Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Beyin

  • Korkak ile cimri arasında yakın bağ kuruyorum. Özel mülkiyetin başlangıcında korkaklık görüyorum. Cimrilik, korkudan gelen bir mülkiyet tutkusudur. Ben de korkak olmayan bir tek cimri insan görmedim. Ben daha cesur insanlar arasında bir tek cimriye rastlamadım.    Yalancı, güven duymayan adamdır. Güvensizlik doğru söylememenin motorudur. Güçsüz ise haindir. …Güçlü güçsüzleşince hain oluyor.   Yenmeyen, başaramayan ne kadar…

  • En çok tekrarladığım teorem, insan aklının yanılmaya çok yakın olduğudur. .. İnsan aklı en çok kendisine karşı tarafsız olamıyor.  Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 111) kitabından birebir alınmıştır.

  • Öğrenmek için önce şaşmak gerekiyor.    Bugün Türkiye üniversitesinde öğretim üyelerinin çoğu şaşırma hassalarını yitirdiklerini veya hiç kazanmadıkları için de bilim adamı olamıyorlar. Tenekecidirler.  Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 103) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bir büyük zekâ, eğer şehirlerarası bir yoldaki bir dinlenme tesisinin helasında para toplamaya memur edilirse, bir süre sonra mutlaka geri zekâlı olacaktır. Çünkü zekâsı yaptığı işe uymak durumundadır. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 32) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsanlar aklındaki düzenlerle okuyorlar. Her akıl düzeni bir sözcükler demetidir. …  Keynes, “bizim türümüzden yetişenler için güçlük, yeni düşüncelerde değil, eskilerden kopmadadır.” diyor. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 11) kitabından birebir alınmıştır.

  • İnsan, aklıyla görüyor. Tarihin falsifikasyonu, insanın görmesini önlemek içindir. Bu, insanın aklını bozmakla mümkün olabiliyor. Kemal Paşa’nın kendisine son derece güvensiz bir komutan ve daha sonradan politikacı olduğunu görmekte çok geciktim. Körlük, bozulmuş tarihin ağır bombardımanından kaynaklanıyor. Güvensiz, uzlaşmacıdır. Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 324)…

  • Bunun için önce insan aklının bir kusurundan söz etmek gerekiyor. İnsan aklının association tutkusuyla defolu olduğunu ileri sürmek durumundayım. Özellikle kütlesel akıl, aynı zaman kesiti içinde algıladığı iki olguyu önce birleştirme ve daha sonra da bunlar arasında bir neden-sonuç ilişkisi kurma zaafını taşıyor. Eğer turistlerin çok geldiği bir yılda dağdan köye inen kurtlar da çoksa,…

  • Aklı durdurabilmek için bütün’ü ortadan kaldırmak ve karşılaştırma yetisini yok etmek gerekiyor; televizyon ya da video halinde bütün savaş filmlerinde montajcının istediği her dar mekân bütündür ve her montajcı, istediği zaman, karşılaştırma izlenimini vererek tüm karşılaştırma imkânını ortadan kaldırabiliyor. Televizyonda her hangi bir savaşı izlemek, aklın durduruluşu yönünde ciddi bir egzersizdir; ne kadar çok izlenirse,…

  • Eski, uzaktır. Yeni, yakındır. Zor olan yeniyi bulmaktan daha çok eskiden kurtulmaktır. Şiddet, yeniyi bulmaktan daha çok eskiden kurtuluşu tamamlamak için gerekli oluyor. Nörotik durumun, şok uygulamasından başka kalıcı; bir tedavisi görünmüyor. Şok, âna sığdırılmış şiddettir. Sf. 31 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 31) kitabından…

  • Hem jeoloji ve hem de arşivler, kaba ve ham bir biçimde akılcılığı içeriyorlar. Akılcılık, soyutlanmış birikim veya materyalist olarak işleyen akıl’dan başka bir anlama gelmiyor. Akılcılık, materyalist olarak işleyen bir aklın anlayamadıklarının ölüm hükmüdür.  Sf. 551, 552 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 551, 552) kitabından…

  • Bu benzetmenin, bir şizofrenin beynini görsel olarak betimlemenin en iyi yolu olduğunu düşünüyorum; şizofren karşılaştıramıyor ve tartamıyor, Şizofren, bir tek olayı ayrıntılı olarak tasarımlayabilmekle birlikte bir eksene sahip olmadığı için olgular arasında tutarlı bir ayırım yapamıyor. Tekelsi düzen, şizofren yurttaşlar fabrikasıdır. Egemenliğini, yurttaşlarını, şizofren yaparak sürdürebiliyor. Sf. 17 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın…

  • “Korkunun bilmekle çok yakın bir ilgisi var. Ateşi bilmeyen veya kafasında ateş kavramı olmayan kimse ateşten korkmaz.   Korku ile inanç arasında da çok yakın bir ilişki var. İnançlı olanlar ateşi ne kadar iyi bilirlerse bilsinler, ateşten korkmazlar.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995 – Sf. 9) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İnsan aklının çalışması, tarihin işleyişine ve tarih yazımına benziyor; Tarih hep başarılı olan ve ayakta kalana göre yazılıyor.  Anılar, insan aklının zaman boyutunda işlemesinin sonucudur; Başarılı olan ve ayakta kalana göre biçimleniyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 336) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Korku “insanidir; ancak insan olmayanlarla, insanlığı aşabilenler korkmuyor…. Her insan hem toplumsal ve hem de tarihsel bir yaratık olarak gerçekleşiyor.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 312) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Korkudandır; Korkan insanın soyutlamasından dinler doğuyor. Tanrı ve şeytan her dinde var, insanoğlunun ilk büyük soyutlamalarından çıkıyor. Tanrı, en soyuttur; resminin yapılamaması, soyut olmasından kaynaklanıyor….   Şeytan, korkunun kaynağını, Tanrı da korkudan kurtulmayı anlatıyor. İlkel insan, bu kadar bir soyutlamaya dayanamadığı için, Tanrı’yı ya da şeytanı ve genellikle her ikisini fetiş’e indiriyor.” Alıntı: Aydın Üzerine…

  • “Korku, aklın durmasıdır.    Aklın durduğu yerde bilgisizlik başlıyor, cehalet çıkıyor.     Öyleyse cehalet dönemi için aklın durması zorunludur. Aklın durması için ise korku gerekiyor.   Korkuyu bilimin içine sokmak gerek; çünkü bilimin düşmanıdır.  Bilen insanı cahilleştirmek için korkutmak zorunludur…. Korku insana özgüdür; insan korkuyor… Hayvanı korkutarak cahilleştirmek mümkün değil; çünkü hayvan hem bilmiyor ve hem de…

  • İnsan tutkulu olmalıdır. En azından belli amaca ve insanı insan yapan ilkelere tutku ile bağlı olmalıdır; bir toplumu dönüştürmek için tutkulu bireylere gerek olduğunu düşünüyorum. Ancak, …Aşırı tutkunun insanı insandan uzaklaştırdığını, insanı sevgisizleştirdiğini tartışmak gereğini duyuyorum. Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 236) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Her hedonist (haz düşkünü, gövdeci, tüketen, beyinsizce tüketen) aynı zamanda bir korkaktır.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 120) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Her çevredeki korkak ve hedonist (haz düşkünü, gövdeci, akılsızca tüketen) bir potansiyel haindir. Korkak-hedonist kritik noktalarda haine dönüşüyor.“ Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 164) kitabından birebir alınmıştır.

  • Düşünme, şaşırma ile başlıyor. Alıntı: Aydın Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları 1985 Basımı – Sf. 98) kitabından birebir alınmıştır.