Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
recent posts
- NURİ DERSİMİ, “MİLLETLER CEMİYETİ UMUMİ KÂTİPLİĞİNE” BAŞVURUDA BULUNDU
- DERSİMLİLER LİDERLERİNİ PUSUYA DÜŞÜRÜP ÖLDÜRMÜŞLER
- DERSİM’DEKİ İLK ASKERİ BİRLİĞİN KOMUTANI ELAZIĞ’IN MIĞI KÖYÜNDEN VE ALEVİ
- DERSİM HAREKÂTI NEDEN 1937 YILINDA YAPILDI
- “CUMHURİYETİN KAHREDİCİ ORDULARI TARAFINDAN MAHVEDİLECEKSİNİZ”
about
Kategori: Demokrasi
-
Drake (1996) analizinde; emeğin, Arjantin, Brezilya, Uruguay, İspanya ve Portekiz diktatörlüklerindeki rolünü benzer biçimde tartışıyor, şöyle ki; “diktatörlüklerin çoğu, sermaye ile ücretler arasındaki dağıtım mücadelesinden ortaya çıkmıştır… Diktatörlüklerin şafağında, işçi sınıfı militanlığı mülk sahiplerini korkutmaya başlamıştı, bu nedenle de liberal demokrasi terk edildi. Kârlarını, gücünü ve meşruiyetini kaybeden ekonominin seçkinleri askerlerce kurtarıldı… Bu sağ kanat,…
-
Schumpeter’in (1942) tanımını benimsemiştir, ona göre demokrasi … bireylerin, halkın oyunu alabilmek için gerçekleştirilen rekabetçi mücadele aracılığıyla karar alma gücü kazanmalarını sağlayan siyasal zemini hazırlayan kurumsal düzenlemedir, Sf. 71 Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık,…
-
Siyasal kurumlar ile demokratik konsolidasyon (pekişme) arasındaki bağa işaret eden bir başka örnek; başkanlık demokrasisi, parlamenter demokrasiye göre daha dengesiz olabilir iddiasıdır (Linz, 1978, 1994). Bu düşünce bizim çerçevemizde karşılık buluyor çünkü yasama, yürütme ve yargı ile lobicilik, seçkinlerin radikal politika önerilerini engellemesine olanak sağlayabilir, oysa doğrudan seçilmiş bir başkanın toplumda çoğunluğun taleplerini temsili daha…
-
Devrimlerin doğası bu kitabın odak noktası olmasa da, devrimlerin oluş sıklığı açısından bu fikirlerde saklı ilginç anlamlar vardır. Örneğin, bu düşünceler neden devrimlerin çoğunun -örneğin, Rusya, Meksika, Çin, Vietnam, Bolivya ve Nikaragua- öncelikle tarım toplumlarında olduğunu açıklayabilir. Bizim önerimiz, bunun toprak sahibi seçkinlerin baskıyı tavize tercih etmelerinden kaynaklandığı yönündedir ve baskı başarısız olduğunda devrim onun…
-
Diktatoryal rejimler toplumsal muhalefet ile çökertilirler, demokrasiler ise benimsedikleri radikal, popülist ve sürdürülemez politikalar ile askeri darbeleri davet ettiklerinden çökerler. Sf. 28 Alıntı; Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri – Daron Acemoğlu ve James A. Robinson, Türkçesi; Ebru Tutu, Sevil Kurdoğlu, Ümit Tatlıcan, Çok kötü bir çeviri. (Bağlam Yayıncılık, 1. Basım Kasım 2016 – Sf. 28)…
-
Bir diğer hassas soru ekonomik büyüme ve demokrasi arasındaki ilişkiyle ilgili olandır. Bu ilişkinin ilk bölümü, demokrasinin, Martin Seymour Lipset’in modernleşme hipotezinde ortaya koyulduğu şekliyle, ülkeler daha hızlı büyüdüğünde, ortaya çıkmasının daha muhtemel olup olmadığıdır. Hâlihazırda 2005’te biz bu hipotezi sorguladık ki o zamanlar inanılırlığı hayli yaygındı. Şimdi bu konsensüs çöktüğüne göre, hızlı büyüyen ülkelerin…
-
Bu kitap, demokrasinin oluşumu ile konsolidasyonuna yönelik bir çerçeve geliştiriyor. Farklı sosyal gruplar, siyasal güç ve kaynakların paylaşım şeklinden dolayı, farklı siyasal kurumları tercih ediyor. Bu nedenle, demokrasi vatandaşların çoğunluğunun tercihi iken seçkinlerin karşı olduğu bir yönetim biçimidir. Vatandaşlar, toplumsal huzursuzluk ve devrim ile tehdit edebildiğinde, diktatörlük kalıcı değildir. Buna karşılık baskının maliyeti yüksek ve…
-
Diktatörlük, özel mülkiyetten çıkan devlet zoru’nun doğrudan ve hızla uygulanması durumudur. Demokrasi ise, zorun uygulanmasında, yavaşlık anlamındadır; Sf. 37 Alıntı; Sol Müdahale – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, 1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 37) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bu da akla Madison’ın bir başka kaygısını getirir: “bir halk hükümeti, halkın bilgiye erişimi veya onu elde etme araçları olmayınca, bir farsa veya bir trajediye veya ikisine birden dönüşür, artık yazılmış bir Önsöz’den ibarettir.” Sf. 49 Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü çeviri), (Everest Yayınları,…
-
Mülkiyet hakları yoktur maliklerin hakları vardır: yani mülk sahibi insanların hakları vardır. Benim arabama dair haklarım vardır ama arabamın hakları yoktur. Sf. 43 Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü çeviri), (Everest Yayınları, 1. Basım, Ekim 2014 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.
-
Madison, hükümetin temel sorumluluğunun “varlıklı kesimi çoğunluktan korumak” olduğunu ilan etmişti. Başlangıcından bugüne demokratik sistemin temel ilkesi bu olagelmişti. Sf. 43 Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü çeviri), (Everest Yayınları, 1. Basım, Ekim 2014 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.
-
Amerika Birleşik Devletleri, devlet kapitalist demokrasisinin bulunabilecek en “ideal denek”i olmaya yakındı. Üstelik bu ideal düzenin baş tasarımcısı, keskin zekâlı bir siyaset düşünürüydü: görüşleri büyük ölçüde etkili olan James Madison. Madison, Anayasa üzerine tartışılırken, eğer İngiltere’deki seçimler “halkın tüm sınıflarına açık olursa toprak sahiplerinin mülkleri güvencesiz olacaktır, kısa zamanda” topraksızlara toprak verecek “bir tarım yasası…
-
“Eğer gelecek yıllarda (fethedilen halklar) karşı çıktıkları ilişkinin kendilerinin en yüksek faydaları için olduğunu görecek ve itiraf edeceklerse, otoritenin yönetilenlerin rızasıyla dayatıldığı, makul bir şekilde kabul edilebilir.” Tıpkı, bir ebeveynin çocuğunun caddeye doğru koşmasını engellediğinde olduğu gibi. Sf. 41 Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky, Ç; Süreyya Evren (Çok kötü…
-
Hutcheson, eğer “aptal” ve “önyargılı” kitleler, kendi adlarına uygulanan şeye gelecekte “tüm kalpleriyle rıza göstereceklerse”, yönetenler, halkın reddettiği planları halka dayattıklarında “yönetilenlerin rızası” ilkesinin çiğnenmiş olmayacaklarını savundu. Bu noktada, daha sonra sosyolog Franklin Henry Giddings tarafından önerilen “rıza olmadan rıza” terimini kullanabiliriz. Sf. 41 Alıntı; Halk Üzerinden Kazanç (Neoliberalizm ve Küresel Düzen) – Noam Chomsky,…
-
Doğru düzgün bir demokratik toplumun “yönetilenlerin rızası” ilkesi üzerine kurulu olması gerekir. Bu fikir genel bir kabul görmüştür, ama hem fazla sert hem de fazla zayıf olmakla itham edilebilir. Çok serttir çünkü insanların yönetilmeleri ve kontrol edilmeleri gerektiğini öne sürer. Çok zayıftır çünkü en vahşi yöneticiler bile bir miktar ‘yönetilenin rızasına” gereksinim duyarlar ve genelde…
-
Dış engeller son derece açık. ABD ve müttefikleri, Arap dünyasında işleyen bir demokrasiyi kolay kolay içlerine sindiremezler. Sf. 222 Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam Chomsky, Ç; Gökhan Fırat, (İnkılâp Yayınevi, 2. Baskı 2015 – Sf. 222) kitabından birebir alınmıştır.
-
Birçok siyaset teorisinin temeli olan Aristoteles’in Politika’sından başladım. Aristoteles, bir demokrasinin (kadınlar ve köleler gibi bazı önemli istisnalarla) tamamen katılımcı olması ve kamu yararını amaçlaması gerektiğini varsayıyordu. Bunun elde edilmesi için demokrasinin herkese görece eşitlik, “orta karar ve yeterli mülkiyet” ve “kalıcı refah” sağlaması gerekiyor. Diğer bir deyişle Aristoteles, aşırı zenginlik ve yoksulluk varken, demokrasi…
-
Kissinger, Şili’deki sosyal demokrasi başarısının bulaşıcı olacağından endişeliydi. Güney Avrupa’ya -örneğin İtalya’ya- sıçrayacak ve Avrokomünizm denen sistemin olası başarısına yol açacaktı (bu sistem, komünist partilerin sosyal demokrat partilerle beraber birleşik bir cephe oluşturması anlamını taşıyordu). Aslında Kremlin de Avrokomünizm’e en az Kissinger kadar karşıydı, fakat bu durum domino teorisinin nereden çıktığına dair çok net bir…
-
Bu konuda Adam Smith’le aynı fikirdeyim, eşitliğe bir yönelim görmek istiyoruz. Sadece fırsat eşitliği değil, gerçek eşitlik: Kişinin, varoluşunun her aşamasında bilgiye erişme ve o bilgiye dayanarak kararlar alma kabiliyeti. O halde demokratik bir iletişim sistemi, büyük ölçüde halk katılımı içerecek ve hem kamu çıkarlarını hem de hakikat, dürüstlük ve keşfetme gibi gerçek değerleri yansıtacaktır.…
-
Her türlü iktidar sistemi, faşist bir diktatörlük bile, halk muhalefetine duyarlıdır. Sf. 102 Alıntı; Dünyayı Kim Yönetiyor? – Noam Chomsky, Söyleşiler; David Barsamian, Derleyen; Arthur Naiman, Ç; Ömer Çiftçi, (İnkılâp Yayınevi, 2. Baskı Temmuz 2014 – Sf. 102) kitabından birebir alınmıştır.