Kategori: Ekonomi, Tekeller
-
Son olarak bir nokta daha; özgürlük getirme iddiası var. Tarih çok öğretici. Birisi size özgürlük vaat ederse, ekonomik programını sorun. Çünkü ancak büyük kitlelerin ekonomik çıkarlarını, özlemlerini geliştirmeyi amaçlayanlar gerçek özgürlükçü olur. Özgürlük lüks değil. Özgürlük, ekonomik politikadan ayrılmaz. Eğer Adalet ile Hareket ve de Selâmet özgürlükçü değilse, ekonomik programları büyük kitlelerin çıkarlarına ters düştüğü…
-
Yirminci yüzyılın gördüğü çeşitli savaşlardan önce ekonomilerin durumu şöyle: Birinci büyük savaştan önce dünya ekonomisinde fiyatlar düşüyor, ekonomik eylem yavaşlıyordu. Savaş, bu duruma son verdi. İkinci büyük savaştan on yıl önce, dünya büyük bir ekonomik bunalım yaşadı. Otuzların ilk yıllarındaki silahlanma yarışı ekonomiyi canlandırdı ise de, 1937 yılında dünya yeniden bir bunalımın eşiğine geldi. 1937…
-
Kapitalist dünyada önem, bir fiyat sorunudur. Kapitalist dünyada fiyat, bir önem sorunudur. Sf. 158 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.
-
“1936 Yılında İngiltere Kralı Edward Türkiye’yi ziyaret ediyor. Yine 1936 yılında İngiliz Brassert firması, Alman Krupp firmasının daha elverişli tekliflerine rağmen, Karabük Demir Çelik Tesisleri inşaatı işini alıyor. Bunu İngiliz Aleksander Gibb Bratners firmasının İstanbul Limanı da dâhil bir dizi ihaleye imza atmasını izliyor.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1995…
-
“Kemalist restorasyon, Kemalist devrimin yarattığı zenginlere, arazi kanunun ilgasından (kaldırılmasından) sonra, yeni Medeni Kanun ile büyük toprak sahipliklerinin tesciline, bu yolla yaratılan büyük toprak sahiplerine, ordu müteahhitlerine, savaş zenginlerine dayandı. Yunus Emre ile açılan kapıdan Mevlana edebiyatı ile mistisizm ile dinsellik koyulaştırıldı. Büyük Fransız Devrim’i feodaliteyi kaldırdı; köylüler feodal boyunduruktan kurtarıldı. Ancak Napolyon’dan başlayarak…
-
İş gücüne değerinin ödendiğini varsayacak olursak, şu alternatifle karşı karşıya kalırız; emeğin üretme gücü (üretkenliği) ve normal kullanım yoğunluğu veri ise, artıkdeğer oranı ancak iş gücünün mutlak azaltılması ile yükseltilebilir; Diğer yandan iş gücünün sınırları belli ve veri ise artıkdeğer oranı ancak unsurlarında, yani gerekli- emek ve artıkemekte meydana gelecek bir nispi büyüklük değişmesiyle yükseltilebilir…
-
Bir kimsenin başka kimselerin yarattıkları değerlere bir hak olarak el koyabilmesi onlara sahip olabilmesidir. Alıntı: 100 Soruda Ekonomi El Kitabı – Sadun Aren kitabından dil içi çevirisi yapılarak alınmıştır.
-
Türk Aydını bir Paşaya intisap ederek geliyor ve bilincinde değil ama bir dayanak buluyor; Bu sistem Osmanlı Paşaları için bir devlete intisap biçimini alıyor ve sürüyor. … sivrilmiş olan ya da sivrilmek isteyen Paşalar içinde bu sürecin dışında kalan yok. (Bu sürecin) çok zaman başlatıcısı Paşanın kendisidir. Hüseyin Avni Paşa, hastalığını bahane ederek Avrupa’ya gitti…
-
“Efendi” kelimesi Türkçeye, Grekçe “Ofendis” den geçmiş. Dillerin çoğunda “ekonomi” kelimesi koca, huzband veya efendi kelimesinden türemiştir.” Alıntı: Aydın Üzerine Tezler II – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 2. Basım 1985 – Sf. 169) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Ankara – Kayseri treni 15 günde bir gidiyormuş ve içinde ancak 15 yolcu bulunuyormuş. Onlar da memurlarmış. Herkes otomobil ve otokar (kamyon) ile gidiyormuş.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi,1967- Sf. 1750) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur, yurtdışında, bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.
-
“14 Haziran 1931 tarihli Milliyet geldi. Başmakalesinde şu var; “..parti gurubunda memurların durumu hakkındaki görüşmelerden de anlıyoruz ki, 1930 yılında memur maaşları olarak 65.550.000 lira sarf ettik. Bu para 222 milyon liralık bütçenin % 34’ünü, İngiltere’de bu oran % 7.5, Almanya’da ise % 8 oluyor.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi,…
-
“Bir şeyi ve hakkı söylemek lâzım. Abdülhamit her şeye rağmen borç ödemiş, borç yapmamıştır. Bu borçlar Mecit (Abdülmecit) ve Aziz (Abdülaziz) zamanları israfatındandır. .. Bu borca İttihatçılar epeyce borç kattılar.” Alıntı: Tek Adam 3, Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 80) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (2007): Her devirde emperyalistler borçlananı seviyor, ödeyemeyene kızıyorlar.
-
“1947- 48 Yıllarında kişi başına günlük kalori tüketimi 2170, 1934-38 arasında ise 2560 idi. Protein tüketimi 79 gramdan 68’e indi, yağ tüketimi ise 48 gramdan 46 grama düştü.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993 – Sf. 442) kitabından birebir alınmıştır.
-
“1923 yılı İhracat 86 milyon dolar, ithalat 50 milyon dolar. 1925 yılı 128’e 102, 1930’da 60’a 71, 1933’de 45’e 58 ve 1937’de 118’e 115’tir.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.126) kitabından birebir alınmıştır.
-
“1930 Yılı günde 17 saate kadar çalışan işçi günde ortalama 67,1 kuruş elde ediyor. İzmir’de şekerin kilosu 40,1 kuruş, 1933 yılında Bursa’da tuzun kilosu 7,75 kuruş.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 205) kitabından birebir alınmıştır.
-
11 Şubat 1925’de Aşar (tarımdan alınan üretim vergisi) kaldırılıyor. Bu, büyük toprak ağalarına feodallere ve kapitalist çiftçilere verilen büyük ödün oluyor. Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf.62 ile 65 arası) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1993): Meclis bu kanunu defalarca geri çeviriyor, tam da Şeyh Sait İsyanının patlak verdiği…
-
“Bağımsızlık savaşını başarı ile sonuçlandıran Türkiye Cumhuriyeti, bir Merkez Bankası kurma hakkını, yabancı sermayeli bir banka ile imzaladığı mukavele (sözleşme) ile alıyor. İş Bankası 26.08.1926 tarihinde Mustafa Kemal ile Celal Bayar Bey tarafından kurulmuştur.” Alıntı: Türkiye Üzerine Tezler I – Yalçın Küçük (Tekin Yayınevi 1993- Sf. 81) kitabından birebir alınmıştır.
-
“1970 yılında Yunanistan’ın kişi başına gayri Şâfi millî hâsılası 1090 dolar, Türkiye’ninki ise 310 dolardır. Yunanistan’ın yıllık gelişme hızı yüzde 6,6 kadardır. Türkiye’ninki de hâlen bu civardadır. Gelişme hızını Üçüncü Beş Yıllık Plan’da öngörüldüğü biçimde önemli bir sıçrama gösterip devamlı yüzde 8’in üstüne çıkarabilsek dahi, Türkiye ancak 25 yıl sonra Yunanistan’ın bugünkü düzeyine gelebilecektir…” Sf.…
-
“Türk Parasının Değerini Koruma Yasası” hükümete ekonomik yapıya müdahale imkânını çok genişletiyor. Bu yasa Devletçiliğin en önemli yasal dayanağıdır. Çay, kahve, şeker ithalatı devlet tekeline bırakıldı. İlk 5 Yıllık Plan 1933’de Sovyet uzmanlarının katkısı ile gerçekleştirildi. 1937 yılında Özel Ormanlar devletleştirilmiştir. 1935 yılında Köy Enstitüleri kurulmuştur.” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin…
-
“Mustafa Kemal 27.01.1931 İzmir CHP il Kongresinde; “Halkımız yaratılıştan devletçidir.” der. CHP parti programı yabancı sermayeyi anormal saymaktadır.” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf. 1394) kitabından birebir alınmıştır.