Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Demokrasi

  • “Batı Avrupa’da “özgürlük”, feodalite yıkılıp güçlü merkezi devletler kurulduğu zaman geldi.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 155) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Yenilik hareketi,… yeni bilim adamı ve yeni aydını yaratmak demek… eskisini ortadan kaldırmak demek… Selim bunu biliyor. Sf.128  “Avrupa’ya fen ve maarif talim eylemek için ilk talebe İshak Bey’i, Üçüncü Selim Avrupa’ya gönderdi.  Üçüncü Selim 1793 yılında İhtilal Fransa’sının Dışişleri Bakanlığı’na resmen başvurarak, Türkiye’de görev yapacak uzmanlar istiyor.   Tahta geçişinin ertesinde… devlet büyüklerinden, ordu bürokrasisinin…

  • (18 Ekim 1922 tarihli gizli celsede Lozan’a gidecek heyet görüşülüyor:) Hüseyin Avni Bey (Erzurum); (Ekonomik bozukluklardan bahsediyor) “Memlekette misafirlikten başka bir sıfatımız yoktur. Lozan’a gideceğiz Allah yardım eder inşallah, yapılacak şeyleri elimizden geldiği kadar yaparız demekle olmaz, kuvvetli bulunmalıyız. İnşallah demekle olmaz.” (Lozan’a gidecek murahhaslar konusunu başka güne bırakıyorlar ama konu Meclis’te görüşülmeden Hâkimiyeti Milliye…

  • (6 Kasım 1922 tarihli gizli celsede sert tartışmalar var:) Reis: “Görüşmelere başlıyoruz buyurunuz Rauf Beyefendi.” Hüseyin Rauf Bey (Bakanlar Kurulu Başkanı) (Sivas): “Efendim 4.11.1922’de geç vakit Trakya’yı Hükümet’iniz ve Başkumandan adına teslim almakla görevlendirilen Refet Paşa arkadaşımızdan şu telgrafı aldım.” Selahattin Bey (Çolak, Albay) (Mersin): “Başkumandanlık adına teslim almak ne demektir?” Hüseyin Rauf Bey (Başbakan):…

  • (16 Ekim 1922 tarihli gizli celsede Başkomutanın askeri terhis emri görüşmeleri:) Hüseyin Avni Bey: “Zannetmeyiniz ki biz Yunanlılarla savaşmak için buraya geldik, zannetmeyelim ki İngiliz tecavüzü dolayısıyla buraya geldik. Hayır efendiler… Biz geçmişten gelen esaret altında inlerken, onun karşısında tuğyan ettik (ayaklandık), isyan ettik… Milleti hiç kimsenin emrine, keyfine alet etmemek için azim ve ahdettik…

  • (20 Şubat 1920 tarihli gizli celse:) Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “.. Ne yapacağımız hakkında da söylerim. Paydos yaparız, idareye paydos yaparız, idareyi halkın eline veririz. Bunu yıkarız, Ordunun mukavemetini arttırırız, askeri Hükümeti yıkarız, kuvveti cepheye veririz.”  Bir Mebus; “Milletten para istemeye de yüzümüz olur.” .. Hüseyin Avni Bey (Erzurum); ” … İlk başladığımız zaman ne…

  • (14 Ocak 1922 tarihli gizli celsede İstiklal Mahkemeleri görüşülüyor) Hakkı Hami Bey (Sinop); “…  Konya’nın ilçelerinden 60 yaşında bir adam, sorduklarında bu adamın rehin olduğunu söylüyorlar. .. Adamın oğlu asker kaçağı imiş, adamı yakalıyorlar,. Hapsediyorlar… Mahkemenin beyannamesinde diyor ki; birisi askerden firar ederse akrabaları sıraya konulacak ve bunlara eziyet edilecek. Ve ayrıca köy ihtiyar heyetinden…

  • (31.10.1921 tarihli gizli celsede Başkumandanlık Kanununun süresinin uzatılması görüşüldü:) Hüseyin Avni Bey (Erzurum); “.. fedakârlığını yaptı ve gösterdi. Bu silahı saklamağa mecburuz. .. Maddi ve manevi gücün bir kişiye verilmesi bir millet için zaaftır.” Alıntı: TBMM Gizli Celse Zabıtları II – (İş Bankası Yayın No:267 – Sf. 423) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Gazi, Kastamonu Müftüsü ile konuşuyor; “.. Şimdi sorarım, bizim kıyafetimiz medeni midir? Milli midir? Beynelmilel midir? (uluslararası mıdır)”  Müftü; “Hayır! Asla !” Gazi; “O halde kıyafetsiz bir millet medeni olur mu?” Müftü; “Katiyen (Kesinlikle olmaz)” Gazi; “…bizim milletimize layık olan kıyafet, medeni ve beynelmilel kıyafettir öyle giydireceğiz. Ayakta iskarpin, fotin, bacakta pantolon, yelek gömlek kravat…

  • “Büyük taarruzdan önce Bakanlar Kurulu toplanıp, Mahmut Esat Bey’in; “Yunan’ı yenersek sonunda İngiliz ile kapışır mıyız?”  endişesine karşılık Rauf Orbay kesin olarak İngiltere ile kapışmayacağımızı söylüyor. Ta başından beri İngiltere’nin olaya tarafsız kaldığını vurguluyor…. Savaş devam ederken Mustafa Kemal Paşa, Rauf Orbay’dan birkaç asker için terfi istiyor ve hükûmet bu terfileri yapınca Meclis’te kıyamet kopuyor.…

  • (1.12.1920 günü aynı oturumda devamla…) “Jean Jaques Rousseau’yu baştan sona okuyunuz. Ben bunu okuduğum zaman, gerçek olduğuna aklımın yattığı ve bu kitap sahibinde iki esas gördüm. Birisi, bu ıstırap (derin acı çekme), diğeri bir cinnettir (deliliktir). Merak ettim, özel durumunu araştırdım, anladım ki gerçekten bu adam deliydi ve deli halindeyken bu eserini yazmıştır. Binaenaleyh (dolayısıyla)…

  • (1.12.1920 günkü aynı oturumda konuşmasına devam; ) “İşte o zaman Efendiler, bir Paşanın başkanlığı altında, üçü Hıristiyan olmak üzere on altı memur, on bilgin ve iki askerden kurulu bir heyet Babıali’de toplandı (Elindeki Kanun-u Esasi’yi, esas kanunu, 1876 yılında kabul edilmiş olan Anayasa’yı gösterip) ve bu kitabı yazdı… Bu kitap düşmanlarımızı geçici de olsa memnun…

  • “Ortak Pazar ülkelerinin politik liberalizmi, Türkiye’deki parlamenter rejimin bir cins garantisi sayılır. Bu tutum, Tanzimat döneminin nüktedan devlet adamı Fuat Paşa’nın ‘Avrupa devletlerine kapılanma’ politikasını hatırlatmaktadır, Fuat Paşa, yukarıdan gelen otoriterizme karşı halktan bir tepki gelmediği, ya “da bu tepki yetersiz kaldığı için, politik liberalizm yolunda büyük Avrupa devletlerine (bunların sefaretlerine) sığındıklarını açıklar; “Bir devlette…

  • “Özgürlük adına iktidara gelen Demokrat Parti, Türk Ceza Kanunu’nun ünlü 141 ve 142. maddelerini, idam cezasını dahi öngörecek biçimde ağırlaştırır ve bu maddelere her ileri düşünceyi cezalandırabilecek bir belirsizlik kazandırır. Bu değişikliğe Faik Ahmet Barutçu, Osman Bölükbaşı ve hatta Yargıtay Başkanlığından gelme DP’li Halil Özyörük, ‘fikir özgürlüğü kalıyor’ gerekçesiyle en kesin biçimde karşı çıkarlarsa da,…

  • “Menderes, 1 Kasım 1950’de ABD’nin 487 radyo istasyonundan yayınlanan mesajında “Türkiye’de demokrasinin kuruluşunun Amerika’nın çabaları sâyesinde» olduğunu, bunun en somut örneğini “kendi partisinin iktidarda bulunuşunun teşkil ettiğini” açıklar.” Sf. 1685 Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1685) kitabından birebir alınmıştır.

  • “20. Yüzyılın gördüğü kanlı diktatörlüklerin büyük çoğunluğu Cumhuriyetlerde ortaya çıkmıştır. Avrupa’nın en başarılı demokrasileri; Benedix, İngiltere, İskandinav ülkeleri ve İspanya gibi kraliyet yönetimleridir. Alıntı: Sosyal Demokrasi Gündemi – Faik Bulut (1993 – Sf. 23) kitabından birebir alınmıştır.

  • “İktidara gelirken vergi koyacağını açıklamayan partiler, iktidara gelince vergi koyamazlar çünkü seçmenden bu yetkiyi almamışlardır. Çok dereceli seçim sistemi demokratik rejimlerde rastlanmayan bir yöntemdir.” Alıntı: Sosyal Demokrasi Gündemi – Faik Bulut (1993– Sf. 133 ile 146 arası) kitabından birebir alınmıştır.

  • Rousseau; “Çoğunluğun emirlerine uyduğum zaman bu çoğunluk ile aynı şekilde düşünmesem bile, kendi kendime uymuş olurum. Çünkü çoğunluğun arzusunu kabul ettireceği rejimi ben istedim.” Alıntı: Demokrasi ve Totalitarizm – Rymond Aron (Sf. 63) kitabından birebir alınmıştır.

  • İleri Hürriyet Gazetesinin 30.10.1947 tarihli sayısında babama şu soru soruluyordu: “Kurultay CHP’yi demokratikleştirebilir mi?” Babam cevapla: “Kurultay gerçekte bir memurlar toplantısı olacaktır. Halk Partisi’nin (CHP) kuruluşunda hâkim olan zihniyetin neden ibaret olduğu çeşitli görüşlerde açıklanmaktadır. Bence demokrat kurallarına uymuş bir kuruluş değildir. Halk Partisi dünya yüzündeki totaliter yönetimlere benzer bir kuruluştur. İktidar partisi güçlü daha…

  • (Mesuliyet Mecmuasında ilk baskının ilk sahifesinde:) “Kanaatimizce mesuliyetin (sorumluluğun)  egemen olmadığı ülkelerde adalet te gerçekleşmez. Bir mülkün selameti hak’tan başka hiçbir hatır ve gönül tanımaz. … Her devlet dünyayı kendisine miras kalmış bir malikâne, bütün insanlığı mevhup köle görmek ihtirasına (aşırı hırsına) tutulmuştur. Biz, tek başımıza kalsak ta, ağlanacak halimize gülmemeye karar verdik. Gücümüz, kuvvetimiz…