Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Eğitim, Üniversite

  • 22 Şubat 1920 (1337) tarihinde 155. İçtima 2. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey Geçici Tedrisatı İptidaiye (İlköğretim) Kanununun İlgası (Kaldırılması) Hakkında Kanun Teklifi: (Önerge sahibi Kırşehir Mebusu Yahya Galip Bey bu kanunun halka vergi yüklediğini ve ilgasını istiyor.) Hasan Basri Bey (Karesi); “-Kendi mekteplerimizi kendi elimizle kapatıyoruz. Bir taraftan halka doğru gidiyoruz, bir…

  • 10 Şubat 1920 (1337) tarihinde 148. İçtima 1. Celse, Reisi Sani Vekili Hasan Fehmi Bey Maarif Vekâleti Bütçesi Görüşmesi; (Sinop Mebusu Hakkı Hami Bey bütçeden ayrılan 500 bin lirayı az buluyor. Ve Beğenmediğimiz Abdülhamit döneminde bile bütçede 500 bin lira var, şimdiki para ile 3 milyon eder diyor.) Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey; “…mekteplerimiz hastane…

  • 4 Aralık 1920 tarihinde 108. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi. (Rıza Nur Hakkındaki Soru Önergesi Reddedildi.) (Maarif Vekili Rıza Nur’a soru önergesi veriliyor. Derhal, telefonla çağırın gelsin diyorlar. Ve Rıza Nur geliyor, istizah (sor önergesinin görüşülmesi) başlıyor. Rıza Nur konuşurken istifa et diyorlar. Rıza Nur’un bakanlıkta kadrolaşmasına karşı ilginç iddialar var.) Sf.188…

  • 25 Kasım 1920 tarihinde 102. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi. Rasih Efendi’nin, Öğrenci Ve Muallimlerin (Öğretmenlerin) Askerlikten Tecili (Ertelenmesi) Hakkında Kanun Layihası (Teklifi): Vehbi Bey (Karesi); “-..düşmanla nasıl çarpışıyorsak, cehaletle de öyle mücadele etmek bize borçtur.” Sf.27 (Takrir encümene gitti.)  Alıntı: TBMM Zabıt Ceridesi Cilt: 06 (23.11.1920 / 23.12.1920) (TBMM Matbaası 1959…

  • 4 Kasım 1920 tarihinde 94. İçtima 1. Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi. Kars’ın Zapt Edildiğine Dair Telgraflar Okunuyor. Özel İdarelerin Lağvı Hakkında Kanun Teklifi görüşülüyor: Vehbi Bey (Karesi); “-… gerek yolları, gerek sıhhiyesi (sağlığı), gerek ziraatı, gerek maarifi (öğretimi), memleketin kendi elinde bulundukça daha iyi düşünür ve daha ileri gider.”    Ragıp Bey (Kütahya):…

  • (19 Ekim 1920 tarihinde 86. İçtima 2. Celse, İkinci Reis Vekili Vehbi Efendi. (Maarif (öğretim) Hakkında Bir Takrir (önerge): Besim Atalay Bey’in darülmuallimlerin (erkek öğretmen okullarının) lağvı (ortadan kaldırılması), Sultanilerin (liselerin) de İdadiye (ortaokula) dönüştürülmesi hakkındaki takriri görüşülüyor;)   Maarif Vekili Rıza Nur Bey (Sinop) (Devamla) “-…Bu 28 sultaninin adı büyük, mektebin leyli (yatılı, geceli)…

  • 4 Ekim 1920 tarihinde 78. İçtima 2. Celse, Reisi Sani Vekili: Hasan Fehmi Beyefendi. (İzmir Mebusu Hacı Süleyman Efendinin teklifi:)                “BMM Riyaseti Celilesine;   … iddia olunabilir ki, dünyada bedbaht (bahtsız, talihsiz) Anadolu halkı kadar gayyayı cehl (cehennem kuyusu gibi cehalet) içinde çırpınan bir kavim (millet) yoktur. … bu fakrı irfan (bilgi, kültür…

  • 17 Temmuz 1920 tarihinde 36. İçtima 1. Celse (Muallimlerin aylardır maaş alamadıklarına dair bir takrire Maarif Vekili cevap veriyor:) Dr. Rıza Nur (Maarif Vekili) (Sinop); ” .. Biliyoruz ki mekâtibi iptidaiye (ilkokul), Darülmuallimin (erkek öğretmen okulu) ve mektebi idadiyeler (ortaokullar) idarei hususiyeden (özel idarelerden)  maaş alan mekteplerdir. … Ayıntap’ta neler olmuş? Bu parasızlık yüzünden kırk…

  • (Yalçın Küçük’ün savunmasından:) Ben Türkiye’de Darülfünunun (üniversitenin) ilk emini (rektörü) Hoca Tahsin Efendiden geri kalamam. Hoca Tahsin Efendi, canlıların Tanrı yoluyla değil de, örnek olsun havasızlıktan öldüklerini gösterebilmek için bir deney yaptığı gerekçesiyle, darülfünundan kovuldu. Fakat kovulduğu yere yakın bir oda kiralayarak derslere serbestçe ve buradan devam ediyordu.   Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük…

  • Ortadoğu Teknik Üniversitesinde öğretim üyeliği yaptım, anadilimizin dışında bir dille ders verirken Türk çocuklarına Türkçe ders okutamazken içim yanıyordu.   Anadilde konuşma, kendisini ifade etme ve yazma özgürlükleri elinden alınmış kimselere hep içim yanar.   Bu dünyada zaman zaman içi yanmayana, ben, insan ve aydın demem.   Bu topraklar üzerinde Kürt kardeşlerimizin Kürtçe konuşma ve yazma haklarının ellerinden…

  • Üniversitenin çürümesi genel çürümenin parçasıdır. Sanıldığının aksine tekelsi aşama, bir toplumun her cephesinde çürümedir; çünkü tekelsi düzen parazitler fabrikasıdır. Parazitler için ise bilmek gerekmiyor; tekelsi düzende çok sınırlı alanda dar bir uzmanlığın dışında genel bilgi düzeyinin düşmesi zorunlu oluyor.  Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 116)…

  • Her yerde ve kuşku yok, en başta bilimde, gelişmenin dinamiğini ayrılık noktalarında aramak gerekiyor. Ders kitapları ortak noktaları abartarak bilimsel düşüncenin gelişmesine kanserojen etki yapıyor.  Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 594) kitabından birebir alınmıştır.

  • Orta çağdan bugüne bir konuyu bilen kişiye doktor deniyor. Çünkü bilgi edinmenin en yüksek ve formel bilgi üretmenin ilk ve son mertebesi doktora oluyor. Bu yüzden, üniversiteler, önem verdikleri kişilere, devlet adamlarına, fahri profesörlük değil, fahri doktorluk unvanı veriyorlar. Sf. 460 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Ocak 1985 – Sf. 460)…

  • Üniversitede, yeni bilgi üretmenin gerekli koşullarından olan mevcut bil­gi envanteri yapılır ve verilir. Bu, tekrar ediyorum, bilgi üretmek için kesinlikle gereklidir; ancak kesinlikle yeter­li değil. Neyin bilindiğini bilmek, mevcut bilginin sınırlarını tanımak demektir. Yeni bilgi üretmek ise bu sınırları kırıp aşmaktır. Tanımak statik, kırıp aşmak dinamiktir. Sf. 459 Alıntı; Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük,…

  • Kötümserler ise büsbütün farklı bir tiptirler.  Bunlar çocukluk yaşantılarının ve izlenimlerinin sonucu olarak bir “aşağılık kompleksi” edinmiş olan kimselerdir.   Çocuklar sürekli annelerinin peşindedirler ve annelerinden ayrılır ayrılmaz ağlamaya başlarlar.  Hiç şüphesiz bu tür insanlar iyi uyuyamazlar  .. Uyku bozuklukları, bir güvensizlik duygusu karşısında büyük bir tedbirliliğin belirtisidirler.  Bu guruptan olan insanlar çoğu zaman oldukları yerde…

  • Hipokrates insan mizaçlarını dörde ayırmış; sıcakkanlı, öfkeli, hüzünlü ve soğukkanlı.   Sıcakkanlı Tip; Hayattan tat aldığını açığa vuran, olayları çok fazla ciddiye almayan tip..    Öfkeli Tip; Öfkeli tipten olan bir insanın, güçlü olmak için gösterdiği çaba o kadar kuvvetlidir ki; her zaman gücünü kanıtlamak zorunda bulunduğunu hissettiği için daha sert ve şiddetli hareketlerde bulunmaktadır. .. güçlü…

  • İnsani varlıklar her çeşit aşağılık kompleksinin gelişmesi için çok elverişli bir ortam oluştururlar.   Ana- babalar bir çocuğun gelişmesinin dayandığı ilkeleri kavrayabilirlerse eğer, dümdüz bir çizginin üzerinde gelinen karakter özelliklerinin aşırı şekillere dönüşmesini, söz gelişi, cesaretin küstahlığa, bağımsızlığın kaba bir tembellik bencillik halini alacak şekilde bozulmasını önleyebilirler. Aynı şekilde zora bürünen bir dış otoritenin kölece bir…

  •   1-İlk Çocukluk Yılları; Eğitilebilir olma, iki etkenden dolayı zararlı bir şekilde etkilenebilir. Bu etkenlerden biri aşırı, şiddetli ve çözümlenmemiş bir aşağılık duygusudur; öbürü ise kendi gücünü çevreye kabul ettirme çabasını ve başka insanlardan üstün olma isteğini de gerektiren bir gayenin benimsenmiş olmasıdır.   Çocukların çoğu, başkaları onunla alay edebilir diye sürekli bir korku duyarak büyür. …

  • Saldırgan insanlar .. Gurur, küstahlık ve kendi değerine inanmaktan ileri gelen bir duygu ile şişinip dururlar.   Savunmacı insanlar; bu tipten olan kimselerin en belirgin ve en çok rastlanan özelliklerinden biri, başkalarına karşı takınmış oldukları eleştirici tavırdır. Sf.311  Kendine güvenmeyen kimselerin başkalarına da güvenmedikleri çok iyi bilinmektedir.  Böyle bir tavrın kaçınılmaz sonucu, haset ve cimrilik gibi…

  • Otorite kuvvete dayanmamalıdır; otoritenin yalnızca duyguya dayanması gerekir. Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 440) kitabından birebir alınmıştır.