Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Ekonomi, Tekeller

  • “İttihat ve Terakki döneminde de (1908-1918) cumhuriyet döneminde de Asker ve sivil bürokratlar ticaretin tadını alırlar.” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi IV – Doğan Avcıoğlu, (Tekin Yayınevi 5. Basım 1984 – Sf.1369) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU (1993): Mustafa Kemal Paşa da ekonomik politikasında aynen İttihat ve Terakki gibi devlet eli ile kişi zengin etme yolunu…

  • “Cumhuriyetin ilk Halk Şirketi, Türkiye Milli İthalat ve İhracat Anonim Şirketidir. Kuruluşunda 1 liralık hisse senedi çıkaran bu şirketin kurucuları eski ittihatçılardan seçilmiştir. .. Eleştiriler üzerine şöyle bir ilan verir: “Şirketin kurucuları içerisinde 115 değil daha çok milletvekili vardır. … Ortaklarının büyük bir kısmı yiğit Ordumuzun binbaşı ve daha yüksek rütbeli subaylarından ibarettir.” der. ..…

  • “Görüşmelerin kesilmesi ihtimali belirince, “Musul’dan vazgeçerek yeni bir barış olanağı aranmasını” istemiştir. Lozan kesintiye uğradıktan sonra basına verdiği demeçte; “Büyük özverilerde bulundum, her şeyi kabul ettim, fakat memleketin ekonomik tutsaklığını reddettim.” diyor.” Alıntı: Milli Kurtuluş Tarihi I – Doğan Avcıoğlu (Tekin Yayınevi 1. Baskı 1985 – Sf. 395 ile 401 arası) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN…

  • “Sağlam para, denk bütçe kuralına öylesine bağlanılmıştı ki, para adeta fetiş haline getirilmişti. II. Dünya savaşı yıllarında nüfus başına düşen bütün pamuklu dokuma miktarı yılda 6 metre, şeker 4 kg, diğer üretimlerimiz de bunun gibiydi.” Alıntı: Suyu Arayan Adam – Şevket Süreyya Aydemir (1993 – Sf. 453, 454) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Sosyal demokrat bir parti, sosyal demokrasinin evrensel ilkeleri ile tutarlı politikalar izleyen bir partidir. Bu ilkeler arasında kalkınmacılık yoktur. ..  Yani sosyal demokrasi bir kalkınma ya da sanayileşme yöntemi değildir, hiçbir zaman da olmamıştır.” Alıntı: Sosyal Demokrasi Gündemi – Faik Bulut (1993 – Sf. 101, 102) kitabından birebir alınmıştır.

  • “1930’lardaki hızlı büyümenin de planlama sayesinde değil, planlamaya rağmen gerçekleştiği, Sovyet halkının insanüstü fedakârlıklarını yansıtan yüksek iş ve tasarruf oranlarından kaynaklandığı görüldü.  Planlama kavramı, ekonomik kararların merkeze aktarılmasının ideolojik kılıfını oluşturur, merkez bürokrasisinin ekonomi üzerindeki gücüne meşruiyet (haklılık) verir. Planlama, üretici birimlerin ellerinden tüm karar verme inisiyatifini (Kendi kendine karar verip uygulamayı) alır ve onları…

  • “Kişi, doğal nesneleri kendi geçimini sağlamak üzere kendi kendine elde ederken kendini, kendisi denetler, oysa o daha sonra başkalarının denetimi altına girer. Tek bir insan, kendi beyninin denetimi altındaki kaslarını harekete getirmeden doğa üzerine etkide bulunamaz. Daha sonra bunlar birbirlerinden ayrılır, bu ayrılma bunlar arasında düşmanca bir karşıtlığın doğacağı noktaya kadar devam eder. Ürün, genel…

  • “Bütün kapitalist üretim sistemi, işçinin iş gücünü mal olarak satmasına dayanır.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 96) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Ne var ki, makineli üretim, belli bir büyüme ve olgunluk derecesine ulaşır ulaşmaz ve özellikle de kendi teknik temeli olan makinenin kendisi, makine ile üretilmeye başlanır başlanmaz, kömür ve demir üretimi, metal işleme ve ulaştırma işlerinde olduğu gibi, köklü değişikliklere uğratılır uğratılmaz; kısaca, büyük endüstrinin gerekli olduğu genel üretim şartları yaratılır yaratılmaz bu işletme biçimi…

  • “……… Değişen sermaye, işçinin kendisinin ve ailesinin varlığını devam ettirmek için muhtaç olduğu ve toplumsal üretim sisteminin şekli ne olursa olsun, daima bizzat üretmek ve yeniden üretmek zorunda bulunduğu tüketim araçları veya emek onun bir özel tarihsel görünüm şeklidir.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974 1. Baskı, Sf. 303)…

  • “Makine sistemi, iş sürecine daima bütünü ile girer; değerlenme, değere değer katma süreci ne ise her zaman ancak bir kısmı ile katılır. Makine sisteminin ürüne aktardığı değer, hiçbir zaman, aşınma ve yıpranma ile kaybettiği değerden fazla olmaz. Bundan dolayı bir makinenin değeri ile bu makinenin belli bir zaman aralığında ürüne aktardığı değer parçası arasında büyük…

  • “….otomasyonun sözcüsü Dr. Ure, fabrikayı, bir yandan “yetişkin ve yetişkin olmayan çeşitli işçi tabakalarının merkezi bir güçle, aralıksız bir şekilde işler halde tutulan bir üretken makineler sisteminin işleyişini beceri ve gayretle gözeten bir kooperasyonu” olarak bir yandan da “bir ve aynı nesnenin üretimi için uyuşum halinde ve kesiksiz bir şekilde işleyen, çeşitli mekanik ve bilinçli…

  • “İşçi sınıfı tarafından sağlanan ve kapitalistler sınıfı tarafından karşılığı ödenmeksizin ede edilip sermayeye dönüştürülen emek kitlesi, sermayeye dönüştürülmesi ancak karşılığı ödenen emeğe olağanüstü bir ilavede bulunulması ile mümkün olabilecek bir hız ile artıyorsa, bu durumda, ücret yükselir ve diğer her şey aynı kalmak şartı ile karşılığı ödenmeyen emek kitlesi göreceli olarak azalır. Ancak ne var…

  • “Emeğin üretkenliği ne kadar artarsa işgünü o kadar çok kısaltılabilir ve işgünü ne kadar kısaltılırsa emeğin harcanma yoğunluğu o kadar çok yükseltilebilir….. Kapitalist üretim biçimi, bir yandan, her bireysel iş sahibini işinde tasarruf sağlamaya zorlarken, diğer yandan, kendi doğurduğu anarşik rekabet sistemi yüzünden toplumsal üretim araçlarının ve iş güçlerinin kullanımında sınırsız ve ölçüsüz israflara sebep…

  • “Taylor, işçiye; “Sizden düşünmenizi istemiyorum. Başkaları sizin yerinize düşünüyor.” diyor.” Alıntı: İşçilerin Yönetime Katılması – Kamil Turan (1979 – Sf. 31) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Emek, değerin özü, cevheri ve bizatihi özünde mevcut ölçüsüdür; fakat bizzat kendisinin bir değeri yoktur. Toplum, kendisine saldıran bütün mahzurları (sakıncalılıkları) tasfiye etmek  (ortadan kaldırmak – düzlemek) isterse önce kulağa kötü gelen terimleri tasfiye etmeli, dil’i değiştirmelidir. Bu amaçla sadece akademiye başvurup sözlüğün yeni baskısının yayılmasını istemesi yeter.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I,…

  • “Bir miktar emeğin kendisinden daha az bir emekle mübadele edilmesi (değiştirilmesi), bunlardan birinin maddeleşmiş emek diğerinin canlı emek olması dolayısı ile şekil farklılıklarına bağlamak hiçbir fayda sağlamaz. Bu, bir malın değeri, bundan fiilen maddeleşmiş emeğin miktarı ile değil de, bunun üretim için gerekli canlı emeğin miktarı ile belirlenir demek kadar saçma bir şeydir. Bir mal…

  • “İşçinin ücreti, burjuva toplumunun yüzeyinde, işin fiyatı olarak, belli bir miktarda iş için ödenen belli bir miktarda bir para olarak görülür. Emek, piyasada mal olarak satılabilmek için, her halde satılmadan önce, mevcut olmak zorundadır. Şurası var ki işçi emeğini bağımsız nesnel bir varlık haline getirebilseydi, onun satacağı şey, emek değil, mal olurdu.” Alıntı: Kapital –…

  • “Her tür artıkdeğer, sonradan bu kâr, faiz, rant vb. gibi hangi özel kılığa bürünürse bürünsün, özü ve aslı itibari ile karşılığı ödenmemiş emeğin maddeleşmiş şeklidir. Sermayenin kendi kendisini değerlendirmesinin, değerine değer katmasının sırrı, sonunda sermayenin başkalarının belli bir miktar karşılığı ödenmemiş emeğinin üzerindeki tasarruf yetkisi olarak kendini açığa vurur.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi…

  • “Emeğin üretkenliğindeki yükselme işgücünün değerini düşürür ve bununla birlikte artıkdeğeri arttırır. Bunun tersi yani üretkenlikteki düşme işgücünün değerini yükseltir ve artık değeri azaltır. Artıkdeğerdeki artma veya azalma işgücünün değerindeki buna tekabül eden (denk gelen)  düşme ve yükselmenin daima sonucu olup asla nedeni değildir.” Alıntı: Kapital – Ekonomi Politiğin Eleştirisi I, II – Karl Marks (1974…