Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
about
Kategori: Dersim
-
Tokat’a bağlı Zile ilçesinin köylerinde yerleşik Sıraç Alevilerinin dedelerinden Ali Kurt, günlük yaşamda içki kullanmaya karşı olmadıklarını ama ibadet anında böyle bir şeye kesinlikle izin verilmediğini belirtiyor. Buna karşılık Gümüşhacıköy dedelerinden Haydar Dede, ibadet anında “dem” içtiklerini söylüyor ve “Biz dem içenleri Türk, içmeyenleri de Arap kabul ederiz” eklemesinde bulunuyor. Sf. 38 Alıntı; Dersim Merkezli…
-
Çünkü dini ihtiyaçların giderilmesini sağlayan söz konusu hizmetler, belli bir masrafı gerektirmekteler. Çiralix, din adamının bu masrafları karşılayabilmek için sahip olduğu başlıca gelir kaynağıdır. Sf. 24 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 24) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kişi sıradan bir Dersimlinin yanında durduğunda, “Şefaat bide ya pîr!” (şefaat ver ya pir!), “Şefaat to ra ya pîr!” (şefaat senden ya pîr), “Na dînya de a dînya de ma tenya meverde ya pîr!” (Bu dünyada ve o dünyada bizi yalnız bırakma ya pir) tarzındaki sesleniş ya da yakarışları duymakta zorlanmaz. İnanca göre talibin öteki…
-
Dini hiyerarşideki yeri ne olursa olsun, herkesin rehber, pir ve mürşit üçlüsüne sahip olması kuraldır. Bunlar olmadan Alevi olunmaz. Sf. 22 Alıntı; Dersim Merkezli Kürt Aleviliği – Munzur Çem, (Vate Yayınları) 2. Baskı Ekim 2011 – Sf. 22) kitabından birebir alınmıştır.
-
Dersim’de, inanç hiyerarşisinin en altında yer alan sıradan halkın pir ve rehberleri çoğunlukla Kureşan aşireti mensupları olmakla birlikte bu aşirete mensup olmayan pir ve rehberler de mevcuttur. Örneğin, Sixhesenanlı (Şeyh Haşan) Sey Riza ailesi, Kureşanlı değil ama rehberdirler. Pîlvank ziyaretinin iki ayrı evliyası var. Bunlardan biri Pîre Şevdînî ötekisi ise Ustina Sîyaye (Kara Direk)dir. Sf.…
-
Hüseyin Kaya o anları şöyle anlattı: “Ama birden silah sesleriyle irkilmeye başladık, kaçışmalar başladı, mermiler o kadar şiddetliydi ki çocukları havada uçuruyordu ve benim o anda Allah inancım kayboldu diyebilirim. Allah varsa bu vahşet karşısında kendisini göstermesi gerekiyordu diye düşündüm ve uzun bir süre o inançla yaşadım.” Sf. 281 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci…
-
Kework Gregoryan (Mehmet Balcı) Anlatıyor; “Giderken at arabasında, bir su gördüm ben. Göl gibi… Nasılsa çocuğum ya, suyu görünce babama, “baba” dedim. Ermenice ama “Ne büyük bir deniz!” dedim. Arabacı anladı onu. “Bir daha böyle konuşma!” dedi. “Bu dili” dedi. “Dilini keserler.” O günden sonra… Bak yazacaksın… O günden sonra Ermeniceyi unuttuk biz. Ya!” Sf.…
-
Ermenilerle Aleviler arasında kız alıp verme yoktu… Hiç duymadım. Yani o anda yoktu. 38 öncesi de yoktu yani demek istiyorum. Kız almak vermek öyle pek yoktu. Kirvelik vardı. Birkaç aile babamla kirve olmuşlardı, kirvelik yapmışlar. Sf. 255 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları, 1. Basım, Şubat 2016 – Sf.…
-
Varmış eskiden. Çok varmış köyde, o Zımek’te on iki tane kilise pagı var. Pag bilirsin nedir? Pag yıkılmış, viran olmuş bina, yıkıntı demek. Sf. 254 Kilisenin yanı sıra bir de Vank vardı. Ama o daha yukardaydı. Yani manastır varmış orada da. Vank demek manastır demek Ermenice’de. Diğeri normal kilise. Sf. 255 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli…
-
Ermeni kökenli bir kadının Alevilere has bu terimleri içtenlikle ve inanarak kullanması çok ilginç ve dikkat çekici. Başka bir ilginç ve dikkat çekici nokta ise Kırmançi’yi çok iyi konuşması. Kendi dilini biliyor mu, ne kadar bildiği konusunda ise bilgi sahibi değiliz. Gerek 1915 ve gerekse 1938 katliamlarında insanlar yakalandıkları yerde katledilmiyor. Toplanıyor ve belirli yerlerde…
-
Bunlar etnik bakımdan Ermeni kimliğini sahiplenmekle birlikte inanç kimliği olarak Alevi-Kızılbaş kimliğini benimsediklerini söylemektedirler. Sf. 166 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları, 1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 166) kitabından birebir alınmıştır.
-
M. Kirmitçiyan anlatıyor; “Sana söz veriyorum, memleketteki mülklerimizi satalım, tüm ayrıntılarıyla konuşacağım. Bırak konuşmayı, haykıracağım. Sen de yayınla, dünya duysun. Korkuyoruz, korkuyorum. Bak, Paris’te bile evin kapısına gerçek adımı yazmadım, biliyor musun? Korkudan, insan kaçacak yer arıyor…” Sf. 147 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları, 1. Basım, Şubat 2016…
-
Hangi türküleri söylerdi? “Şafak söktü yine Sunam uyanmaz”, “Dağ başında sarılı çiçek”, “Şu tepe pullu tepe.” Sonra “Anam olasın Ömer” onu çok söylerdi. “Fırat kenarında aspav yıkarlar, yıkıp gül dalına sererler.” Onu çok söylerdi ama sesi çok müthiş güzeldi. Sf. 113 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları, 1. Basım,…
-
Kadriye Aydın Hışman, Zıverta Zartar Kiremitçiyan’ın Kızı; “Genelde büyüklerimiz Tunceli geleneğine göre iki şekilde bir bayana hitap ederler. Ya eşinin adıyla ya da baba işte falanın kızı aile büyüklerimiz amcamlar falan “Agop’un kızı” diye hitap ederlerdi” Sf. 111 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları, 1. Basım, Şubat 2016 –…
-
Kadriye Aydın Hışman, Zıverta Zartar Kiremitçiyan’ın Kızı; “Bütün Tunceli annemin Ermeni olduğunu biliyordu. Annem Ermeni ve Alevi dinini birlikte götürüyordu. İki dine de saygısı vardı ve biz de saygı duyarız.” Sf. 109 Alıntı; Keşiş’in Torunları (Dersimli Ermeniler) Birinci Kitap – Kâzım Gündoğan, (Ayrıntı Yayınları, 1. Basım, Şubat 2016 – Sf. 109) kitabından birebir alınmıştır.
-
Bir başka örnek: “Sarkis Minasyan 1926-27 İsyanında (1926 Koçan Aşireti Tedibi -y.n.) Dersimli Kürtlerle işbirliği yaptığı ve onlara cephane sağladığı iddiasıyla Akarak’tan alınıp Çemişgezek’e götürülür, işkenceden geçirilir ve tutuklanır. 1929 sonu ya da 1930 başlarında Çemişgezek Polis Müdürü, Sarkis’i çağırır ve şöyle der: ‘Sarkis Ağa, Mustafa Kemal Paşa’dan emir gelmiş ki, Fırat ve Murat nehirleri…