağı gerçekleştirir.  “Abdülhamid Kızıl Sultan değil, Gök Hakan’ıdır” tezini… Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 125 ile 127 arası) kitabından birebir alınmıştır.…

  • “Abdülhamid kurtlarla ulumayı bilen bir hükümdardı.”  …  Dağ başında kurtlar etrafınızı çevirdiğinde ancak onlar gibi ulumayı becerebilirseniz sizi kendilerinden kabul ediyor ve dokunmadan yanınızdan geçip gidiyorlar.  Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk Kitap, 2. Baskı Temmuz 2006 – Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hacı Ârif Bey, günün birinde Sultan’ın eserlerini dinleme arzusunu sert bir ifadeyle geri çevirmiş, “Sanatta irade-i hümayun geçmez” diyerek protesto etmiş ve Abdülhamid’in kalbini kırmıştır.  Osman Zeki Üngör (1880- 1958) Mızıkayı Hümayun’un son patronu (kumandanı) değil miydi?  Düşünün, İstiklal Marşı’mızın bestesini, Yıldız Sarayı’nda Sultan Abdülhamid’in himayesinde kurulan müzik okulunda yetişmiş bir bestekâra borçluyuz. Alıntı; Abdülhamid’in…

  • 1894’de vuku bulan büyük İstanbul depreminde…  Depremden sonra II. Abdülhamid’in fahri reisliğinde bir yardım komisyonu kurulmuş, ilk yardımı da padişah kendisi yapmış (100 lira).  Şehzadeler ve diğer geçmiş padişahlar için 500 lira daha yardım yapan Abdülhamit, ileriki günlerde 5.000 lira daha yardımda bulunmuştur.  İlginç olan nokta, bu son yardımın 2.000 lirasının “eğitim gören öğrencilere” verilmesi…

  • Kazâ’nın (yargının) icra’dan (yürütmeden) ayrılması, daha açık tabirle siyasi iktidarın asla mahkemelere karışmaması bir Tanzimat ilkesi olduğu için, bu prensibe, hem de kusursuz şekilde uydu. (Yılmaz Öztuna, “Sultan Hamid Adliyesi”)  Saltanatı süresince sadece 11 kişinin -onlar da adi suçlulardı- idam hükmünü onaylamış olan Abdülhamid Han, özellikle siyasi suçluları affediyor, bu da Adliye ile arasını açıyordu. …

  • Sultan Abdülhamit, düşmesi an meselesi olan başkentin Anadolu’ya, Bursa’ya nakledileceği haberi kendisine verilince, “Bizans İmparatoru Konstantin kadar da mı olamadık?” demiş …  “Konstantin teslim olmaktansa çarpışarak ölmeyi tercih etmişti.  Onun kadar da mı cesaretimiz kalmadı? Bana bir tüfek verin, tek başıma düşmanla savaşmaya hazırım. Hiçbir yere gitmiyorum.”   Alıntı; Abdülhamid’in Kurtlarla Dansı – Mustafa Armağan, (Ufuk…

  • Hazar alfabesinin harfleri tuzlu yemeklerin adını taşır, rakamlar da tuz çeşitlerinin adlarını almışlardır. Hazarlarda yedi çeşit tuz vardır. İster kendi bedenlerine, ister başkalarının bedenlerine bakılsın, Hazarlar, insanın -bakışın etkisiyle yaşlandığına inanırlar, çünkü bakışlar çevrelerindeki bedenleri, tutkuları, nefretleri, niyetleri ve arzularıyla yarattıkları çok çeşitli ve en öldürücü silahlarla ürerler ve parçalarlar. Yalnızca Tanrı’nın tuzlu bakışı yaşlandırmaz.…

  • Ülkede, kamu hizmetlerinde ve resmi dairelerde, resmi dil olmasına rağmen Hazar dilini iyi bilmeyenlere daha çok değer verilir. Aynı biçimde, bu dile çok iyi hâkim olanlar bile, iyi konuşmamaya ve yabancı bir aksanla konuşmaya özen gösterirler ve bundan açık bir yarar sağlarlar. Sözgelimi Hazarca’dan İbraniceye, ya da Yunancadan Hazarca’ya çeviri yapan çevirmenler arasında, Hazar dilinde…

  • “Yükselmenin anlatılmaz eziyetlerini, sükûtun öldürücü dehşetini kim anlayacak? ..  İnsan için kendisini Allah’la ölçen bir benlik duygusunu yaratmak, uluhiyetle çarpışan, uluhiyeti mas’ eden bir varlığı temsil etmek ne anlatılmaz, ne insanüstü, ne ilâhi bir haz ve saadettir.” Sf. 234 Alıntı; Farmasonlar – Cevat Rifat Atilhan, (Aykurt Neşriyat 1963 – Sf. 234) kitabından notlar alınmıştır.