Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
about
Kategori: Bakkal Defteri
Bu kategorideki yazılarda, bakkalın notları ve yorumları bulunmaktadır.
-
Hükümet, İzmir’e hareketimiz için bir özel tren hazırlatmıştı. Trenin hareketinden önce trenin salonunda arkadaşlarla toplandık. Durumu inceledik. Ziya Hurşit’in itirafı üzerine olay ile Terakkiperverlerin (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yöneticilerinin) ilgisi ihtimalini teemmül ettik (istekle ve etraflıca düşündük). Bütün Terakkiperver Fırka üyelerinin bulundukları yerlerde ve aynı saatte derhal tevkif edilmelerini ve evlerinin itina ile aranmasını ve çıkacak…
-
Gazi İzmir’e ulaşınca, Ziya Hurşit ile diğer şerirleri (şirretli adamları) bizzat huzuruna çağırıp sorgulamış, (1) Ziya Hurşit her şeyi kabul ve itiraf ettikten sonra Gazi; “-Ziya Hurşit! Seninle hayli arkadaşlık ettik. Hayatıma kastedecek kadar ileri gitmene sebep neydi? Bana acımadın mı?” dediği zaman susmuş. Alıntı: İstiklâl Mahkemesi Hatıraları – Kılıç Ali (Sel yayınları 1955- Sf.…
-
İkinci Ankara İstiklâl Mahkemesinde Afyon Mebusu Ali Bey’le (Kel Ali Çetinkaya) görevde idik. Osmaniye’nin Bahçe kazasından (Kasabasından) boylu poslu, irice, levent gibi gayet güzel bir delikanlı mahkememize gönderilmişti. Askerlikten firar etmiş, takip eden müfrezeye karşı silahlı çatışma sonucunda yakalanmış olmakla suçlanıyordu. İdam kararını verdik fakat bu karar beni çok üzdü. .. Sabah erken Mahkemeye gittim,…
-
İstanbul henüz İtilaf Devletlerinin işgali altındaydı, o sırada Gazi, benimle arkadaşım İhsan’ı (1) İstanbul’daki milli teşkilatımızı gözden geçirmek ve başkanları ile görüşmek, temas etmek üzere gizli olarak ve takma adlarla İstanbul’a göndermişti. Teşkilat arkadaşlarımız bizi Kara Kemal’le de görüştürmeyi arzu etmişlerdi. Kara Kemal bize, Ankara’daki 2. Gurup şeklindeki ayrılığı (Mustafa Kemal’e muhalif olan mebusların gurubuna…
-
Bu mahkemeleri (İstiklal Mahkemeleri) Çeka Mahkemesine benzetenler de olmuştu. Alıntı: İstiklâl Mahkemesi Hatıraları – Kılıç Ali (Sel yayınları 1955- Sf. 9) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (1995): Çeka, komünist ihtilalinden sonra Rusya’da kurulmuş devrim mahkemeleri.
-
(9 Şubat 1925’te Başbakanlık bütçesi görüşülürken, Elazığ Mebusu Hüseyin Bey (Deveci), baytarların (Veterinerlerin) terfileri hakkında bir önergeyi imza ettirmek için Ardahan Mebusu Halit Paşa’ya gidiyor. Tersliği üstünde olan Deli Halit Paşa bunu imzalamıyor ve tartışıyorlar. Halit Paşa Hüseyin Bey’i vurmak istiyor ama bırakmıyorlar. Rize Mebusu Rauf Bey, Bozok Mebusu Salih Bey, Antep Mebusu Kel Ali…
-
Atatürk, Latife Hanımla evlendiğinden kısa bir zaman sonra, Çankaya Köşkü’ne, Atatürk’ün üvey babasının erkek kardeşinin kızı olan Fikriye Hanım geliyor. (1) Günün birinde Fikriye’nin Almanya’dan dönüp, gelir-gelmez Ankara’ya giderek Atatürk’ü ziyaret etmek istediği halde, Başyaveri Rasuhi Bey’in, herhalde daha önce almış olduğu talimata uyarak, nezaketle engel olması üzerine, Fikriye’nin son derece mahzun, müteheyyiç bir vaziyette…
-
O zaman Ankara’da Rus Sefarethanesinde kafayı çekmekle meşgul olan, İstiklâl Mahkemesi Reisi Ali Çetinkaya’ya bu haber bildirilince, sevinçten bir kadeh daha yuvarlayarak, hemen oradaki İsmet Paşa’ya koşarak; “- Paşa’m müjde! Kara Kemal gürledi gitti! İntihar etmiş!” diye müjdeyi verdi. Alıntı: Cumhuriyet Devrinde Siyasi Cinayetler – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Yayınları 1952 – Sf. 100)…
-
Ve Meclis’e bir önerge veriliyor; ” … yapılan çatışma sonucunda yaralı olarak ele geçirilen ve sonradan geberen, hunhar katil Kaymakam (yarbay) Topal Osman’ın Meclis’in kapısı önünde asılarak teşhir edilmesini teklif ederiz.” İttifakla (herkesin katılımıyla) kabul edilen bu teklif de Topal Osman’ın cesedi Meclis önündeki sehpada sallandırılmak sureti ile yerine getirildi. Fakat ceset başsızdı. Alıntı:…
-
Lazistan Mebusu Ziya Hurşit Bey (1) ; “-Giresunlu Topal Osman ve hempalarından, suç ortaklarından BMM Başkanlığı Muhafız Bölüğü Kumandanı Mustafa Kaptan adlı şahsa fuzuli olarak verilen Teğmen rütbesi dolayısıyla askeri tevkifhanede (tutukevinde) yatması pek manasızdır. Kendisinin derhal genel hapishaneye nakli ve cinayetin hakiki müsebbiplerinin (sebep olanların) süratle tahkiki ile (araştırılarak) meydana çıkartılmasını teklif ederim.” Ziya…
-
… korumasıyla görevli olduğu Mustafa Kemal Paşa’ya kıymaya kalkması ihtimali olduğundan her şeyden önce, Mustafa Kemal Paşa’yı bu melun’un şerrinden korumak gerekiyordu. Mustafa Kemal Paşa’yı ve Latife Hanım’ı Çankaya Köşkünün arka tarafından aldırıp istasyona getiriyorlar. Tam o sırada Çankaya’da ateş de başlamıştı. Topal Osman, yarasından akan kanları sile sile kudurmuşçasına; “Ah namertler! Kancıklar! Beni gafil…
-
“19.05.1932’de Resmi Gazete ile ilan edilen Özel Kanun şudur; 1- Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin, Kanunu Medeninin 452 nci maddesi dairesindeki, tasarrufları mahfuz hisseler hakkındaki hükümden müstesna olup, bütün mallarında muteberdir. (Vasiyet ile görevli kişi Hasan Rıza Bey.) “Mal olarak nemiz varsa bir listesini yap bana getir!” Listeyi incelemeye aldı. “-Bunları ikiye ayıracağız. Bir kısmı hayatta…
-
“Atatürk Salih’e; “-İsmet Paşa’ya benden niçin bahsediyorsun, neden telefon ediyorsun? Bunun anlamı nedir? Bu hareketinizi hiç beğenmedim!” diyerek muaheze ediyor.” Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (1995): Mustafa Kemal’in siroz olduğu anlaşılınca, Salih Bozok hemen Celal Bayar ve İsmet İnönü’ye durumu bildiren mektuplar yazıyor.…
-
“1938 yılı Şubatında Yalova’ya gitmiştik, o zaman kaplıcalar müdürü olan Prof. Nihat Reşat Bey’e kendilerini muayene ettirmişlerdi… Atatürk’ün karaciğerinin büyümüş olduğunu tespit etti. Bacak ve karnında bazı kaşıntılar başladı. Bilhassa bacakları daha çok kaşınıyordu. Burun kanaması da sık sık tekerrür ediyordu. Bacaklarında da biraz şişkinlik peyda olmuştu.” Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları…
-
“Bu adam ölürse ben yaşayamam!” diyor. Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (2022); Nitekim Paşa vefat edince Bozok intihar etmiş ancak ölmemiş.
-
“Ben yirmi küsur yıl kendilerinden bir an ayrılmamak mutluluğunda bulundum ve bu zaman içinde nezleden bile esaslı yattıklarını hatırlamıyorum.” Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 5 ile 7 arası) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (1995): Birinci Dünya savaşı yıllarında bir böbrek rahatsızlığı yaşadığını işittim diyor. 1924 yılında, yaya olarak gezerken,…
-
“Ara sıra biraz da hasisliği vardır…. Bazen meselâ vermeyi, hediye etmeyi kararlaştırdığı bir şeyi son dakikada vermeye kıyamaması gibi geçici haleti ruhiyesinden (ruh halinden) ileri gelmekteydi. Salih Bozok ile beraber yanında oturuyorduk; “Çocuklar! Size bugün birer hediye vermek istiyorum!” Gardırop odasına çıktım. Atatürk; “-Size birer kalpak vereceğim!” diyerek emir verdiler ve kalpak dolabını açtırdılar. Dolapta…
-
“Bir gün, parti divanında,, savaş sanayisi fabrikasında yapılan kadro düzenlemesi nedeni ile açıkta bırakılan işçilerin durumu görüşme konusu olurken, İsmet Paşa, işçiyi koruyan Recep Peker’e kızarak; “-Milli egemenlik, kamuoyu, sözleri bir lafzı-ı muraddan (istek sözünden) ve bir takım süslü kelimelerden ibarettir. Böyle bir şey yoktur. Bütün dünyada geçerli ve kaçınılmaz oldukları gibi mesele; Okur-yazar denilen…
-
“Atatürk omleti çok severdi.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (1995): Siroz olan bir insan yumurta yememeli. Ya Paşa yumurtayı sevmiyor veya Paşa Siroz değilmiş.