Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • 25 Eylül 1932’de, ABD Genelkurmay Başkanı General Douglas Mac Arthur, Köstence’den Daçya vapuruyla İstanbul’a geldi ve büyük kabul gördü. Mustafa Kemal’in 27 Eylül’de Mac Arthur’la bir görüşme yaptığı biliniyor. Türk Tarih Kurumu (TTK) tarafından yayımlanan Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri adlı esere bakılırsa, tutanağı olmayan bu görüşmede Gazi, Almanların yakında bir savaş çıkaracağını ve savaşın galibinin…

  •  Türkiye’de yataklı vagonları Osmanlı döneminden beri, La Compagnie des Wagons-Lits (kısaca Vagon-Li denirdi) adlı bir Belçika şirketi işletirdi. 1926’da Mustafa Kemal’in isteğiyle şirkete, yeni kurulan TCDD’nin yataklı ve yemekli vagonlarını da kırk yıl boyunca işletme ayrıcalığı tanındı. İşte devlet katında böylesine itibarlı bir şirket olan Vagon-Li’nin Beyoğlu Acentesinde, 22 Şubat 1933 günü, tarihe ‘Vagon-Li Olayı’…

  • 10 Mart 1934’te, Bebek, Set Sokaktaki evinde koluna boryum klorid enjekte ederek hayatına son veren Kimyager Dr. Cevat Mazhar’ın ölümü doğrudan 1933 Üniversite Reformu ile ilintiliydi. Bu ülkenin endüstriyel kimya alanında yetiştirdiği ilk uzman olan Cevat Mazhar Bey, yıllarca hocalık yaptığı Darülfünun ani bir kararla İstanbul Üniversitesine çevrilirken, kadrodan çıkarılanlar arasındaydı. Hükümet, çoğu arkadaşına lise…

  • Maarif Vekili Reşit Galip 12 Eylül 1933 tarihli Milliyet gazetesine verdiği demeçte “ilimden ziyade idealistliğin ön planda tutulduğunu” söylüyordu. Nitekim tasfiye edilenler arasında Avrupa’da eğitim görmüş, uluslararası kuruluşlara üye olmuş, ödül almış, eserleri basılmış, modern araştırma kurumları kurmuş olanlar vardı; hatta birkaç kişi, çok önceleri rahmetli olmuştu. Sf. 118 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler…

  • Falih Rıfkı Çankaya’da bunca çabadan sonra varılan sonucu şöyle anlatıyordu: “Bir akşam Atatürk sofra bittikten sonra benim, yanı başındaki iskemleye oturmamı emretti. ‘Dili bir çıkmaza saplamışızdır,’ dedi. Sonra, ‘Bırakırlar mı dili bu çıkmazda? Hayır, ama ben de işi başkalarına bırakmam. Çıkmazdan biz kurtaracağız,’ dedi.” Nihayet Ahmet Cevat Emre, Atatürk’ün “İki şeyde inkılâp olmaz: Dilde ve…

  • Bu bağlamda Mustafa Kemal, soyadı olarak ‘Atatürk’ü aldı. Kemal adını, “aslında Türkçede büyük kale anlamına gelen” Kamâl ile değiştirdi ve ölünceye kadar nüfus cüzdanında bu adı taşıdı. Sf. 109 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Ekim 2012 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır.

  • 18 Ağustos 1934’te toplanan II. Türk Dil Kurultayı’nda, TDTC adı Türk Dili Araştırma Kurumu (TDAK) olarak değiştirildi. 3 Ekim 1934’te İsveç Veliahdı Güstav Adolf onuruna verilen yemekte yaptığı şu konuşma, tamamıyla Türkçe köklerden yeni bir dil yaratılabileceğini kanıtlama çabası gibiydi: “Bu gece yüce konuklarımıza, Türkiye’ye uğur getirdiklerini söylerken, duyduğum tükel özgü bir kavançtır. Burada kaldığınız…

  • İlk Türkçe ezan ise 3 Şubat 1932’de Kadir Gecesi’nde Ayasofya Camii’nde okunmuştu. Sf. 74 Gayrı resmî kaynaklara göre ilk Türkçe ezan, 20 Aralık 1931 tarihinde Babaeski’de okunmuştu. Sf. 74 1 Şubat 1933’te Bursa Ulu Camii’nin imamı nedense göreve gelmemiş, onun yerine cemaatten Topal Halil ezanı, Tatar İbrahim ise kameti (erkekler tarafından farz namazlarından önce okunan…

  • Mustafa Kemal’in modernleşme projesinde baloların çok önemli bir yeri olacaktı. Batı tarzı kadın erkek ilişkileri, eğlence tarzı, giyim kuşam, adabı muaşeret kuralları ve daha bir dizi yenilik bu balolar aracılığıyla topluma aktarılacaktı. Mustafa Kemal’in isteğiyle sadece Müslüman erkek ve kadınların katıldığı ilk balo, 9 Eylül 1925’te İzmir’de düzenlendi. Sf. 66         Şevket Süreyya Aydemir’e göre, Ankara’daki…

  • 15 Ocak 1931 günü 105 kişinin yargılanmasına başlandı. Muğlalı Mustafa Paşa, 18, 19, 20, 21, 24 ve 25 Ocak oturumlarında bütün sanıkları sıkı sıkı sorguladı. 24 Ocak 1931’de savcı A. Fuat Bey iddianamesini sundu. 25 Ocak’ta karar açıklandı: 37 kişiye idam, 41 kişiye çeşitli hapis cezaları verilmişti. Evini açmak, silah bulmak, tütün satmak, ip satmak,…

  • Bu atmosfer içinde, TBMM’nin 1 Ocak 1931 tarihli oturumunda, Menemen, Manisa ve Balıkesir’de ‘örfi idare’ (sıkıyönetim) ilan edildi. Örfi İdare Amirliği’ne İkinci Ordu Müfettişi Birinci Ferik (Orgeneral) Fahrettin (Altay) Paşa; Divan-ı Harbi Reisliği’ne de Birinci Kolordu Kumandan Vekili Mirliva (Tümgeneral) Mustafa (Muğlalı) Paşa getirildi. Sf. 60 6 Ocak 1931 günü Muğlalı Mustafa Paşa ve mahkeme…

  • Lâyık Cumhuriyetçi İşçi ve Çiftçi Fırkası (LCİÇF) ise, o sıralarda 35 yaşında olan gözü kara gazeteci Arif Oruç’un girişimiydi. Arif Oruç, Milli Mücadele sırasında Eskişehir’de, ‘Çerkes’ Ethem’in desteğiyle Yeni Dünya adlı ‘komünist’ gazeteyi yayımladığı için mimlenmiş, Haziran 1926’da Mustafa Kemal’e İzmir’de yapılan suikast girişiminden dolayı yargılanmış ama beraat etmişti. 1930’da Serbest Fırka’ya girip, gazetesi Yarın…

  • ABD’nin Türkiye Büyükelçisi olan Joseph C. Grew, dikkatimizi başka bir konuya çeker: “Gazi yavaş yavaş şu görüşe varmıştır ki, tek parti sistemi Avrupa ve Batı ile karşılaştırılınca Türkiye için bir aşağılık işaretidir. Amerikalı ve Avrupalı yazarlar son günlerde çoğunlukla şekil bakımından Batılı, fakat gerçekte Doğulu olarak tasvir ettikleri Türk diktatörlüğünden çok söz etmişlerdir. Türkiye’nin bu…

  • Fethi Bey, Mustafa Kemal’in “Bugünkü manzaramız aşağı yukarı bir diktatüre manzarasıdır (…) Hâlbuki ben cumhuriyeti şahsi menfaatim için yapmadım. Hepimiz faniyiz. Ben öldükten sonra arkamda kalacak müessese, bir istibdat müessesesidir. Ben ise millete miras olarak bir istibdat müessesesi bırakmak ve tarihe o suretle geçmek istemiyorum,” Sf. 46 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar)…

  • Ağustos’un sonunda Zeylan Deresi cesetlerle dolunca, İsmet Paşa noktayı koydu: “Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur.” 18 Eylül’de memleketi Ödemiş’te bir konuşma yapan Adalet Bakanı Mahmut Esat (Bozkurt) ise daha açık konuşacaktı: “Türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk…

  • Nitekim temmuz başında iki kolordu ile 80 tayyare (gazetelerin adlandırmasıyla ‘Çelik Kartal’) harekâta başladı. 1928’de Türk Hava Kuvvetleri’nin elinde 200 kadar uçak vardı. 1930 sonlarında sayısı 300’e ulaşan bu uçaklardan 60 veya 80 kadarı Ağrı’da kullanılmıştı. Ağrı’daki Kürt kuvvetlerinin kumandanı İhsan Nuri’nin hatıralarında bu uçakların nasıl moral bozduğunu okuyabiliriz. Sf. 38 Muhabir Yusuf Mazhar Bey,…

  • İlginçtir, 1919’da Erzurum Kongresi’ni düzenleyen Vilâyat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin (VŞMHC) kurucularından Kürt kökenli Süleyman Nazif, affa karşı çıktığı gibi, “Vaaz ve nasihat veya re’fet ve şefkat zamanı çoktan geçti, eline silah almış olan her asinin eli başıyla birlikte kesilmelidir” demişti. Sf. 37 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe Hür, (Profil…

  • Hoybun Kürtçede ‘bağımsızlık’ demekti. Ancak resmî tarihçiler, örgütün adı konurken, Ermenicede ‘Ermeni yurdu’ demek olan Haybun’la ses benzerliğinden yararlanıldığını iddia ettiler. 1928’e gelindiğinde, isyancılar Ağrı Dağı’nda minyatür bir Kürt cumhuriyeti yaratmış ve bazı iddialara göre, İngilizlerin aracılığıyla Cemiyet-i Akvam’a bile başvurmuşlardı. Sarı, kırmızı ve yeşilli bayrakları, Agri adlı gazeteleri, iyi eğitilmiş ve teçhiz edilmiş birkaç…

  • Grew’a göre, (ABD Büyükelçisi) “Dindar bir guruptan olan Fevzi Paşa gibi birkaç istisna hâriç Ankara’nın şu anki liderlerinden bazıları kültürsüz, bazıları medeniyetsiz ve dürüstlükten yoksun, fakat hepsi de ülkelerinin birliği ve ilerlemesi için vatanseverlik coşkusu aşılanmış uluslarının manevi olarak gelişmesini isteyen kişiler.” Sf. 29, 30 Alıntı; Öteki Tarih III (Kemalist Devrimler ve İsyanlar) – Ayşe…

  • Türkiye halkının okuryazarlık oranlarını nasıl etkiledi? Buna cevap vermek kolay değil; çünkü örneğin 1927’de okuryazarlık oranının yüzde 8,1 olduğunu söyleyen resmi istatistiklere karşılık. 1895 yılına ait Osmanlı istatistiklerinde Anadolu ve Rumeli’de 5-10 yaş arası kız ve erkek İslam çocuk nüfusunun yüzde 57’sinin ilkokul öğrencisi olduğu görülüyor. Bu istatistiklerin güvenilir olup olmadığını söylemek kolay değil, ancak…