Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Askerlik

  • Asker olarak yaratılmış bulunan Türklerin her millete ücretli asker olarak çalıştığı bilinen bir gerçektir. Sf. 11 Alıntı; Tarih Boyunca Türk Kavimleri – Edip Yavuz,  (Kurtuluş Matbaası, 1968, Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tunceli’de Mart ayında başlayan olayların Nisan ayında genişlemesi üzerine Bakanlar Kurulu, 4 Mayıs 1937 tarihinde “tenkil harekâtına” karar verdi; “Son günlerde Tunceli’de vukua gelen hadiselere dair raporlar 4.5.1937 tarihinde Atatürk’ün ve Mareşalin huzurları ile tetkik ve mütalaa edilerek aşağıdaki sonuca varılmıştır: 1.Toplanan kuvvetlerle Nazimiye, Kecizeken, Sin, Karaoğlan hattına kadar şiddetli ve etkili bir taarruz harekâtıyla…

  • (Mehmet Aydoğan Kürt kaynaklarının görüşünü yazmış ancak kaynakları belirtmemiş:) “Silah toplamak bahanesiyle Yusufan Aşireti üzerine askeri bir müfreze gönderilmişti. Bu müfreze askerlerinden bazıları, fakir bir kızı taciz etmişlerdi. Bunu haber alan aşiret reisinin oğlu Fındık, askeri müfrezeye hücum ederek, bölge dışına püskürtmeye mecbur kalmıştı. Bu sebeple Mazgirt bölgesinde çarpışmalar başlamıştı.” Seyit Rıza’nın oğlu Bıra İbrahim…

  • 1937 yılı 21 Mart’ında iki yıl sürecek kanlı çarpışmaların ilk kıvılcımı çakılmıştır: “Ağaların tahrikine uyan Demenan’lılar 21-22 Mart 1937 gecesi Kahmut Köprüsü’nü yaktılar ve karakola saldırıya başladılar. Bunun arkasında Seyit Rıza da Sin Karakoluna saldırdı (26 Mart 1937) Sf. 477 Alıntı;  İç İsyanlar ve Şeyh Said İsyanı – Mehmet Aydoğan,  (Nokta Kitap, Ekim 2012, Sf.…

  • 1935 yılında ise Dersim’in “vilayet teşkilatına alınması” için bir kanun hazırlandı. Dersim’in isminin “Tunceli” olarak değiştirildiği bu kanun, Meclis’in 25 Aralık 1935 günkü oturumunda görüşüldü ve kanun kabul edildi. 2884 nolu bu kanunun birinci maddesinde, yeni oluşturulan Tunceli iline “Korkomutan” rütbesinde bir kişinin vali ve kumandan olarak atanacağı; bu valinin aynı zamanda Dördüncü Genel Müfettişliğin…

  • ”Dersim’in bilhassa kuzey bölgeleri (Ovacık ve Nazimiye) öteden beri hükümete karşı cephe almıştır. Bu bölge çapulcuların yuvasıdır. Halen hükümete karşı küstah vaziyetini muhafaza eden Yukarı Abbasuşağı reisi Seyit Rıza ile Haydaran aşiretinin reisleri Hıdır ve Kamer Ağalar ve hükümete en çok karşı duran aşiretler de bu bölgededirler. Tarıma hiç müsait olmayan bu bölge halkının batı…

  • 11 Nisan 1925’te Beşiri bölgesinde karşı harekâtla görevli 12. Alay Komutanından alınan rapora göre, 11 Nisan’da 6 saat süren bir çarpışmadan sonra Senikanlı aşiretinin dağılarak Raçkotanlılara sığındığı ve bu sebeple Senikan aşiretinden dört, Raçkotan aşiretinden üç olmak üzere yedi köyün yakıldığı bildirilmekteydi. Bu çarpışmada alay 15 ölü, 10 da yaralı vermişti. 12. Alay bu çarpışmadan…

  • Nihayet 8 Mart 1925 sabahı güneş doğarken asi kuvvetler, karşılaştıkları bu örgütlü ve azimli direnme karşısında dayanamayarak dağınık bir halde kaçmaya başladılar. Ordu birlikleri, asileri yalnız top ateşiyle takip etmişler ve şehir dışına çıkmamışlardı. Bu muharebede asiler elli ölü, altmış da esir verdiler. Ordu birliklerinden de bir binbaşı, yedi subay ve beş er ölmüş, 15…

  • Bu sırada (Elazığ) hükümet binasına giren asi lider Şeyh Şerif, halkı toplayarak maksat ve gayesinin, dini ve Kuran’ı kurtarmak olduğunu, halka katiyen tecavüz niyetinde olmadığını söylüyordu. O, bu teminatı verirken, öte yandan adamları evleri ve mağazaları yağmalamaya başlamışlardı. Bu yağmalamalar karşısında halk Şeyh Şerif’e başvurmuşsa da çapulculuk önlenememişti. Sf. 383 Bir yandan Elazığ’ı işgal eden…

  • Şeyh Said, Piran’da ayaklanmaya resmen başladıktan sonra, önce Darahini’yi ele geçirmeye karar verdi. Burası ele geçince, diğer illerdeki teşkilatlarını da ayaklandırıp isyanı süratle genişletecekti. Şeyh, bu maksatla 13 Şubat 1925 öğleden sonra Piran’dan hareket ederek 15 Şubat’ta Bicar bucağının Hakik köyüne geldi. Yolda kendisine Paro oğlu Ömer Ağa komutasında Butyanlı; Fakih Hasan oğlu Abdülhamid’in komutasında…

  • Mecliste bu tartışmalar olurken, Kürtler de kendi içlerinde “neden başarılı olamadıklarının” muhasebesini yapmaktaydı. Kürt ayaklanmasında etkin rol oynayan Veteriner Doktor Nuri Dersimi bu konuya, “Türk kuvvetlerinin teçhizat ve sayı üstünlüğü’’ dışında şu açıklamayı getirmektedir: “Kürt milletinin genellikle aşiret şeklinde bulunması, aşiretler arasındaki husumetler, kurtuluş savaşları için gereken birlik ve ahengi baltalamıştı. Orta halk tabakasının noksanlığı…

  • 4 Ekim 1921 günkü Meclis oturumunda Erzincan Milletvekili Emin Bey, Nurettin Paşa’nın uygulamalarını şöyle eleştirmekteydi:         “Asi diyoruz ve üzerine asker sevk ediyoruz. Onlar hükümetin tekmil metalibini (bütün isteklerini) kabul etmiş bulunuyorlar. Nurettin Paşa’nın bunları çember içine aldıktan sonra hükümetin tekalifini daha taşdit edeceğim (şiddetlendireceğim) ‘ diyerek, çember altına aldım diyor ve tuttuğunu öldürmeye, ırzlara geçmeye,…

  • Böylece Fırat boyunu tutan askeri birlikler asi köyleri temizlemeye başladılar. Karnı Köyü’nde isyana katılanların evleri Tavginer Köyü’ndeyse bütün evler yıkıldı. Bölgenin güney taraflarında yürütülen harekâtta da köyler ve evler yakılıp yıkılmaktaydı. Pazarcık Köyü direndiği için, köy ele geçirildikten sonra tamamen yakıldı. Sf. 346, 347 Mayıs ayında çarpışmalar şiddetini kaybetmiş, olay hâlâ bir arada bulunan küçük…

  • Sonuçta Kürtler 6 Mart 1921 tarihinde İmranlı’yı sardılar. Gece çökünceye kadar süren çetin bir çarpışmanın ardından, Albay Halis’le birlikte birçok subay ve asker öldürülürken 90 er de esir edildi. Ümraniye merkezine Kürdistan bayrağı çekildi. Sf. 343 13 Mart 1921 tarihinde alınan Vekiller Heyeti Kararı’yla Merkez Ordusu Komutanı Nurettin Paşa ayaklanmayı bastırmakla görevlendirildi- Olayları önlemekle görevlendirilen…

  • 9 Aralık 1920’de Merkez Ordusu kurulmuş, komutanlığına da Nurettin Paşa tayin edilmiştir. 1923 yılının ilk aylarına kadar sürdürülen mücadele neticesinde Pontus çetelerinin isyanı tamamen bastırılmıştır. Bu olay]ar sırasında Pontus çeteleri tarafından 1.814 Türk öldürülmüş, 3 713 ev yakılmış, 1.800 civarında gasp ve soygun olayı gerçekleştirilmiştir. Buna karşılık bu mücadele sırasında 11.118 Rum çeteci öldürülmüştür Bu…

  • Tımar sistemi, Osmanlılara direkt merkezi hâzineden ödeme yapmaksızın ordu beslemelerinin topluma her türlü sosyal hizmeti götürmelerini kolaylaştıran bir sistemdi. Tımar sahibi, genellikle savaştaki hizmetleri karşılığında dirlik ihsan edilen bir sipahi olurdu. Sancak beyleri sıradan tımar sahiplerinden çok daha büyük dirlikler alır, ancak idari bakımdan onlarla aynı şekilde görev yaparlardı ve yıllık gelirleri iki yüz bin…

  • Sultan silah zoruyla Dersim’i kendisine bağlayıp emellerine alet edemeyeceğini anladı. Diğer Kültlere yaptığı gibi, daha önceden planladığı son bir yola başvuracaktı, Yeniçeriliği, Hamidiye Alayı adıyla tekrar kuracaktı. Sf. 168 Reislerin bir kısmı sultanın önerilerini reddedip çetelerini toplayıp çevredeki köy ve kasabalara saldırdılar, talan edip ateşe verdiler, insanları kılıçtan geçirdiler. Sultan hem şaşırdı hem de öfkelendi.…

  • Bu durum altı-yedi yıl sürdü, ta ki sultan sonunda sürdürdüğü bu uzun savaşların isyankâr Dersimde boyun eğdiremeyeceğini ve bir yarar da sağlamadığını hissedene kadar. Tersine, Dersimlilerin içlerindeki savaşçı ruhu daha da körüklemiş, Osmanlı devletine yarar getireceğine iki, üç katı zarar vermiş oldu. Çabalarının böylece tümüyle boşa gittiğini görünce Dersim vilayetini dağıtmak zorunda kaldı. Yani devlet…

  • Komutan Paşa evvelce, yani Dujik-Baba’yı alır almaz hemen Sultan II. Abdülhamid’e “Dersim kaleleri alındı ve ıslahat kabul olundu” diye haber ulaştırmıştı. Ama bu son mağlubiyeti bildirmedi ve Dersim’i tümüyle zapt edilmiş, Osmanlı’ya bağlanmış gibi gösterdi. Sultan da Dersim’i vilayet ilan etti ve 400-500 haneden ibaret bir köy olan Hozat’ı da vilayet merkezi yaptı. Burada üç-dört…

  • (1877) Osmanlılar sadece Munzur’u geçmek için çok büyük kayıp verdiler ve bir kez daha başarılı olamadılar. İçlerinden Arnavut bir binbaşı, elinde Osmanlı bayrağı, “Padişahım çok yaşa,” diye bağırarak zar zor Munzur’un öbür tarafına geçti, ama bu cesur hamlesiyle esir düştü. Kürtler, Osmanlı bayrağına tükürmesi için onu zorladılar, ama -zaferin zaten kendilerinde olduğunu düşünerek- buna yanaşmadı.…