Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Evrim, Darwin

  • Genleri bir sonraki nesle aktarabilmek için hayatta kalma problemlerini çözmek yetmez; hayvanların üreme sorunlarına da çözüm bulabilmesi gerekir ve bu süreçler de algoritmalara muhtaçtır. Doğal seçilim tutku ve tiksinmeyi, üreme şanslarını hızla değerlendiren algoritmalar olarak geliştirmiştir. Sf. 97 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1.…

  • Bu düzen doğal seçilimin en temel kuralıyla çelişmiyor mu? Evrim teorisi tüm içgüdü, istek ve duyguların sadece hayatta kalma ve üreme amacıyla evrimleştiğini iddia ediyor. Öyleyse çiftlik hayvanlarının sürekli üremesi, tüm gerçek ihtiyaçlarının karşılandığını göstermez mi? Bir ineğin hayatta kalması ya da üremesi için gerçekten; ihtiyaç duymadığı bir “ihtiyacı” nasıl olabilir? Sf. 91, 92 Alıntı;…

  • Epikür yaklaşık 2300 yıl önce, ölçüsüz bir haz arayışının mutluluktan çok sefalete yol açacağı konusunda uyarmıştı. Ondan birkaç yüzyıl önce Buda, daha da radikal bir iddiayla haz peşinde koşmanın sefaletin ve ıstırabın kaynağı olduğunu öne sürüyordu. Sf. 53 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1.…

  • Biyokimyasal sistemimiz nesiller boyunca mutluluğumuzu değil, sağ kalma ve üreme ihtimalimizi artıracak şekilde evrildi. Biyokimyasal sistemimiz, sağ kalmaya ve üremeye yardımcı olan davranışları haz veren duygularla ödüllendirir. Bunlar sadece geçici hilelerdir. Sf. 49 Bir hayvan hayatta kalma ya da üreme şansını artırmaya çalıştığında (örneğin yiyecek, eş ya da sosyal statüyle), uyanık ve heyecanlı olması için…

  • Verili bir zamanda evrenin daha sonra nasıl gelişeceğini belirleyen bir yasalar dizisi olmalıydı. Bu yasalar her yerde ve bütün zamanlarda geçerli olmalıydı, yoksa yasa olmazlardı. Herhangi bir istisna veya mucize olamazdı. Tanrılar veya şeytanlar evrenin işleyişine karışamazlardı. Bilimsel determinizm ilk ortaya atıldığında bilinen yasalar yalnızca Newton’ın hareket ve çekim yasalarıydı. Bu yasaların Einstein’ın genel görelilik…

  • Ancak kuantum parçacıklarının kaynaktan ekrana giderken kesin bir yol izledikleri söylenemez. Gözlem yaparak bir bucky topunun (mıknatıslı toplar) yerini saptayabiliriz, ancak gözlemlerimizin arasında parçacık bütün yolları birden kullanır. Kuantum fiziğine göre; şimdinin gözlemi ne kadar mükemmel olursa olsun, (gözlemlenmeyen) geçmiş, tıpkı gelecek gibi, belirsizdir ve yalnızca olasılıklar yelpazesi olarak mevcuttur. Kuantum fiziğine göre, evrenin tek…

  • Modele dayalı gerçekçilik, eğer dünya belirli bir zaman önce yaratılmışsa, o zamandan önce ne olmuştu gibi soruları tartışmamızı sağlayan bir çerçeve sağlar. İlk Hıristiyan filozoflarından Aziz Augustinus (354-430) bu sorunun yanıtının; “Tanrı bu tür sorular soran insanlar için cehennemi hazırlıyordu” olmadığını, zamanın Tanrı’nın yarattığı dünyanın bir özelliği olduğunu ve çok da uzun olmayan bir süre…

  • Aynı toplumsal tabaka içindeki çağdaşlaşma yanlılarıyla gelenekçileri bir arada tutan pek çok bağ vardı; bunlardan biri de, her iki kesimin de “aşağılık insanlar” olarak gördükleri alt tabakalar karşısında duydukları ortak korkuydu. Sf. 45 Alıntı; Diktatörlüğün ve Demokrasinin Toplumsal Kökenleri – Barrington Moore, Jr., Ç; Şirin Tekeli, Alâeddin Şenel, (İmge Kitabevi,  4. Baskı Temmuz 2016 –…

  • Topun kendilerine atılmıyor oluşu, üzerinde fazla durulacak bir ayrıntı gibi görünmese de, toplumdan dışlanma beyin için öyle önemlidir ki, acı verir. Hem de sözlük anlamıyla. Sf. 178 Alıntı; Beyin (Senin Hikâyen) – David Eagleman, Ç; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları,  2. Baskı, Haziran 2016 – Sf. 178) kitabından birebir alınmıştır.

  • Başkalarını simüle etmek, başkalarıyla bağ kurmak, başkalarını umursamak, elimizde olan şeyler değildir; çünkü doğuştan toplumsal yaratıklar olmak üzere donatılmışızdır. Bu durum, akla bir soru getirir: Beyinlerimiz toplumsal etkileşime bağımlı mıdır? Beyin insanlarla etkileşime aç bırakıldığında ne olur? Sf. 174 Alıntı; Beyin (Senin Hikâyen) – David Eagleman, Ç; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları,  2. Baskı, Haziran…

  • Kendimizi bir başkasının yerine koymada -nöral açıdan- gösterdiğimiz büyük başarı, kısmen de, bir başka kişinin bakış açısını hissetmeyi sağlayan bu yerleşik beceri sayesindedir. Bu beceriyi neden geliştirdiğimize gelince: Empati, evrimsel açıdan yararlı bir özelliktir. Bir başkasının ne hissettiği konusunda daha iyi bir kavrayışa sahip olmak, bundan sonra ne yapabilecekleri ile ilgili daha iyi bir tahmin…

  • Bizi bağ kurmaya yönlendiren oksitosin gibi kimyasallara neden sahibiz peki? Evrimsel açıdan baktığımızda, aldığı biyolojik talimatlar doğrultusunda genlerini olabildiğince geniş bir alana yayması beklenen bir erkek bireyin tek eşlilikten uzak durması, akla daha uygun değil mi? Öyle görünse de, yavruların sağ kalımı açısından baktığımızda, iki ebeveyne sahip olmak, tek ebeveyne sahip olmaktan daha avantajlıdır. Bu…

  • İnsan beyninin, kendini doğduğu dünyaya uygun biçimde düzenleyebilmesi, türümüzün gezegen üzerindeki bütün ekosistemlerde hâkimiyet kurmasını sağlamış ve güneş sisteminin içlerine doğru attığı ilk adımlara da zemin hazırlamıştır. Sf. 10 Alıntı; Beyin (Senin Hikâyen) – David Eagleman, Ç; Zeynep Arık Tozar, (Domingo Yayınları,  2. Baskı, Haziran 2016 – Sf. 10) kitabından birebir alınmıştır.

  • Birçok hayvan, bazı içgüdüler ve davranışlar için genetik olarak önceden programlanmış halde doğar; yani bu içgüdü ve davranışlar kalıp halinde beyne “kazınmış” durumdadır. Sahip oldukları genler, bu hayvanların vücut ve beyinlerinin belirli biçimlerde inşasının, yani neye dönüşecekleri ve nasıl davranacaklarının talimatını verir. Sf. 10 Alıntı; Beyin (Senin Hikâyen) – David Eagleman, Ç; Zeynep Arık Tozar,…

  • Doğa durumunda adalet ve ahlakın bulunmadığını savunan Hobbes, devlet/ yasayı ve özel mülkiyeti de ahlakın temelinde görme eğilimdedir. Şu anlamda öyledir, mülkiyet hakkının yasa ile güvence altına alınmadığı, insanlar birbirlerinin can ve mal güvenliğini güvence altına alan yasalar üzerinde uzlaşmadığı sürece, Hobbes’a göre ahlaksızlık da ahlak da yoktur. Demek ki, devlet/yasa ile mülkiyet hakkını, akıl…

  • Hobbes, insanın, doğası gereği çıkarlarının esiri olduğunu kabul etti; ancak özel çıkarın hâkim olduğu bir toplumun insanın çıkarına olmadığını da teslim eden Hobbes oldu. Hobbes’a göre, doğru kullanıldığında, iradenin de temelini oluşturan aklın görebildiği işte budur. Hobbes, her toplumun temelinde bir sözleşme olduğunu savundu; bu, düzenin “ilahi” olduğunu söyleyen Kiliseye karşı, her toplumsal düzenin insan…

  • Sir Edmund, papazı bir konuda bilgilendirmek gereğini duyuyor. “Biliyorsun, insanlar asılır veya boyunlarında demir halka sıkılarak boğulurken ereksiyon yaşıyorlar ve tam nefes kesilince boşalıyorlar”; şimdi bu sahneyi oynamak üzeredirler. Sf. 259 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 259) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bizim varoluşumuzu mümkün kılan bu hayat gücü, yolun kenarında, çamur içinde hareketsiz duran çakıl taşının da varlığını sağlayan şeydir. Bir şeyin var olduğunu söylemek, onun aynı zamanda titreştiğini söylemek anlamına gelir ve titreşen her şey, kendisine göre bir hayata sahiptir. s. 51 Alıntı; Sudaki Mucize – Masaru Emoto, Çeviren; Savaş Şenel (Arıtan Yayınevi, 1. Basım…

  • Demirel tarihî bir fonksiyonu yerine getirmiştir. Hegel, Tarih Felsefesi’nde, tarihin birtakım kimselere rol verdiğini, tarihin onların şahsında yürütüldüğünü iddia eder. Bu rol bitince, bu şahıs, tarihi ileri götürmek üzere kendine göre bir planı olsa dahi ödevi bitmiş bir kimse olarak, bir kenara atılır. Hegel buna “Dünyayı yöneten aklın kurnazlığı” der. s. 19 Alıntı; İdris Küçükömer’le…

  • Yeni hipotezle, ilk canlı organizmanın cansız (inorganik) maddelerden meydana geldiği ve ilk canlının besinini yapmayan ilkel bir organizma olduğu kabul edildi ve Dünya’nın ilkel atmosferi varsayıla geldiği gibi oksijen bakımından zengin değildir. Halen diğer gezegenlerde olduğu gibi, fazla miktarda hidrojen, metan, amonyak ve karbondioksitin organik kimyasal maddelere dönüşmesi ve fotosentezin yavaş yavaş gelişmesi, oksijenin serbestleşmesi…