Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
- “NASIR, İHVAN’I YASADIŞI İLAN ETTİ… BELLİ BAŞLI ÖNDERLERİNİ İDAM ETTİRDİ”
- “DİN’İN, SÖMÜRÜNÜN TEMELİNİ OLUŞTURDUĞU BİR DÜNYADA, UMUDA YER OLABİLİR Mİ”
- CIA’NIN KASIM’A YÖNELİK SUİKAST EKİBİNDE SADDAM HÜSEYİN DE VARDI
- PETROL İÇİN IRAK VE İRAN’A ABD DARBELERİ
- ABD’Lİ BİR CIA AJANININ YANİ ÇAKAL’IN ANLATIMI
about
Kategori: Anekdotlar
-
İşte geldik, Küçük Hüseyin Efendi’yi tüm Türkiye’ye tanıtan olaya: Türkiye’nin önde gelen Yahudi işadamlarından Üzeyir Garih, 25 Ağustos 2001 tarihinde, Yahudilerin kutsal günü şabatta (cumartesi günü) ziyaret ettiği Küçük Hüseyin Efendi’nin mezarı başında on bir bıçak darbesiyle öldürüldü! Tüm Türkiye aynı sorunun yanıtını merak etti: Yahudi bir işadamının Yahudilerin kutsal gününde bir Nakşibendî şeyhinin mezarının…
-
İslam düşünürü el-Birunî de (973-1051) bu etkiyi kabul etmişti: “İslam medeniyeti Yunan medeniyetinin bir devamıdır.” Sf. 24 Alıntı; Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı (Efendi II) – Soner Yalçın, (Doğan Kitap, 1. Baskı Haziran 2006 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tavşan yemiyorlardı; dolayısıyla tavşan yemeyen Alevilere yakınlık duyacaklardı! Pulsuz balık yemiyorlardı; o halde sofralarında balık bulundurmayan Mevlevi dergâhlarına yöneleceklerdi. Tanrı’ya ulaşma yollarından biri de musikiydi; o halde zikir yapan tarikatlara bağlanacaklardı! Yani Sabetayistlerin, İslâmî bazı tarikatlara gitme nedenleri sadece “kamufle olmak” değildi. Zohar ile “Vahdet-i Vücud”un anavatanının Endülüs olması rastlantı mıydı sanıyorsunuz?.. Kabala’nın en ihtişamlı…
-
Tek mezarlı ulular mezarlığı, panteon diyoruz, sadece bizde var; bu yoksulluktur. Sf. 381 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 381) kitabından birebir alınmıştır.
-
İsrael’in kurucuları, Osmanlı toprağı Filistin’e, en çok Hamid ve Jön Türk iktidarlarında yerleştiler. Kesin rakam yok, 1882-1903 döneminde, 20 binle 30 bin arası Yahudi Osmanlı toprağı Filistin’e göç etmiş.. .1904-1914’de 40 bin, asıl kurucular bunlardır. Sf. 335 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 335) kitabından birebir alınmıştır.
-
Hülâgü Bağdat’ı alınca son Abbasi halifesinin bu dünyadan nasıl ayrıldığı tartışmalıdır. Bir rivayete göre Hülâgü, zengin halifeye, altınlarını teker teker yutturmuş ve bir diğer rivayete göre altınlarla dolu hâzineye kapatmış, yemek vermemiş. Altınların karın doyurmadığı tarihlerde yazılıdır. Sf. 315 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 315) kitabından birebir…
-
Bir başka iddia Türkleri cezalandırmak için değil İtalyanların eline geçmesini önlemek üzere, işgal ettirdiler, buna katılıyorum. Çok acele ve hazırlıksız olarak işgal ettiklerini not etmiştim, Sf. 231 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.
-
Peki, neden, başlarken, “ilk hedefiniz Akdeniz’dir” dedik; bir coğrafi yanlışlık sayamayız. Yoksa asıl zor olan hedefe, Akdeniz’de, İskenderun Körfezi’ne mi, dönecektik; bilemiyoruz, sadece çok silik işaretlere sahibiz. Önce öyle düşünmüş olsak da, daha sonra temkinli davranıp, gitmedik; belki de hiç akıl etmedik, sadece fikir yürütüyorum. Sf. 174 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz…
-
Toynbee’nin (İngiliz tarihçi) güzel bir teşbihi daha var, hikâye ettiğimi hatırlıyorum, hırsızın müthiş olanı, asıl büyük hırsız, cürüm arkadaşlarından çalandır, diyordu. Teşbih, Londra içindi; Osmanlı mülkünü talan etmek üzere, İtalya ve Fransa ile birlikte sefere çıktılar ve evvelinde paylarını yazdılar; İtalya, Ege’de olacaktı ve Musul, Fransa’ya veriliyordu. Fransa’nın payını, kendilerine aldılar ve İtalya’nın payını Elenistan’a…
-
Toynbee ne güzel söylüyor, büyük hırsızı, hırsızlık ortaklarının payından çalan olarak, tarif ediyor. Lloyd George ile birlikte, Londra, ortakları Fransa ve İtalya’nın hırsızlık torbasına el atan bir büyük hırsızdır. Sf. 94 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 94) kitabından birebir alınmıştır.
-
Almanlardan, diplomatik mahfilde, bir diplomattan üstün sayılan gazeteciler vardı; bir membaa da, “belki de Sami ırkına mensup olan bu muhabir” denilen Frankfurter Zeitung muhabiri Paul Wertz, bunlardan birisidir. Mütareke’de İngiliz Gazeteci Ward Price’ın da İngiliz servisleriyle irtibatı olduğunu, hatıratından, çıkarabiliyoruz, Mr. Price, Mustafa Kemal’in, İngilizlere hizmet arz ettiğini yazıyor; muktedir vali olarak düşünülebilir ve Price’ın…
-
Tanrı’yı, güvensizler yarattılar. Peygamberler de güvensizdiler. İleriye atılmadılar. Hepsinde bir hicret var. Sf. 79 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 79) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu alanda örneklerimizi hep Cengiz sürülerinin yayılmasından çıkarıyoruz. Bu sürülerden birisi, bir yerde, muhtemelen Kürt ikliminde, bazı yerlileri yakalamış ve tam boğazlayacağı zaman, birden yanında elverişli bir bıçağı olmadığını fark etmiş, yatırmış, “kımıldamayın ha, ben bıçak alıp geleyim” demiş, döndüğünde hiç birisinin kımıldamadığı rivayet ediliyor. Hepsini doğradığı eklenmektedir; Cengiz’in bu müthiş silahına, “atom bombasından önceki…
-
Bu sözcüğü, şey’i, tırnak içine aldım, çünkü kullanmaktan çok korkarım, çünkü Baba’m, bilgisizliğin işareti sayardı ve “şey” dediğimiz zaman çok kızardı, “şey ne”, bilmiyor musun, “öğrenmelisin”, bu nedenle ben, şey’i ve Farsçası, falan ve filan’ı hiç kullanamıyorum. Sf. 10 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 10) kitabından birebir…
-
Kemalizm bizi ileriye götürmez. Biz Kemalizm’den geriye gitmeyiz. Sf. 202 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 – Sf. 202) kitabından birebir alınmıştır.
-
Tezi yazıyorum: Yumuşak insanın sevmesi mümkün değildir. Aşk, katı insanın harcı’dır. Aşk, dişlilerin birbirine geçmesidir. Sevgi, karşılıklı olarak bilmektir ve derinlikleri duymaktır. Sevgide ortaklık ve saygıda uzaklık var. Tanrılar ortak olamadıkları için sevemezler ve uzak oldukları için de sevilmezler, Saygı, sevginin düşmanıdır. Güncel olmayan, tarihçi ve kalıcı sevgi için, aşk için, yalnız arada bir uzaklaşmayı…
-
Cumhuriyet kurulduğu zaman mevcut olan pek az elektrik üretimi ve dağıtımı belediye santralları şeklinde idi ve yabancılara aitti. Bu santraller çok zorlanmıştı ve çok verimsiz olarak işletiliyordu. Bunlar kamulaştırıldılar. Daha sonra yeni belediye santralları kuruldu. Yerel santralların sayısı 1923 yılında 2 iken 1945 yılında 190’a çıktı ve kurulu kapasite de aynı dönemde 30.000 kilovattan 107…
-
İkinci kanala Kalecki-Keynes Modeli adı veriliyor ve her zaman doğru olmasının yanında öğrencilerin aklında kolaylıkla yer eden şu özdeyiş ile anlatılıyor: İşçiler kazandıklarını harcarlar, kapitalistler harcadıklarını kazanırlar. Sf. 56 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye Gidiyoruz? – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.
-
Cumhuriyet’in otuzlu yıllarda körüklediği balo merakı, 1940 ve 1950’li yıllarda dans öğrenmeyi Üniversite eğitiminin bir parçası haline getirdi. İstanbul’da dans okulu açıldı. Bir Grek kökenli dans profesörü vardı; iki öğrenci gelmiş, ücreti sormuşlar. Birisi az biliyormuş, profesör, saati yirmi lira demiş; diğeri biç bilmiyormuş, saatine on lira koymuş. Şaşırmışlar. Profesör açıklamış; az bilene dansı öğretmek…