Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Anekdotlar

  • İsmail Kemal Bey, Balkan harbinin karanlık günlerinde İstanbul’a gelerek Sadrâzam Kâmil Paşa ile görüştü. Buradan Romanya-Viyana-Treyeste yoluyla Draç limanına gitti. Gayesi Sırp ve Yunan ordularını ilerleyişini durdurmak için Arnavutluk istiklâlini Draç’da ilân etmekti. Bu şehire varır varmaz eşrafı toplantıya davet etti. Bunlara durumu anlattıktan sonra Arnavutluk istiklâlini ilân etmekten başka çare kalmadığım söyledi. Toplantıda bulunanlar…

  • (Bedrettin’in eseri Varidat’tan alıntı yapılmış;) “Hiç şüphe etme ki, Semavi kitaplarda yazılı veya haberle, yayılı köşkler, ırmaklar, cennet, huri, azap, cehennem ve emsali şeylerin herkesçe malum anlamlarından başka manaları da vardır. Ve onları ancak hakka ermiş olanlar bilirler.” “Bu beden için kalım olmadığı gibi, sona erdikten sonra cüzleri için de eski şekli üzerine birleşim yoktur.…

  • Hemen belirtelim ki, Tire’deki ibadet mekânı ve kutsallıkla ilgili bir örnek, bunun en güzel kanıtı olsa gerektir. Örneğin, 15. yüzyıl dini yapılarından Şemsi Zaviyesinin alt katı ayazma idi. Osmanlı Döneminden günümüze bu yerin “Üstü mescit, altı kilise” olarak ifadesi hoşgörü mirasının bir kanıtıdır. Ayazmaya gelen Hristiyanlar, burada mumlar yakarlar, dualar ederler, kutsal suyla yüzlerini yıkarlar…

  • Gezgin İbni Batuta 1333 yılında uğradığı Tire’yi bir ahi kenti olarak anmaktadır. Osmanlı Devleti kurulduktan sonra Aydın Sancağı tesis edilmiş ve sancak merkezi de Tire yapılmıştır. Bu sancağın sınırları içine de olaylar coğrafyasının etkin kentleri Karaburun ve Sart eklenmektedir. Sf. 103 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf.…

  • Bugünkü Aydın ilinin adı Güzelhisar’dır. Sf. 78, 79 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 78,79) kitabından birebir alınmıştır.

  • Gerek Bedreddin’in babası İsrail’in Eğridere, gerek Börklüceli Mustafa’nın Kızılbörklü Köyü birbirine yakın köylerdir. Bu nedenle Tire’de bir araya gelmeleri rastlantı değildir. Sf. 54 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 54) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tarihi Ebü’l Faruk’tan aldığımız Börklüce’nin söylemleri, toplumsal paylaşım ilkesinin tebliği niteliğindedir. “Cenabı Hak dünyayı yaratmış, insanlara bahşetmiştir. Erzak, melbusat (elbiseler), davar, arazi ve bütün toprak mahsulleri umumun müşterek hakkıdır. İnsanlar hilkaten ve tabiaten müsavidirler. Birinin servet toplayıp biriktirmesiyle diğerlerinin ekmeğe bile muhtaç kalması ilahi maksada muhaliftir. Her şeyin çift olarak halk edildiğine, madde ve ruhun…

  • Tac-üt Tevarih yazarı Hoca Sadeddin Efendi ise olaylarla ilgili bilgi verirken, Türklerle ilgili ilginç bir saptama yapmayı da unutmamıştır; “Börklüce Mustafa ise Musa Çelebi olayından sonra, .. Aslen İran kökenli bir aileden gelen vakanüvis Hoca Sadeddin “Kötü Soylu Türkler” diyebilecek kadar ileri de gitmektedir. Naima ise “Çirkin suratlı Türk” ve “Kaba Türk” gibi aşağılayıcı ifadelerle…

  • Burada kalanlar askerlik yapmaz, vergi vermezlerdi. Bu nedenle çoğu kez manastırlara sığınmalar bu gerçeklere dönüktü. Bu kurumlar cinsel perhizi esas alan, ruh ve beyinlerin ilahilerle, dualarla beslendiği evlerdi. Kurumun, vücudun herkesten saklanması, kimse tarafından görünmeme ilkesi, yıkanmaları da engelliyordu. Bu yüzden aylarca hatta yıllarca yıkanmayan keşiş, rahibe ve manastır personeli vardı. Hatta kimi kaynaklar, vücudun…

  • “İnsanlarla yaşamak zordur. Çünkü susmak zordur.” Nietzsche Sf. 33 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004 – Sf. 33) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Birgivi) El, göz, kulak, dil ve ayak gibi çeşitli organlarla işlenen günahlar dizisine ilginç eklemeler yaparak, adeta günlük yaşamı çekilmez hâle getirmektedir. Mendil kullanmaya karşı çıkmasının yanı sıra giyilecek elbiselerdeki sarı ve kırmızı renklerine dahi karışan Birgili, tutucu dünya görüşüyle adeta özdeşleşmekte, Anadolu’nun Gazali’si olmaya heveslenmektedir. Şarkı, raks ve semaları dine aykırı bulan Birgili’nin önünü…

  • Tebliğlerdeki asıl keskin bakış “Yiyecek, giyecek, hayvan, arazi ve ürünler toplumun ortak malı olmalıdır.” ifadelerini kapsayan ideolojik söylemde yatmaktadır. “Cennet, cehennem bu dünyadadır, ölümden sonra dirilme yoktur. Her ne kadar Kur’an’da böyle bir ifade varsa da onun anlamı başkadır” diyen Bedreddin, Sf. 10 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh Bedrettin – A. Munis Armağan, (Bilkar Matbaacılık, 28.07.2004…

  • Yeni Cumhuriyet’in zaferi hiç de alçakgönüllü değil. Günde on kez bana yabancı, çıkarcı, Türk düşmanı diye sövüyorlar. Evde, Elise götüreceğimiz eşyaları ayırıyor. Kovulmadığımızı, isteğimiz üzerine kendimize seçtiğimiz bir ülkeye gittiğimizi söylesem de kanmıyorum. Büyük sıçrayışa arzulu olan diğer Sefarad kardeşlerimizin aksine, kuşkusuz silahlı askerler bizi sınıra götürmüyor, ama bizleri geçim kaynaklarımızdan ederek, Türk vatandaşlığına geçmeye,…

  • “Kız çocuk ne doğsun, ne de ölsün” Sf. 283  Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bizde bir yasa vardır. Bunun Seferad cemaatine özgü olduğunu uzun süre düşünmüştüm ama bazı Aşkenaziler de uyguluyormuş. Halkımızın bütün yasaları gibi, soyu korumaya yönelik bir yasadır bu. Hayatta kalmak. 1492’de İspanya’dan ayrılmadan önce, atalarımız on iki yaşını aşkın bütün çocukları bir birleriyle evlendirmiş. Sadece kızları korumak için değil. Evlilik hiçbir zaman tecavüze engel olmamıştır. Gerçek…

  • Ben de onlara değer biçmiştim Yahudi düşmanlarının başında Rumlar geliyordu en pozcular Fransızlar en hor görenler Türkler, en yakınlık gösterenler Ermenilerdi. Sf. 132, 133 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 132, 133) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sultanın dini nedenlerle uzun süre ertelediği elektriklendirme projesi tamamlandı, tramvayları artık atlar çekmiyordu. Yaz günleri Haliç tezekten çok çamur kokuyordu. Paris’teki gibi “metro” adı verilen bir tünel, Galata’yı Pera’ya, yani yoksul halkı Avrupalı seçkinlere bağlıyordu. Delikanlılar ilk otomobillere gönül veriyordu. Bizler domuz, tavşan ya da kabuklu deniz hayvanlarına hâlâ el sürmediğimiz halde, kaşer et (dinî…

  • Henüz gençtim, Yahudi dininin, kadını her türlü süsten vazgeçmeye zorlaması, beni daha o yaşta isyan ettiriyordu; erkeklerin kösnül isteklerini uyandırmamak için çirkinliği bir erdem gibi beslemek; saçlarını gizlemek, teninin her santimetrekaresini örtmek; ancak görev icabı ve soyunu sürdürmek için kocasıyla ilişkiye girerken onun da zevk almaması için yeterince itici olmak. Sf. 114 Alıntı; İstanbul’da Bir…

  • Yahudilerin bilgiden başka vatanları yoktur diyordu, Sf. 76 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ceneviz Mahallesi’ne gelince Yüksekkaldırım’ın basamaklarından aşağı indik. Sayısız koltuk meyhanesi olan bu sokak öyle dikti ki, hiçbir araba oradan geçemezdi, eşek yerine kullanılan Türk hamallar iki büklüm, sırtlarında yükleriyle sabahtan akşama kadar bu yolu inip çıkıyorlardı. Sf. 59 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 –…