Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Beyin

  • Akraba evliliğinde bir araya gelmemesi gereken genlerin bir araya gelme tehlikesi vardır. Yahudiler arasında geri zekâlılık oranının yüksek olduğu öteden beri bilinmektedir.  Bu, büyük bir olasılıkla akraba evliliklerinin sonucudur ve bazı antropologların sandığı gibi Sami ırkına özgü bir nitelik değildir. Sf. 231, 232 Öte yandan akraba evliliğinin uygun gen birleşimi bulunduğu zaman şampiyon yarış atları…

  • Emerson, bir yazısında İngiliz özelliklerinden söz ederken şöyle der: “Her dinsel inancın kendine göre bir fizyonomisi vardır. Metodistler deyince bir yüz, Quakerler deyince bir yüz, rahibeler deyince aklımıza başka bir yüz gelir. Bir İngiliz davranış biçiminden hemen tanınabilir. Meslek ve işler de yüzde ve vücutta kendi izlerini bırakırlar.” Sf. 230 Alıntı; On Üçüncü Kabile (Orta…

  • Kelley, Hitler’in iş arkadaşları, doktorları, sekreterleri ve Nazi liderinin hayatına dair yakından bilgisi olan herkesle görüşme yapmıştı. Vardığı kanaate göre: “Hitler, kendi yeteneğine çok fazla inanmış, megalomanlaşmıştı. Üçüncü Reich’ı başarıya götürebilecek tek kişinin kendisi olduğuna inanıyordu. Bazen de vazifesi için kendisini Tanrı’nın seçtiğini hissediyor gibiydi.” Hitler’e karşı gelen herhangi birisi, liderin korkunç öfkesiyle karşılaşıyordu. Kelley’ye…

  • Kelley, Almanları açıklamak için tekrar sosyoloji, tarih ve Korzybski semantiğine döndü. “Delilik, Nazilerin durumunu açıklamıyor,” diye yazdı. “Her insan gibi onlar da kendi çevrelerinden etkilenmişlerdi. Birçok insandan daha büyük ölçüde, kendi çevrelerini de etkilemişlerdi.” Üçüncü Reich’ın yükselişini merak eden birçok insan gibi Kelley, Nazi ideolojisinin büyümesi ve Alman kültüründeki uzun soluklu zulüm eğilimi ve tarafgirlik…

  • Rorschach verilerini ve yorumlarını inceleyen Kelley, beyni hasarlı Ley dışında, üst rütbeli Nazi tutsaklarından hiçbirinin, kendilerine delilik vasfını verecek herhangi bir zihinsel hastalık veya kişisel nitelik emaresi göstermediğini görebiliyordu. Sf. 190 Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai,  Çeviren; Tolga Yalur, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 190) kitabından birebir alınmıştır.

  • Muhtemelen yaşla beraber gelen beyin fonksiyonundaki başarısızlığı ölçen bir formülü kullanan Gilbert, üst rütbeli Nazilerin çoğunun ortalama zekânın üzerinde çıktığı IQ sonuçları elde etti. Bankacı Schacht, 143 puanla grubun en üstünde çıkmıştı, Artur Seyss-Inquart 141, Göring ve Dönitz 138, Papen 134, Frank ve Schirach 130, Ribbentrop 129, Rosenberg 127, Hess yaklaşık 120 almıştı ve Streicher…

  • Hervey Cleckley’nin The Mask of Sanity, psikopatları, halk arasında normal davranış gösteren, vahşi dürtülerini ve empati yoksunluğunu gizleyerek sosyal normlara uyuyormuş gibi yapan insanlar olarak niteliyor. Kelley, Göring’i veya diğer Nazi tutsakları nitelemek için hiç psikopat terimini kullanmadı ancak konuşma notları, klasik psikopat davranışını ifade ediyor. Sf. 97 Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai, …

  • Brickner, Nazi rejimi dâhil tüm Alman halkının paranoyadan muzdarip olduğuna kanaat getirdi: “[Paranoya] psikiyatristin kendisini korkutan tek zihin durumudur. Çünkü kontrol edilmezse, cinayetle sonuçlanır… Cinayet, paranoyanın dünya görüşünün mantıklı bir sonucudur.” Paranoyak insanlar, başkalarına hükmetme, zulmetme ve dünya görüşlerine uygun şekilde geçmişi yalanlama ihtiyacı demek olan megalomaniden mustariplerdir. Faşizm, öfke ve Yahudi aleyhtarlığı, Nazi Almanya’sına…

  • Kelley, Göring’in empatisini diğer türlerle, ciddi miktardaki insan türdeşine olan zalimliğiyle uzlaştırmak için çaba harcadı. Bu adam sokak köpekleri ve kedilerini korumak için ağırlığını yasamanın ardına koymuştu ancak düşmanlarını kanla temizlemişti, düşmanlarını yargı süreci olmadan infaz etme hakkını ilan etmişti. Sf. 80 Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai,  Çeviren; Tolga Yalur, (Pegasus Yayınları, 1.…

  • Kelley, Göring’in kara tarafının bilincine vardı. Eski Reich Mareşali, gaddarlık, narsisizm, ailesi ve arkadaşlarının ötesindekilere yönelik soğukkanlı bir ilgisizlik gösteriyordu. Sf. 39 Alıntı; Nazi ve Psikiyatrist – Jack El-Hai,  Çeviren; Tolga Yalur, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Ocak 2017 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.

  • Neden depresyonda ya da manik olduğumu açıklayabiliyorsam, bu durumda depresyon ya da mani hastalıkları bende yoktur. Bir sebep öne sürmek her şeyi normal hale getirir. Sf. 324 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 324) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ancak leke ne kadar derin olursa olsun, sağlık ile hastalık arasındaki sınırın geçirgen olduğu gerçeği tartışmasız olmaya devam eder. Akıl sağlığının bazı yönleri en ağır akıl hastalıklarında bile bulunur ve akıl hastalığının bazı yönleri zihinsel bakımdan en sağlıklı insanda da görülür. Bu açıdan bakıldığında Freudcular haklıydı; hepimiz zihinsel olarak bir ölçüde hastasıyız. Sf. 310, 311…

  • Chotiner, Nixon’a agresif siyaseti öğretti. Bu siyaseti Chris Matthews şöyle özetler: “Chotiner’in iki ilkesi vardı. Birincisi, oy vermenin negatif bir edim olarak görülmesiydi: İnsanlar birisi için değil, birisine karşı oy verirlerdi. Chotiner’in ikinci kuralı, seçmenlerin bir kerede ancak iki ya da üç sorunu kavrayabilecek kadar zihinsel kapasiteye sahip olduklarıydı. Her bir kampanyanın hedefi, bu nedenle,…

  • Onun ılımlı bipolar bozukluğunun 1937’ye kadar, karizmasını, esnekliğini ve siyasi yaratıcılığını ateşleyerek, siyasi karakteri üzerinde olumlu bir etki yarattığını düşünüyorum. Bu tarihten sonra, esas olarak damardan verilen amfetaminlerin -bipolar bozukluğu nedeniyle bu maddelere özellikle duyarlıydı- zararlı etkisi, Hitler’in liderlik yeteneklerini felaket niteliğinde sonuçlar yaratacak şekilde sakatlayarak onun manik ve depresif epizotlarını kötüleştirdi. Sf. 250 Alıntı;…

  • Aralık 1943’te Himmler, Hitler’in “zihnen hasta” olduğu kanaatine vardı ve bütün savaş tutsaklarının infaz edilmesi gibi bazı emirlere itaat etmedi. En azından iki kez (1938’de ve 1942’de) birkaç General, Hitler’in bir akıl hastanesine sevk edilmesi için önde giden psikiyatrları ikna etmeye çalıştı. (Doktorlar bunu reddettiler.) Sf. 244 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları…

  • Tedavi edilmemiş bipolar bozukluğu olan bir adama her gün damardan amfetamin vermek, onun karar alma süreçleri üzerinde muhtemelen büyük bir etki yaratır. Güçlü antidepresanlar olan ağız yoluyla alınan amfetaminler bile, bipolar bozukluğu olan insanların yaklaşık yarısında maniye neden olur, özellikle lityum gibi (Hitler zamanında yoktu) ruhsal durumu düzenleyen ilaçlar da bu insanlara verilmez. Sf. 242…

  • Adolf Hitler damar yolundan amfetamin alırdı. Göreceğimiz gibi, kendisinde gençliğinden beri ağır depresif ve manik epizotlarla (ataklarla) seyreden bipolar bozukluk vardı. Fakat bu ruhsal epizotlar, 1937 civarında depresif dönemlerinin tedavisinde amfetamin kullanana kadar, Hitler’in karizmasına ve liderlik becerilerine katkıda bulunarak pek çok bakımdan gayet yardımcı oldu. Sonra günlük damar içi enjeksiyonlarla bu tedaviye başladı. İkinci…

  • Esneklik, riskten tam bir kaçınmayla değil, riske maruz kalmakla gelişir. Sf. 157 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 157) kitabından birebir alınmıştır.

  • Travmanın kendisi bazı insanlara psikolojik olarak hiçbir zarar vermeyebilir; aslında onlara yardımcı olabilir. Burada söz konusu olan travmaya rağmen değil, travma nedeniyle daha iyi olmaktır. Sf. 155 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile Akıl Hastalıkları Arasındaki Bağlantılar) – Nassır Ghaemi,  Çeviren; Yavuz Alogan, (İthaki Yayınları, 3. Baskı Ekim 2016 – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • Mahatma Gandi depresyondaydı. Şiddet içermeyen direniş siyasetinin de öncüsüydü. Bu iki olgunun ilişkili olduğuna inanıyorum. Sf. 109 Çok utangaç ve çekingendi, büyüklerini eleştiremiyordu. Sf. 110 Hayatı boyunca Gandi, kaygılı, aşırı utangaçtı; negatif ve kötümser ruh haline yatkındı. Otobiyografisinde, özellikle gençlik dönemine ilişkin bu distimik özelliklerin belirtilerini verir. Sf. 113 Alıntı; Birinci Sınıf Delilik (Liderlik ile…