Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Cinsellik

  • Sevmek bir başkasını geliştirmektir.   Güvenli olmayanın âşık olması ve sevişmesi mümkün olmuyor. İnsanın gelişimi, Tanrı’nın yerine kendisini koyabilmek çizgisindedir. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 406, 407) kitabından birebir alınmıştır.

  • İstanbullu için esas sevişme türü, erkeğin erkekle ve kadının kadınla sevişmesidir.  İstanbullunun karşı cinsi sevmesinde Kırım savaşı önemli bir yer tutuyor; savaşta yaralı İngiliz subaylarına hastabakıcılık yapmak ve güzel vakit geçirmelerini sağlamak için İngiliz asil kızları, hemşireciliğin kurucusu Florance Nightingle de bunlar arasındadır. İstanbul’a akın ediyorlar. İstanbullu bunların aşklarını görüyor ve kadın ile erkek arasındaki…

  • BAKKAL’IN YORUMU (1995): Gücü çok seviyor, güreşlere düşkün, deve, koç, horoz güreşlerini de çok seviyor. Hatta galip gelen hayvanlara devlet adamlarıyla generallere verdiği madalyalardan takıyor. Ve hemcinslerine meylediyor, yani homoseksüel iddiası var. Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 432) kitabından birebir alınmıştır.

  • BAKKAL’IN NOTU (1995): Reşit Paşa, Tanzimat Fermanı’nı okuduğu zaman Hüsrev Paşa Sadrazam’dı. Birkaç yıl sonra Reşit Paşa, Hüsrev Paşa’nın bu görevi sırasında rüşvet aldığını ileri sürerek Meclis-i Vâlâyı Ahkâm-ı Adliye (Meclisin Yüksek Hüküm Mahkemesi, Yüce Divan gibi) bir özel mahkemeye verdi ve Hüsrev’i mahkûm ettirdi. “Diktatorya için bu gerekti.” diyor Yalçın Hoca. Hüsrev Paşa “gulam”…

  • “Mecdi Sadrettin, bu çocuk güzel yüzlü bir gençti. Eski Karadağ sefiri (Büyükelçisi) Sadrettin Bey’in oğludur. Yüzüne pudra, dudaklarına kızıllık sürerdi. Ankara’da birçok bakan ve mebus onu sıraya çektiler! Bilhassa (özellikle)Meclis Başkanı Kâzım’ın metresi idi. .. Sonra Mustafa Kemal ona bir evlatlığını vermiş. Yani Damadı Hazret-i Şehriyâri..!” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ…

  • “Süreyya, kızı Melahat’ı Latife’nin kardeşi İsmail’e verdi. Kız çok açık bir kız idi. İsmail deli ve edepsiz biri. Zamanla Gazi Latifeyi boşadı, Süreyya da kızını İsmail’den boşattı. Sonra Melahat’ı Dr. İhsan’a verdi…. Mustafa Kemal Süreyya’yı Mebus yaptı. .. bir gece Gazi’de imişler. Tertip üzerine Dr. İhsan’ı bir hastaya çağırmışlar. Rivayete göre çağırtan da kaynanası imiş. …

  • “Bundan 60-70 yıl önce İstanbul basınında Latin harfi leh ve aleyhinde tartışmalar olmuştu. On yıl önce de oldu, iki yıl önce de oldu. Bütün düşünürler, üniversite profesörleri ile birlikte Latin harfi aleyhinde oy verdiler. Her yaz bir inkılâp yapıyor. Bu hal bir tür delilerde olur. Mustafa Kemal alkolik, frengilidir. Bunlar böyle şeyler yaparlar. Bir gün…

  • “Prag’a Büyükelçi olan Vasıf, Paris’e gelmişti. .. Vasıf Paris’te şoförü olan çocuğa tasallut (sarkıntılık), o da polise şikâyet etmiş. Rezalet olmuş. Oradan kaldırdılar ama Moskova’ya Büyükelçi yaptılar… Sonra oradan yine Milli Eğitim Bakanı oldu.. Başka bir marifet yapmış, İş Bankası Müdürü Celal (Bayar)’ı dövmüş. Sonra Celal’in adamları da Vasıf’ı dövmüşler… sedye ile kaldırılmış.” Alıntı: Hayatım…

  • “.. bir balo ve dans devridir açıldı.. Mustafa Kemal geliyor zil-zurna oluyor, kadınlara tasallut ediyor(sarkıntılık ediyor). Bir keresinde dans ederken Fransız Büyükelçisinin kızının göğsünü sıkmış., kız kaçmış, babasıyla beraber balodan gitmişler. Bir defa Mustafa Kemal kadın yerine tüysüz bir subay ile dans etmiş, çocuğu öpmüş. Kadınlardan bir kaçı Gazi’ye: “Biz burada iken bu olmaz.” demişler.…

  • Latife İstanbul’a gelince derhal eşimi istedi. O’na boşanma olayını anlatmış. Boşanma olayından 2-3 gün önce Latife, kardeşi İsmail ile eşi olan Süreyya Paşa’nın kızı Makbule Ankara’ya gelmişlerdi. Çankaya’da misafir olmuşlar. O zaman Mustafa Kemal yanında kâtip (yazıcı) sıfatıyla Halit Ziya’nın (Uşaklıgil, Latife’nin akrabası) oğlu Vedat vardı. Güzel, tüysüz (i…) bir çocuk. Bir akşam üzeri karanlık…

  • “Latife zeki bir kadın. Epeyce de tahsil görmüş. Erkek gibi, sert de. . Hatta kendisi Mustafa Kemal’in nutuk ve muhaberelerini (yazılarını) yazdığını, yabancılarla teması idare ettiğini bana söylüyordu. Latife, Mustafa Kemal’in içki ve kadın işlerinden bize şikâyet ediyor. Hem de Latife eşimle çok ahbap, kocasının erkek görevini yapamadığından da eşime şikâyet etmiş. Bu şikâyeti Galibe’ye…

  • “Moskova dönüşü Ankara’ya gelişimin ikinci günü Darülmuallimat Müdiresi Şahende Hanım geldi bir olay anlattı; “Bir gece yarısı bir otomobille Mustafa Kemal ve yaveri Salih (Bozok) okulun kapısına geldiler. Öğrencilerden bir kızı alıp götürdüler. Ertesi günü Maarif Vekili Hamdullah Suphi (Tanrıöver) Bey’e gidip şikâyet ettim. Ama ne yapalım olur ya kızı sevmiş almış, dedi.” Bu iş…

  • “Tevfik Rüştü üç-beş yıldır da Mustafa Kemal’in gönlünü yapıyor. Ankara’daki evini ona kerhane gibi yaptı. Dışişleri Bakanı oldu.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf.763) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (2007): Tevfik Rüştü İzmir Yahudilerinden.

  • “Halil (Enver Paşa’nın amcası Halil Paşa) hanımını telgrafla İstanbul’dan getirtip, kendi eliyle Çankaya’da O’na (Mustafa Kemal’e) teslim etti. Teslim ederken hanımına “Paşa seni kardeşi gibi öpsün!” demiş. Mustafa Kemal; “Ne kardeş gibi, bayağı öpsün!” demiş. Bunu bana burada hazır olan birisi anlattı. Mükâfat olarak Mustafa Kemal Halil’e birkaç bin lira ihsan-ı şahane (padişah ödülü) verdi…

  • Mustafa Kemal’in belinde sürekli ağrılar var, sürekli bundan şikâyetçi. İkide bir ateşi var. Muayene ettim, idrarı tahlil edildi. Eski bir belsoğukluğu (Cinsel ilişki yoluyla bulaşan bir hastalık) var. İdrarında bol gonokok (belsoğukluğu hastalığının mikrobu) buldum. Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1967 – Sf. 617) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Çalışma, gürültü, kavga, vatan hasreti, gelecek endişesi birde yeni evlilik, fazla cinsel ilişki beni çok zayıflattı… bunlar beni memleketteki gibi yeniden nevrastenik yaptı.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım II – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1. Baskı:1968 – Sf. 447) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, 1910 yılında İttihatçılara muhalefet ettiği için, Cenevre’ye sürgüne gönderildi,…

  • “Livata (erkek erkeğe cinsel ilişki) eskiden beri Çinlilerde vardı. Roma İmparatorlarından, merasimle genç erkek çocuklarla evlenenler olmuştur. İran’da eskiden beri vardı. Hatta bizdeki Şengül Hamamı da budur. Şengül kelimesi, gulam, gulampara manasına olup yapılan çocuk demektir. Şengül kelimesi Osmanlı klasik şairlerinin şiirlerinde pek çoktur.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım I – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi 1.…

  • “Kara Vasıf ve bazı arkadaşları Başbakan Rauf Bey’in yanına gelerek; ” .. Bir yerde güzel bir kız, güzel bir çocuk gördüler mi sürükleyip götürüyorlar. İşi, bu dereceye vardırdılar. İkaz etmek istedik, aldığımız cevap, “Bu gibi işler zekâ sahiplerine arız olan (bulaşmış olan) hastalıklardır. Vazgeçilmez.” oldu. Bunu birkaç arkadaşın arasında yüzümüze karşı hem de gülerek söyleyen…

  • Bütün guddeler (salgı bezleri) arasında husye (erkek yumurtalığı), aklın kuvvet ve kalitesi üzerinde en büyük etkisi olanıdır. Büyük şairler, dahi sanatkârlar, azizler, fatihler umumiyetle (genellikle) cinsiyet bakımından çok kuvvetlidirler. Cinsi guddelerin alınması yetişkinlerde bile zihni durumlarının değişmesine sebep oluyor. Kadınlar yumurtalıklarının alınmasından sonra durgunlaşıyor. Alıntı: İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel (s. 174) kitabından birebir…