Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Beyin

  • Yaşamak için her gün vücudumuzdan dışarı atmamız gereken; dışkı, idrar, ter ve sümük gibi maddeler vardır. Saçımızı ve tırnaklarımızı da belli aralıklarla kesmemiz lazımdır. Boşaltım ve salgılama yapmaksızın bir gün bile yaşamamız mümkün değildir. Ancak, dışarıya attığımız bir madde vardır ki, bizde hiçbir zaman tiksinti uyandırmaz: Gözyaşı Hipokrat gözyaşını bir atıktan çok, beyinden gelen bir…

  • Japoncada “hastalık zihinden ileri gelir” diye bir özdeyiş vardır. Düşündüklerimiz genlerimizin işleyişini etkiler, hastalanmamıza ya da iyileşmemize yol açar. Hâttâ bâzı bilim insanları, genlerimizin ve işleyişlerinin mutlu bir yaşam sürüp sürmeyeceğimizi belirlediğine bile inanmaktadırlar.   Mutluluğu yöneten genler, herkesin içinde gizlidir, sâdece devreye alınmayı beklerler.   Bilebildiğimiz kadarıyla; genlerimizin yalnızca % 5-10’luk bir bölümü gerçek anlamda çalışmaktadır.…

  • Ruhsal travmaların genlerimiz üzerindeki etkileri, diğer bir deyişle, gen ve zihin arasındaki bağlantı, ilgi çekmeye başladı ve bu ilgi gelecekte de sürecek.  Etrafımızdaki dünyada olup biten sayısız olay, böyle bir bağlantının varlığına işaret etmektedir. Örneğin, yaşanan ağır bir şok, kişinin saçlarını bir günde ağartabilmektedir. Bunun aksi bir örnek de, kanser hastalığının son döneminde olan ve…

  • Bilinmezi bilmeye, anlaşılmazı anlamaya çabalamak, insanın doğasında vardır. “Yeni ne var?” sorusu; bilim insanına, evrimleşmenin bilimin kaderi olduğunu anlatan bitmeyen nakaratıdır. Doğamızda var olan bu merak etme hali değişime uğramadığı sürece, bilim de ilerlemeye devam edecektir. Alıntı; Genetik Zekâ (Yaşamın İlahi Sırları) – Kazuo Murakami, (Kozmik Kitaplar, 2008 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazen Enver Paşa’da mistik bir ruh hali sezerdim.  O âdeta kendisini bazen, bu vatanı kurtarmağa memur edilmiş semavî bir murahhas gibi telâkki ediyor (algılıyor) görünürdü.  Alıntı; Harp Hatıralarım I (Birinci Cihan Harbi) – Ali İhsan Sâbis, (Nehir Yayınları, 1991 – Sf. 97) kitabından birebir alınmıştır.

  • Sabatay’ın bir Yahudi’nin evinde aşk alemi yaparken Subaşı’nın baskınına uğradığını, Subaşı’yı evinde gören Sabatay’ın sara hastalığına tutulup, ağzından köpüklerin geldiği ve onlarla beraber olan Josef (Yusuf) Çelebi’nin kaçıp gizlendiği; Sf. 245 Sabatay, Sarrafbaşından ve oradaki halktan topladığı yardımlarla yanında karısı Sara ve birçok taraftarı ile El-Ariş yoluyla Kudüs’e dönerken Gazze şehrine uğruyor.  Orada Abraham Benjamen…

  • …onun çocukluğundan beri sık sık sara nöbetleri geçirdiği; bundan dolayı hadislerin ve okuduğu hurafelerin kolayca etkisinde kaldığı da rivayetler arasındadır.  …  Otuz Yıl Savaşlarında (1618-1648) Yahudilerin yaşadığı yerler yakılıp yıkılmıştır.  1648-49 yılında Polonya’da “Chmielnick”in Yahudi katliamı başlamıştır.  Alıntı; Dönmeler (Sabatayistler) Tarihi – Abdurrahman Küçük, (Aziz Andaç Yayınları,  7. Basım Temmuz 2005 – Sf. 218) kitabından…

  • İspanyol asıllı bir Yahudi aileden, 7 Temmuz 1626 yılını gösteren İbranî takvimine göre 5386 senesi, Ab ayının 9’unda İzmir’de doğmuştur.  Sabatay’ın doğduğu ev, İzmir’de “Lambard” sokağındadır.  Mor’lı bir bakkalın çocuğu Mordehay Sivi’nin oğludur. (Dipnot: İbranî takvimi, dünyanın yaradılışını, Hz. İsa’nın doğumundan önce ‘M.Ö. 3760 olarak alır.  Bu gün de aynı takvimi kullanılmaktadır.)  Sf. 211 (Babası)…

  • Bilinçli okur, hayat mücadelesi sırasında ani bir şeyle karşılaşırsa, belleği yıllar önce de olsa çok eskiden elde ettiği düşünce ve bilgiyi onun zihnine getirir.  Muhakeme sahibi olan kişi de hemen bu bilgi ve fikirleri mantığına göndererek olay karşısında tavır alır.  İşte okuma böyle yapılırsa yararlı olur.  Alıntı; Kavgam – Adolf Hitler, Ç; Oktay Ertaş, (Beda…

  • Bedenin en güçsüz olduğu dönemde (elli yaşlarına doğru) ruh en güçlü dönemindedir. Sf. 298 Alıntı; Hazar Sözlüğü – Milorad Paviç, Ç: İsmail Yerguz, Bir paragrafı farklı çevrildiği için dişil basım, (Mitos Yayınları, 2. Baskı Eylül 1966 – Sf. 298) kitabından birebir alınmıştır.

  • (Fransız matematikçi, fizikçi ve politikacı Lazare Nicolas Marguerite, Kont Carnot;) “Ahirete inanan, tatlı ve teselli edici hülyalarla, dertlerini unutmaya çalışan ve ebedî hayat rüyasıyla oyalanan, uhrevî ceza ve mükâfat, Cennet ve Cehennem inancına saplanan bütün halklar; fakirliği, hastalığı, hep başlarını eğip sineye çektiler. Uhrevî hayat hayâli, onlara destek oldu ve felâket ve sefaletlerine kızgınlık göstermeden…

  • Mizah çelişkiyi görme yeteneğidir. Özellikle gülünçlü çelişkiyi sezebilme işidir. Bu da eleştirinin kaynağı anlamındadır. Bunun için mutlaka zekâ gerekiyor, ama tersi de doğrudur; mizah yapa yapa zekâ gelişiyor. Mizahı kurumuş bir toplum aptallaşmaya mahkumdur.. Aptallar mizah yapamazlar. Mizah yapamayanlar aptallaşırlar. Bu arada eklemek gerekiyor, solcu olamazlar. Sf. 317, 318 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın…

  • Resmi tarihin uyuşturucu yanını şimdi daha iyi kavrıyoruz. Ve resmi tarihi dahi halkların afyonu sayıyoruz. Sf. 146 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 146) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yalnız masallarda esastır, kahramanlarımızın kişilikleri hakkında duyduklarımızı da nakletmemiz isabetlidir; Moorehead, Kemal Faşa Hazretleri için claustrophobia teşhisi koyuyor ki, kuşatılmış ya da kapatılmış olmaktan aşırı korku anlamındadır. Sf. 109 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır.

  • Daha önce de not etmiştim, alışkanlık, insanın en büyük dostudur; yaşamı kolaylaştırıyor. Zaman zaman ise en büyük düşmanı oluyor ve direnci azaltıyor; bu da insani damarların zayıflaması anlamındadır. Sf. 14 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 14) kitabından birebir alınmıştır.

  • Üçü de zekâ bakımından parlaktır ama. Akıl demiyorum, ayırıyorum. Zekâ çok çeşitli elemanları hızla bir araya getirir. Akılda ise tutarlılık vardır. Ben Vedat Dalokay’a Çetin Altan’a, Aziz Nesin’e tutarlılık yüklemiyorum. Eksikleri tutarlılık. Sf. 38 Alıntı; Bir Soran Olursa – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ağustos 1987 – Sf. 38) kitabından birebir alınmıştır.

  • Baskı, candan çok beyinle ilgilidir. Baskı, ölümden daha çok, beyazlaştırılmış beyinlere yeni yazımları amaçlıyor. Korku, ölüme çare olmuyor; yeni yazımları kolaylaştırıyor. Korku, güvenini yitirmiş, saflığını koruyamamış, bembeyaz olmuş beyinleri, her türlü «yanlış» düşünceye hazır hale getiriyor. Sf. 45 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye Gidiyoruz? – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 45) kitabından…

  • Korkan insanın yüzü bembeyazdır; öyle görünür. Doğrudur; tüm görüntüler türünden eksik kalıyor, eksikli doğru oluyor. Korkan insanın, aynı zamanda, beyni de bembeyazdır. (Tabula rasae) (beyaz tabla, temiz levha); korku beyni siliyor. Osmanlıca bir sözcük ile «tebyiz» ediyor. Korku, beyni siliyor. Korku, beyni, yeni ve kolay yazımlara hazır hale getiriyor. Sf. 45 Alıntı; Quo Vadimus? Nereye…

  • Güven, kesinlikle, kendine güven’dir. Güven, başkasına güvenmemektir. Güven, kendi gücünü saf tutabilmek oluyor. Korku, güven’in düşmanı durumuna geçiyor. Korku, güven’i eritiyor. Güven ve korku: Birisi varsa diğeri yok oluyor. Bunalım, her zaman korku saçıyor. Bunalım, eğer işsizlik ve ölüm yumaklarını sağarak yürüyorsa, korku bir yaşam biçimine dönüşüyor ve her tarafa siniyor. Sf. 43 Alıntı; Quo…

  • Kuşkusuz çağdaş insan rüyalarla gerçeklik dünyasını birbirinden ayırıyor. Fakat “ilkel insanlar nazarında rüya ve gündüz algıları arasında bir fark yoktur”; bunları birbirine karıştırmıyor, “ilkel insanlar rüyada gördüklerini olmuş hakikatler.” Sayıyorlar. İlkel insan, rüyalarını gerçek türünden anlatabiliyor. Rüyalar bir çatışmanın sonucudur. Şöyle de söylenebiliyor; rüya birbirine ters iki halin ifadesidir. Bunlardan biri şuur altının derinliklerinden gelmiş…