Kategori: Bakkal Defteri
Bu kategorideki yazılarda, bakkalın notları ve yorumları bulunmaktadır.
-
Bu mahkemeleri (İstiklal Mahkemeleri) Çeka Mahkemesine benzetenler de olmuştu. Alıntı: İstiklâl Mahkemesi Hatıraları – Kılıç Ali (Sel yayınları 1955- Sf. 9) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (1995): Çeka, komünist ihtilalinden sonra Rusya’da kurulmuş devrim mahkemeleri.
-
(9 Şubat 1925’te Başbakanlık bütçesi görüşülürken, Elazığ Mebusu Hüseyin Bey (Deveci), baytarların (Veterinerlerin) terfileri hakkında bir önergeyi imza ettirmek için Ardahan Mebusu Halit Paşa’ya gidiyor. Tersliği üstünde olan Deli Halit Paşa bunu imzalamıyor ve tartışıyorlar. Halit Paşa Hüseyin Bey’i vurmak istiyor ama bırakmıyorlar. Rize Mebusu Rauf Bey, Bozok Mebusu Salih Bey, Antep Mebusu Kel Ali…
-
Atatürk, Latife Hanımla evlendiğinden kısa bir zaman sonra, Çankaya Köşkü’ne, Atatürk’ün üvey babasının erkek kardeşinin kızı olan Fikriye Hanım geliyor. (1) Günün birinde Fikriye’nin Almanya’dan dönüp, gelir-gelmez Ankara’ya giderek Atatürk’ü ziyaret etmek istediği halde, Başyaveri Rasuhi Bey’in, herhalde daha önce almış olduğu talimata uyarak, nezaketle engel olması üzerine, Fikriye’nin son derece mahzun, müteheyyiç bir vaziyette…
-
O zaman Ankara’da Rus Sefarethanesinde kafayı çekmekle meşgul olan, İstiklâl Mahkemesi Reisi Ali Çetinkaya’ya bu haber bildirilince, sevinçten bir kadeh daha yuvarlayarak, hemen oradaki İsmet Paşa’ya koşarak; “- Paşa’m müjde! Kara Kemal gürledi gitti! İntihar etmiş!” diye müjdeyi verdi. Alıntı: Cumhuriyet Devrinde Siyasi Cinayetler – Feridun Kandemir (Ekicigil Tarih Yayınları 1952 – Sf. 100)…
-
Ve Meclis’e bir önerge veriliyor; ” … yapılan çatışma sonucunda yaralı olarak ele geçirilen ve sonradan geberen, hunhar katil Kaymakam (yarbay) Topal Osman’ın Meclis’in kapısı önünde asılarak teşhir edilmesini teklif ederiz.” İttifakla (herkesin katılımıyla) kabul edilen bu teklif de Topal Osman’ın cesedi Meclis önündeki sehpada sallandırılmak sureti ile yerine getirildi. Fakat ceset başsızdı. Alıntı:…
-
Lazistan Mebusu Ziya Hurşit Bey (1) ; “-Giresunlu Topal Osman ve hempalarından, suç ortaklarından BMM Başkanlığı Muhafız Bölüğü Kumandanı Mustafa Kaptan adlı şahsa fuzuli olarak verilen Teğmen rütbesi dolayısıyla askeri tevkifhanede (tutukevinde) yatması pek manasızdır. Kendisinin derhal genel hapishaneye nakli ve cinayetin hakiki müsebbiplerinin (sebep olanların) süratle tahkiki ile (araştırılarak) meydana çıkartılmasını teklif ederim.” Ziya…
-
… korumasıyla görevli olduğu Mustafa Kemal Paşa’ya kıymaya kalkması ihtimali olduğundan her şeyden önce, Mustafa Kemal Paşa’yı bu melun’un şerrinden korumak gerekiyordu. Mustafa Kemal Paşa’yı ve Latife Hanım’ı Çankaya Köşkünün arka tarafından aldırıp istasyona getiriyorlar. Tam o sırada Çankaya’da ateş de başlamıştı. Topal Osman, yarasından akan kanları sile sile kudurmuşçasına; “Ah namertler! Kancıklar! Beni gafil…
-
“19.05.1932’de Resmi Gazete ile ilan edilen Özel Kanun şudur; 1- Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin, Kanunu Medeninin 452 nci maddesi dairesindeki, tasarrufları mahfuz hisseler hakkındaki hükümden müstesna olup, bütün mallarında muteberdir. (Vasiyet ile görevli kişi Hasan Rıza Bey.) “Mal olarak nemiz varsa bir listesini yap bana getir!” Listeyi incelemeye aldı. “-Bunları ikiye ayıracağız. Bir kısmı hayatta…
-
“Atatürk Salih’e; “-İsmet Paşa’ya benden niçin bahsediyorsun, neden telefon ediyorsun? Bunun anlamı nedir? Bu hareketinizi hiç beğenmedim!” diyerek muaheze ediyor.” Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 52) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (1995): Mustafa Kemal’in siroz olduğu anlaşılınca, Salih Bozok hemen Celal Bayar ve İsmet İnönü’ye durumu bildiren mektuplar yazıyor.…
-
“Bu adam ölürse ben yaşayamam!” diyor. Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 55) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (2022); Nitekim Paşa vefat edince Bozok intihar etmiş ancak ölmemiş.
-
“1938 yılı Şubatında Yalova’ya gitmiştik, o zaman kaplıcalar müdürü olan Prof. Nihat Reşat Bey’e kendilerini muayene ettirmişlerdi… Atatürk’ün karaciğerinin büyümüş olduğunu tespit etti. Bacak ve karnında bazı kaşıntılar başladı. Bilhassa bacakları daha çok kaşınıyordu. Burun kanaması da sık sık tekerrür ediyordu. Bacaklarında da biraz şişkinlik peyda olmuştu.” Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları…
-
“Ben yirmi küsur yıl kendilerinden bir an ayrılmamak mutluluğunda bulundum ve bu zaman içinde nezleden bile esaslı yattıklarını hatırlamıyorum.” Alıntı: Atatürk’ün Son Günleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 5 ile 7 arası) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (1995): Birinci Dünya savaşı yıllarında bir böbrek rahatsızlığı yaşadığını işittim diyor. 1924 yılında, yaya olarak gezerken,…
-
“Ara sıra biraz da hasisliği vardır…. Bazen meselâ vermeyi, hediye etmeyi kararlaştırdığı bir şeyi son dakikada vermeye kıyamaması gibi geçici haleti ruhiyesinden (ruh halinden) ileri gelmekteydi. Salih Bozok ile beraber yanında oturuyorduk; “Çocuklar! Size bugün birer hediye vermek istiyorum!” Gardırop odasına çıktım. Atatürk; “-Size birer kalpak vereceğim!” diyerek emir verdiler ve kalpak dolabını açtırdılar. Dolapta…
-
“Bir gün, parti divanında,, savaş sanayisi fabrikasında yapılan kadro düzenlemesi nedeni ile açıkta bırakılan işçilerin durumu görüşme konusu olurken, İsmet Paşa, işçiyi koruyan Recep Peker’e kızarak; “-Milli egemenlik, kamuoyu, sözleri bir lafzı-ı muraddan (istek sözünden) ve bir takım süslü kelimelerden ibarettir. Böyle bir şey yoktur. Bütün dünyada geçerli ve kaçınılmaz oldukları gibi mesele; Okur-yazar denilen…
-
“Atatürk omleti çok severdi.” Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 91) kitabından birebir alınmıştı. BAKKAL’IN NOTU (1995): Siroz olan bir insan yumurta yememeli. Ya Paşa yumurtayı sevmiyor veya Paşa Siroz değilmiş.
-
BAKKAL’IN NOTU (1995): Kaymak Hafız denen hocanın Mustafa Kemal’i çok dövdüğünü yazıyor. Alıntı: Atatürk’ün Hususiyetleri – Kılıç Ali (Sel Yayınları 1952 – Sf. 10) kitabından notlar alınmıştı.
-
“Hilmi Bey idam hükmünü şaşılacak bir soğukkanlılıkla dinlemiş, masanın önünde durarak; “İzninizle bir-iki söz söyleyeceğim, veda sözü.” demiş. Fakat bir türlü sözünü derleyip toparlayamamış. “Allahaısmarladık” diye boynunu cellâda vermiş ve asılmıştı. Fakat sehpa ile birlikte yere yuvarlandığı görülmüştür. Sağdan- soldan duyulan “Eceli gelmemiş!” “Allah’ın işine bak!” sesleri arasında yüzükoyun yere serilmiş olan Hilmi Bey’in üstüne…
-
“… her işin Zafer Bayramı arifesinden önce bitirilmesi zorunluluğu duyulmuş olduğundan, acele edilmiş ve tam saat 22’de hazırlık tamamlanmış. Ve Cavit Bey hücresinden alınarak Cezaevi Müdürü’nün odasına götürülmüştü. Odada Müdür, İstiklâl Mahkemesi savcısı Müşaviri, Jandarma Komutanı ve birde İmam efendi vardı. Savcı Müşaviri Cavit Bey’e yaklaşarak hüküm özetini ağır ağır okurken, Cavit Bey sarardıkça sararıyor,…
-
“Nihayet 26 Ağustos 1926 günü karar veriliyor. Cavit, Dr. Nazım ve Nail Beyler, duruşma salonuna getirilmedi. Reis kararı okuyor; “Cavit Bey’in gizli heyetin başkanlığını üstüne almış olduğuna yönelik kanaatleri güçlendirmektedir.” (1) “Nail Bey;… Cavit Bey’in evinde İttihat ve Terakki adına ayrı bir proje düzenleyen gizli heyete dâhil bulunduğu tayin edilmiş olduğundan …. İdamlarına. Rauf Bey’in,…