Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Dil, Edebiyat
-
Kağanın karısına Hatun denirdi. Sf. 114 Alıntı; Hazar Yahudileri (Bir Türk İmparatorluğu) – Kevin Alan Brook, Ç; İsmail Tulçalı (Noktakitap, 1. Baskı Şubat 2005 – Sf. 114) kitabından birebir alınmıştır.
-
Kentteki aileleri genel olarak ele aldığımızda yeni soyadı kabulüyle, geniş bir tablo ortaya çıkmaktadır: Akcan, Akdura, Akkuş, Akoğul, Andıç, Anak, Arı, Artan, Ateşalp, Ataşe, Ayçiçek, Aygen, Azal, Azan, Bagalı, Bahalı, Bakış, Barıtoğlu, Bars,Barsan, Basmacı, Basmacıoğlu, Başaran, Batan, Beydemir, Bezek, Bile, Biter, Büberoğlu, Candan, Cen, Çerçi, Dağaç, Deyerli, Dinmez, Donduer, Ediş, Ediz, El büken, Erkasap, Erez,…
-
Bu konuya girmeden önce bir soru yöneltmek istiyorum: Türkler tekstil işini, tüccarlığını kimden Öğrendi? Araştırılması gereken bir soru. Araştıracak kişilere bir ön bilgi vereyim; bu konuda dilimize yerleşmiş sözcüklerin çoğunun İbranice olması ilginç değil mi? Antariye (entari), astar (astar), atlas (atlas), basma (basma), batista (patiska), baul (bavul), bindallı (bindallı), bohça (bohça), camaşir (çamaşır), dulbent (tülbent),…
-
İkinci Meşrutiyetin ilanından hemen sonra yayın hayatına başlayan Sırat-i Müstakim’in yazarları arasında Şeyhülislam Musa Kâzım Efendi (bir dönem Darülfünun’da rektörlük yapan, mason) Babanzade Ahmed Naim Bey (Halide Edip’in “Yahudi dönmesi” dediği); Ahmed Ağayev (Ağaoğlu), Yusuf Akçura (Türkçü), Ethem Nejat (sosyalist) gibi isimler de vardı. Ancak yollar zamanla ayrıldı. Ebülula Mardin ve arkadaşlarının çekilmesinden sonra Eşref…
-
Bizimkiler sömürge üniversitesidir; terfi etmek için yabancı dilde yazmak şarttır. Bazı çok değerli rektörlerimiz dahi bu utanç verici kuralda ısrar ediyorlar; gaflet içindeler, internet icat edildi, mertlik bozuldu, internetten, her dilde makale yazma sanayimiz de kurulmuştur. Kendi kendimizi aldatıyoruz. Sf. 325 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 325)…
-
Bu zamanda, “Küçük Ermenistan”, İskenderun, Adana, Antep ve çevresine deniyordu, Sf. 175 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 175) kitabından birebir alınmıştır.
-
İnsanoğlunun en büyük yaşatanı ve en büyük zehiri, alışmaktır. Domuzlar, burunlarını pislikten, güzel oldukları için değil, alıştıkları için koparamıyorlar. Ve meraksızlık, isyansızlık’tır. İsyansızlık ise insansızlık’tır. Türkçe’nin düşmanları, hepsi, bizim de düşmanlarımızdır. İnsana en büyük ceza, insan’dan çıkarmaktır. Sf. 123, 124 Hep sevdiklerinden kopmuş olanlar, hep ve hiç gülmezler. Sf. 125 Alıntı; Gizli Tarih I –…
-
Bu sözcüğü, şey’i, tırnak içine aldım, çünkü kullanmaktan çok korkarım, çünkü Baba’m, bilgisizliğin işareti sayardı ve “şey” dediğimiz zaman çok kızardı, “şey ne”, bilmiyor musun, “öğrenmelisin”, bu nedenle ben, şey’i ve Farsçası, falan ve filan’ı hiç kullanamıyorum. Sf. 10 Alıntı; Gizli Tarih I – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları, Haziran 2006 – Sf. 10) kitabından birebir…
-
Bir tez yazıyorum: Örgütü olmayınca, işçi ve halk edebiyatını en çok tekeller yapar. Yapıyorlar. Sf. 145 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 145) kitabından birebir alınmıştır.
-
Ömer, Türkiye’nin tutucu köylerinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde “Omar” olarak telâffuz ediliyor. Halifenin adı olmasına karşın, Osmanlı sultanlarının bu adı hiç kullanmadıkları saptanabiliyor; eski İbraniceden gelmesi mümkün, ölçü anlamını veriyor. Sf. 129 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 129) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Otoban:) Kendinden yasak. Sf. 8 Alıntı; Küfür Romanları – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, 2. Baskı 1988 – Sf. 8) kitabından birebir alınmıştır.
-
En son olarak Şemseddin Sami Bey 1879’da Lâtin harflerini esas alarak bazı ilâvelerle bir Arnavut alfabesi hazırlamış ve aynı yıl İstanbul’da basılmıştı. Bu alfabe Sultan Abdülhamid tarafından yasaklanmış olmasına rağmen Güney Arnavutluk’ta yaygın olarak kullanıldı. Meşrutiyetin ilânından sonra alfabe kargaşasına son vermek gayesiyle 1908 Kasımında Manastır’da bir kongre toplayan Arnavutlar 1879 alfabesinde az bir değişiklik…
-
Manastırlar, başlangıç yıllarında daha basit ekonomik ve sosyal temel sorunları çözücü konuk evleri olarak ele alınmışlardı. Tarihsel kayıtlar, manastırların başlangıç yıllarını M.S. 3. Yy’a değin indirmektedirler. Bu kurumlar, Hristiyanlığın baskı gördüğü yıllarda, dağ başlarında, çöllerde ve ıssız yerlerde gizlenen ibadet evleri olarak ortaya çıkmışlardı. Sözcük, “Yalnız Yaşam” karşılığını içeriyordu. Sf. 35 Alıntı; Tire’den Darağacına Şeyh…
-
Kipur (büyük oruç günü) sabahı. Sf. 43 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 43) kitabından birebir alınmıştır.
-
Goy; Yahudi olmayan kişi. Kaşerut, etin Yahudi inanışına uygun kesildiğini doğrular. Sf. 39 Alıntı; İstanbul’da Bir Yahudi Ailesi (İmparatorluk Çökerken) – Brigitte Peskine, Ç; Elâ Güntekin, (İnkilâp Kitapevi, 2005 – Sf. 39) kitabından birebir alınmıştır.
-
(Atletiki Enosis Kontsantinopoliton) yani, “İstanbullular Spor Birliği”. Sf. 139 Alıntı; Bay Pipo (Bir MİT Görevlisinin Sıradışı Yaşamı; Hiram Abas) – Soner Yalçın ve Doğan Yurdakul, (Doğan Kitapçılık 26. Baskı – Sf. 139) kitabından birebir alınmıştır.
-
İnsan dilini sevmezse nasıl insan olur? Sf. 480 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 480) kitabından birebir alınmıştır.
-
Halkını sevmek dilini sevmektir. Ve dil, en çok türküde ve şarkıda güzeldir. Sf. 409 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 409) kitabından birebir alınmıştır.
-
“İbranicede Türkiye’ye, “Türkiye Memleketi” dendiği gibi “İsmail Memleketi” de denir. 1326’da Sultan Orhan, Bursa’yı ele geçirdiği vakit, orada bir Musevi Cemaati bulmuştur. 1416’da Şeyh Bedrettin’in sosyal devrimine katılarak İslamiyet’i kabul eden Torlak Kemal adında Musevi, Manisalı idi. 1521 yılında Rodos Adası, Kanuni Sultan Süleyman zamanında Türklerin eline düşmüş, esir edilen ve zorla Hıristiyanlığı kabul eden…
-
Mahmut Kaşgari’yi bir kez daha hayranlıkla hatırlıyoruz; “en açık ve doğru dil, ancak bir dil bilip Farslarla konuşmayan ve yabancı ülkelere gidip gelmeyen kimsenin dilidir,” diyordu ve “iki dil bilen şehirlilerle düşüp kalkan kimselerin dili bozuktur,” yollu ekliyordu. Sf. 286 Alıntı; İsyan II – Yalçın Küçük, (İthaki 2005 – Sf. 286) kitabından birebir alınmıştır.