Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Beyin

  • … insanların çoğu görme algısına dayanan bir ruh taşırlar. Bazıları da kendileri için yaratmış oldukları parçalı bir dünya görüşünü, daha çok işitme ile ilgili algılarla tamamlarlar.  Bir insanın bireyselliği ve tekliği neyi nasıl algılamış olduğuna bağlıdır. Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 153) kitabından birebir alınmıştır.

  • Saldırgan insanlar .. Gurur, küstahlık ve kendi değerine inanmaktan ileri gelen bir duygu ile şişinip dururlar.   Savunmacı insanlar; bu tipten olan kimselerin en belirgin ve en çok rastlanan özelliklerinden biri, başkalarına karşı takınmış oldukları eleştirici tavırdır. Sf.311  Kendine güvenmeyen kimselerin başkalarına da güvenmedikleri çok iyi bilinmektedir.  Böyle bir tavrın kaçınılmaz sonucu, haset ve cimrilik gibi…

  • Karakterleri genellikle dümdüz bir çizgi üzerinde gelişmiş olan insanlardan oluşan iyimserler.  İyimserleri hemen tanımak mümkündür. Ürkek değildirler; açık ve serbest bir şekilde konuşurlar; ne çok alçak gönüllüdürler ne de kendilerini az gelişmiş ve tutuk hissederler. Başkaları ile ilişki ve dostluk kurmada hiçbir zorluk çekmezler çünkü güvensiz değildirler. Konuşmaları tutuk değildir; tavırları, hareketleri, yürüyüşleri tabii ve…

  • Öfke, insanları birbirlerinden en fazla uzaklaştıran duygudur. Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 390) kitabından birebir alınmıştır.

  • 1-Oyun; Bir çocuğu oynarken gözlemekle, hayat karşısındaki bütün tavrını görebiliriz. Pedagoji Profesörü olan Gross, hayvanların oyunlarında da aynı eğilimin var olduğunu ortaya çıkartmıştır. Sf.208   2- Unutkanlık; Unutkan insanlar, çoğunlukla, açıkça isyan etmeyi tercih etmemekle birlikte, unutkanlıkları, bir dereceye kadar işlerine ilgi duymamış olmalarından ileri gelmektedir. Sf.214    3- Bilinçdışı Alan; Bir insanın davranış kalıbını o insanın…

  • Bazı çocukların yalnızca başkalarının sözünden çıkmamaları yüzünden suç işlemeye kadar varan davranışlarda bulundukları .. Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 172) kitabından birebir alınmıştır.

  • Kıskançlık, ihmal edilmiş olma duygusundan ya da başkalarından faklı tutulduğunu hissetmekten ileri gelmektedir.   Kıskançlık, başkalarına güvenmeme ve onlara pusu kurma, başkalarını eleştiren bir tavır takınma ve sürekli bir ihmal edilmiş olma korkusu duyma gibi belirtilerle ortaya çıkabilir.  Kıskançlığın bir şekli, kendi kendini yiyip bitirme, başka bir şekli ise şiddetli bir inatçılık olarak görünmektedir. Alıntı: İnsanı…

  • Çocuğun itaatsizliği… bu gibi çocukların çevrelerinde bulunan kimselerden daha üstün olmaya çalıştıklarını göstermektedir. Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 173) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hatırlanması belli bir ruhsal eğilim için önemli olan olayları hatırlarız. Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 154) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zarar verilen bir insan üzerinde devamlı bir etkide bulunmak imkânsızdır. Bir insan ancak kendi haklarının gösterildiğini hissettiği zaman en iyi şekilde etkilenir. Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 171) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlar yalan söyledikleri zaman en başarılı şekilde kontrol ettikleri yüz ifadeleridir.  Bir kişinin yalanını yüzüne ve gözüne bakarak anlamak pek kolay değildir.  Ama    1- Yalan söyleyen kişilerin elleriyle yaptıkları jestler azalmaktadır.  2- Yalan söyleyen kişinin elini yüzüne götürme ve yüz çevresine değdirme sayısı artmaktadır. . Ağzı örtmek ve buruna değmek jestlerinde de adeta patlama olur. …

  • 1- Göz İlişkisi; İnsanların yüzüne bakanlar bakmayanlardan daha çok hoşa giderler.    2-  Yüz İfadesi; Canlı olun, dostça tebessüm edin ve gülün.     3- Baş Hareketleri; Karşıdaki konuşurken sık sık başımızı hafifçe aşağı yukarı hareket ettirmek onu dinlediğimizi ve anladığımızı ifade eder. Başınızı hafif dik tutun.   4- Ellerinizi cebinizde tutmaktan ve kollarınızı kavuşturmaktan kaçının.   5- Ayakta iseniz…

  • Enseyi ve ensedeki saçları okşamak ise kişinin sıkıntılı bir durumda sevilme ihtiyacını karşılamak amacını taşıyan narsistik bir jesttir. Alıntı: Bedenin Dili, Zuhal Baltaş – Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 78) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanın elinin becerisinin gelişmesi, beyinin biyolojik gelişmesine paraleldir. El ve beyin arasındaki karşılıklı bağlantıları zenginliğinden kaynaklanmaktadır. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 56) kitabından birebir alınmıştır.

  • Televizyon, yüzyılın uyuşturucusu durumundadır. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 34) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanların hissettikleri gibi davranmaktan çok, davrandıkları gibi hissettiklerini biliyoruz. İnsanın davranışı beden kimyasını değiştirir. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 17) kitabından birebir alınmıştır.

  • İlk izlenim 30 saniye içinde oluyor. Alıntı: Bedenin Dili – Zuhal Baltaş ve Acar Baltaş (Remzi Kitabevi – Sf. 7) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sevmek bir başkasını geliştirmektir.   Güvenli olmayanın âşık olması ve sevişmesi mümkün olmuyor. İnsanın gelişimi, Tanrı’nın yerine kendisini koyabilmek çizgisindedir. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 406, 407) kitabından birebir alınmıştır.

  • Chaplin şunu anlatıyor; bir insanda, hep akıl var ve hiç duygu yoksa bu, en büyük caninin özelliğidir.  Hep duygu var ve hiç akıl yoksa kendi halinde bir budala demektir. Akıl ve duygunun mükemmel bir dengelenmesi, bize, harikulade aktörü çıkarıyor.  Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 306) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sınav, öğrenmenin düşmanıdır. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 36) kitabından birebir alınmıştır.