Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Emperyalizm

  • Nürnberg Mahkemeleri’ndeki ABD’li başsavcı ve Yüksek Mahkeme Yargıcı Robert Jackson, eğer mahkemenin ilkelerini kendimize de uygulayamazsak mahkemenin sadece bir komedi olacağını ısrarla söylemişti. Iraklıların aksine ABD, hatta genel olarak Batı dünyası, Nürnberg’de ilan edilen yüce değerleri reddediyor. Bu da, meşhur “medeniyetler çatışması”nın özünde yatan düşüncenin ilginç bir belirtisi. Sf. 49 Alıntı; Geleceği Kurgulamak – Noam…

  • ABD’nin Hindistan karşısındaki müphemliği kimi zaman oldukça çirkin bir hal aldı. Bağımsızlıktan hemen sonra, 1950’lerin başlarında, Hindistan milyonlarca insanın öldüğü çok ciddi bir kıtlık yaşadı. ABD iç kayıtlarından anlaşıldığına göre, çok büyük bir gıda fazlalığımız vardı, ama Truman biraz olsun göndermeyi kabul etmedi, çünkü Nehru’nun bağımsızlığı hoşumuza gitmiyordu. Nihayet biraz gıda gönderdiğimizde ise, bağlayıcı koşullar…

  • Milton Friedman, kapitalizme uzaktan yakından benzeyen bir şeyin hiçbir zaman olmadığını, olsa bile -özellikle iş dünyası buna izin vermeyeceğinden- üç saniye dayanamayacağını bilecek kadar akıllı. Şirketler güçlü hükümetlerin kendilerini piyasa disiplininden koruması konusunda ısrarcı, ayrıca kendilerinin yalnızca varlığı piyasalara bir saldırı. Sf. 281 Hollanda’daki iki teknik iktisatçı, Fortune dergisinin listesindeki en büyük yüz uluslaraşırı şirketten…

  • Adam Smith’in kullandığı bir sözcüktür, kendisi de bu aralar revaçta. Seçkinler efendilerdir ve Smith’in “alçak kaide” dediği şeyin peşindedirler; ne varsa bizim olsun, başka kimseye bir şey kalmasın kaidesidir bu. Sf. 165 Alıntı; Dünyayı Kim Yönetiyor? – Noam Chomsky, Söyleşiler; David Barsamian, Derleyen; Arthur Naiman, Ç; Ömer Çiftçi, (İnkılâp Yayınevi,  2. Baskı Temmuz 2014 –…

  • İki süper güç de kendi birincil düşmanını -kendi halkını- diğerinin işlediği (oldukça gerçek) suçlarla korkutarak kontrol altında tutuyordu. O halde soğuk savaş, birçok önemli bakımdan, Sovyetler Birliği ile Amerika Birleşik Devletleri arasında bir çeşit örtük anlaşmaydı ve bu anlaşmayla ABD, Üçüncü Dünya’ya karşı savaşlarını yürütürken Avrupa’daki müttefiklerini idare ediyor, aynı anda Sovyet yöneticiler de kendi…

  • ABD’nin Hindiçin’deki savaşları da aynı genel örüntüye dâhildir. Ho Çi Minh liderliğindeki Fransız karşıtı direnişin Vietnam’ın asıl milli hareketi olduğunu Dışişleri Bakanlığı 1948’den önce gayet açıkça kabul etti. Fakat Viet Minh kontrolü yerel oligarşiye teslim etmedi. Bağımsız kalkınmadan yanaydı ve yabancı yatırımcıların çıkarlarını önemsemiyordu. Viet Minh’in başarılı olabileceğinden korkuluyordu. Başarılı olması durumunda -planlamacıların senelerdir kullandıkları…

  • El Salvador’daki askeri eğitimin sonuçlarını, ülkede görev yapan Katolik rahip Daniel Santiago, Cizvit dergisi America’da canlı bir şekilde anlatıyor. Bir gün köylü bir kadın eve döndüğünde üç çocuğunu, annesini ve kız kardeşini bir masanın etrafında otururken, her birinin kesilmiş başı masanın üstünde kendi önüne özenle bırakılmış, elleri ise “sanki her ceset kendi başını okşuyormuş gibi”…

  • Doğru komutanlarla iyi ilişkiler sürdürürseniz, onlar da sizin için hükümeti devirirler. Sf.41 Kennedy yönetimi sırasında, ABD kontrolündeki Latin Amerikalı askeri güçlerin görevi “yarımküresel savunma”dan “iç güvenlik”e, yani kendi halkına karşı savaşa, kaydırıldı. Bu hayati önem taşıyan karar, 1961’den 1966’ya kadarki kontrgerilla planlamasından sorumlu Charles Maechling’in geçmişe dönük hükmüne göre, “Heinrich Himmler’in imha mangalarının usulü”nde gerçekleşen…

  • Yöntemlerimiz ise pek hoş sayılmaz. ABD emrindeki kontraların zamanında Nikaragua’da yaptığı ya da El Salvador ve Guatemala’daki terörist temsilcilerimizin yapmakta olduğu şeyler sadece sıradan öldürme değil. Burada başlıca unsurlardan biri vahşi ve sadistçe işkenceler: küçük çocukları kayalara vurmak, kadınları göğüsleri kesilmiş ve kanamadan ölmeleri için yüz derileri soyulmuş halde ayaklarından asmak, insanların kafalarını kesip kazıkların…

  • Bunlar 1999’un ilk yarısında oldu. Peki, ne oldu? Acımasız kıyımlar devam etti. Referandum 30 Ağustos’ta geldi çattı. Herkesi -bu arada beni de- şaşırtan bir sürprizle ve insanı büyüleyen bir cesaret gösterisiyle, acımasızlıklara, yok etmelere ve cinayetlere, elbette ki etnik temizliğe rağmen, hakikaten bütün nüfus oy verme noktalarına gitti. Oy verenlerin yüzde sekseni bağımsızlık için oy…

  • Evet, insan Ermeni olunca böyledir bu ve bunda hatalıyız. Onu bunu namussuz diye diğerlerinden soyutlamak hakça değil. Ermeni nasıl acı çekerse Türk de acı çeker. Saçma işte, ama bunu bilemezdim o zaman. Bilemezdim şu Türk dediğimiz insanın zorlandığı yola sapan, kendi halinde, dünya tatlısı bir biçare olduğunu. Ondan nefret etmenin, aynı hamurdan çıkma Ermeni’den nefret…

  • Türkiye politikasında, Londra’da, politikacılar ve yüksek kamu görevlileri birlikte ele alındığında, iki parti vardı; bunlardan birisi, Türkiye’de tampon devlet kurmak isteyenler ve diğeri ise Türkiye’yi tampon devlet olarak kurmak isteyenlerdi, Churchill bu ikinci partinin lideridir. Bu ikinci parti, ayrıca, Türkler ile Araplar arasına bir “tampon Kürt Devleti” gereğine inanmaktadır. Bunun çok açıklıkla ifade edildiğini görüyoruz.…

  • Anadolu Türklerine ilk komşu Türkler, Azerilerdir. Öyleyse, Sevres’deki Ermenistan ve muhtemel Kürt Devleti Projeleri’nin, Anadolu Türkleri ile Azeriler ve oradan da İç Asya Türklerinin arasına bir duvar çekme işi olduklarını kolaylıkla söyleyebiliriz. Sf. 329, 330 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 329, 330) kitabından birebir alınmıştır.

  • Şunu söyleyebiliyoruz, Birinci Dünya Savaşı başladığında, Büyük Britanya, Panislamizm ve Pantürkizm’den çok korkuyordu. Tabii, Birinci Dünya savaşı sona erdiğinde, Londra, Osmanlı gücünü, bizim Kemalist tarihte okuduğumuz ölçüde görmüyordu, Sf. 329 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 329) kitabından birebir alınmıştır.

  • Profesör Olson, İngiliz ajanlarından söz ederken, a former minister in a cabinet of Mustafa Kemal’s government during the period 1921-1924, diyordu ve ezcümle, 1921-1924 yıllarında, Mustafa Kemal’in kabinesindeki bir bakanın da, İngilizler için casusluk yaptığını haber veriyor.  Mustafa Kemal Hükümeti’ndeki bu ajan-bakan, İngilizlere sürekli olarak, “Ankara never really thought of employing large military forces to…

  • Tarih rastlar mı, Koçgiri Ayaklanmasının en şiddetli olduğu tarihte, Ankara’da Meclis’te içinde “Türk” ve “Müslüman” geçmeyen bir manzume “İstiklal Marşı” olarak kabul ediliyordu, 12 Mart 1921 tarihindedir. Aynı şekilde, Musul-Revanduz’u, Özdemir Komutasındaki Türk kuvvetlerinin, Türk “Gerillaları” diyebiliriz, İngilizlerin ağır hava bombardımanı altında, teslim ile boşalttığı tarih, 23 Nisan 1923 idi ve kesintiye uğramış olan Lozan…

  • “Emrediniz, dünyanın en iyi insanı ve en cömert düşmanı olurlar, emrediniz, babalarını döverler, annelerinin bağırsaklarını deşerler ve bütün bunları da sükûnet içinde yaparlar, sanki bir iş yapmıyorlar ya da çok iyi bir iş yapıyorlar, bu havadadırlar. Umutsuzluktan kaynaklanan ya da sıtma-vurmuş insanda görünen bir ataletleri var; en dayanıklı ve şevksiz askerler işte bunlardır.” Lawrence, Türklerden…

  • Burada bir “gizli tarih” sırrı ile karşılaşabiliyoruz, Churchill, Eylül 1921 memorandumunda, Mustafa Kemal’in makul ve uzlaşmaya hazır olduğunu ifade ediyor ve bunu, Londra’da müzakereler yapan Dış İşleri Vekili Bekir Sami’nin yaklaşımından çıkarıyor; buradan hareketle bir tarihsel karanlığı açmamız mümkün görünüyor. Çünkü biz resmi tarihimizde, Bekir Sami’nin, Londra’da, kendi inisiyatifi ile fazla tavizkâr olduğu şeklinde yazıyor…

  • Toynbee’nin çok güzel yakıştırmasıyla büyük hırsız mı; hırsızların en büyüğü, hırsızlık ortaklarından çalandır. L. George, savaş öncesi Osmanlı topraklarını paylaşım antlaşmalarını bir kenara bıraktı ve Akdeniz sahillerini İtalyanlardan, Musul’u, Fransızlardan çalmakta hiçbir beis görmedi; Sf. 277 Alıntı; Çöküş (Gizli Tarih) – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları, 1. Baskı 2010, Sf. 277) kitabından birebir alınmıştır.

  • Balfour Deklarasyonu’na kadar, Siyonizm bayrağı Almanya’daydı ve Londra, politika ve edebiyatta, İttihat ve Terakki’yi bir Yahudi Partisi olarak görüyordu. Romanda, Enver’e, “Polonyalı bir Maceracı” ve iktidardaki hükümete de, a collection of Jews and Gipsies, “Bir Yahudi ve Çingene Tayfası”, deniyordu. Türkçe’de bunlar temizlenmiştir. Çünkü şimdi tarihimizdeki ve içimizdeki Yahudiliği gizlemek esas iştir. Sf. 274 Alıntı; Çöküş…