Kategori: Faşizm, Despotizm
-
Mussolini’ye ölmeden birkaç gün önce soruyorlar; “İtalya’nın bir İngiliz sömürgesi mi yoksa Sovyet Cumhuriyeti mi olmasını tercih edersiniz?” “-Ben ikincisini tercih ederim.” Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 30, 31) kitabından birebir alınmıştır.
-
20. Yüzyılın en büyük devrimcisiydi, Simon Weil aynı yıl şunları yazıyordu; “halkın afyonu din değil devrimdir.” Bunlar Hitler’e çok uyan sözlerdi. Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 28) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yurtseverlik gelenekçi, derin kökleri olan, içe dönük ve savunmacıdır; Milliyetçilik; popülist, dışadönük, saldırgan ve ideolojiktir. Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 27) kitabından birebir alınmıştır.
-
“Babamdan korkardım ama onu hiç sevmezdim.” Alıntı: Yirminci Yüzyılın ve Modern Çağın Sonu – John Lukacs (Sabah Yayınları – Sf. 25) kitabından birebir alınmıştır.
-
Mihri Belli; “Deniz’in konuşmasına kulak misafiri oldum. Arkadaşlarına; “Onlarla laf yarışmasına girerseniz kaybedersiniz. Tartışmayın ağızlarını açtılar mı yapıştırın tokadı.” diyordu, Deniz’in sözünü ettiği Türkiye İşçi Partililerdi.” Alıntı: Deniz (Bir İsyancının İzleri) – Turhan Feyzioğlu (Belge Yayınları 6. Baskı – Sf. 46) kitabından birebir alıntıdır.
-
Bir; Misakı Milli Türkiye’de bitmiştir. İki; Demokrasi bitmiştir. % 26 ile hükûmet kurma hesaplarının yapıldığı bir Türkiye’de, milletvekillerinin nerede ise tombala kurallarıyla belli olduğu bir ülkede, demokrasiden bahsedilemez. Üç; CHP bitmiştir. Bir acizler topluluğudur. Dört; Partiler bitmiştir. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.
-
Mustafa Kemal çok vesveseli, hep kıstırılmışlık kompleksi içerisinde yaşayan, sevgisiz bir insandır. Annesini sevmez; mütarekede (ateşkes yıllarında) İstanbul’da annesiyle değil Pera Palas’ta kalmayı tercih ediyor. Annesinin cenazesine gitmiyor. Latife’yi de sevdiğini gösteren hiçbir işaret yok. …Yabancı kaynaklar, Kemal’in asker yürüyüşü ile dans ettiğini kaydediyorlar. Sevimli olmaz. Sevgisiz ve acımasızdır. Maliye Nazırı Cavit Bey’i astırdığı akşam,…
-
Tekelli düzende sokaktaki insanın kültürü reklam kültürüdür; dili, reklamcının basit düşünmeye mahkûm eden dili oluyor. Hobson, emperyalizm ile halk yönetiminin ortak hiçbir yanı olmadığını ileri sürüyor. Bu saptama 1902 tarihlidir ve her geçen zaman Hobson’u doğruluyor. Tekelli ve emperyalist düzene geçen her ülke halk yönetimini bir kenara atıyor. Başkanlık sistemi, bürokratik yönetime en uygun sistemdir.…
-
Bir tez yazıyorum; Tekelli düzen, çelişkileri algılayan aklı siliyor. Bir tez daha yazıyorum; Tekelli düzen insansızlaştırma sürecidir. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 59) kitabından birebir alınmıştır.
-
… Devleti şişler demeti olarak anlatmaya çalıştım. Her zor bir vektör yada şiştir. .. Diktatörlük şişlerin hepsinin yönünü birleştirerek kalın bir şiş oluşturmaktır. Demokrasi şişlerin yönlerinin birbirinin şiddetini azaltacak biçimde birbirleriyle çeliştikleri bir durumdur. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 19) kitabından birebir alınmıştır.
-
30 Ağustos 1924 Dumlupınar Abidesi’nin temel atma törenine gittik. Konuşmalar yapıldı. Gazi’nin yüzüne karşı aşırı riyakârlıkla dolu. Hele muallimler (öğretmenler) nâmına ve avukatlar nâmına diye söylenenler hiç te yakışmıyordu. Fevzi Paşa da yağ çekiyordu. ..Darülfünun Emini (üniversite rektörü) İsmail Hakkı (Baltacıoğlu) Bey bütün milletin gayret ve fedakârlığını belirtti. .. Sözlerinin Gazi’nin hoşuna gitmediğini apaçık gördüm.…
-
Az sonra biz Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası adıyla Meclis’te faaliyet için resmen Dâhiliye Vekâletine müracaat edince Mustafa Kemal Paşa da Halk Fırkasının başına Cumhuriyet kelimesini koydurarak Cumhuriyet Halk Fırkası adını verdirdi 21 Kasım 1924 İsmet Paşa da Başvekillikten hastalığı bahanesi ile istifasını verdi. Yerine Fethi Bey Başvekâlete getirildi. ….TCF’yi kurduk ama çok çektik. .. tevkif olunarak…
-
Mektupların açılma meselesi daha 12.02.1924’te Büyük Millet Meclisi kürsüsüne kadar çıkmıştı; İsmail Canbulat Bey kürsüden bunu yapanlara rezil, sefil insanlardır! Dedi. Dâhiliye Vekili bu olamaz demesine rağmen Rauf Bey göz hapsinin bile söz konusu olduğunu söylüyor. “Mebuslar hakkında göz takibi yapıldığını işaret sayılabilecek vesika (belge) gösterebilirim.” dedi. Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları…
-
19 Mart’ ta Kadıköy’deki evinde. (Karabekir, Mustafa Kemal’in kendisini ekarte etme faaliyetlerini anlatarak buna neden göz yumduklarını soruyor;) 3 Mart 1924 tarihli Erkânı Harbiyei Umumiye Kanunu’nun 9. Maddesi, Gazi’nin emrine, sizin vasıtanızla, bütün orduyu da vermiş bulunuyor. Bu şekilde ordu keyfi idarenin tam bir aleti olacaktır. 9. Madde; Reisicumhur’a niyabeten (halef olarak, yerine bakan olarak)…
-
24 Mart Şevket Turgut Paşa’nın cenaze töreninde Fevzi Paşa ile tekrar görüştüm; Erkânı harp zabitlerimizden ve tarihçilerimizden dahi hakikatleri gizlemek ve her şeyi Mustafa Kemal Paşa yaptı diye yapılan dalkavukluk yarışına ordu kumandan ve erkânı harbiyesini de iştirak ettirirlerse, neticenin pek vahim (kötü, korkunç) olacağına dikkati çektim. Fevzi Paşa “Tarihi hakikatler gizlenemez. Nasıl olsa ortaya…
-
“… Reisicumhurumuzun aynı zamanda başkumandan olması çok mahzurlu (sakıncalı) olacaktır. Her tarafta siyasi münasebetlerimiz (ilişkilerimiz) kesilmiş bir halde iken, sırf dâhili işlerle uğraşmak yüzünden zatı samileri (yüce kişi) istiklâl harbinde askeri planımızın gereği başkumandanlığı zamanında uhdenize (üzerinize) alamadınız ve bu yüzden batı ordusu çeteciliğe döküldü ve istiklâl harbi de beyhude (boş) yere en az bir…
-
“-Mustafa Kemal Paşa’yı Lozan’dan aldığınız ilhamlarla bir inkılâba teşvik ediyorsunuz! Ben de dâhil olduğum halde mahvımıza kadar yürümek isteyenler görülmektedir.” (Ve Karabekir İsmet’i ikaz etmeye devam ediyor:) “Bu işin gideceği yer, Fransa büyük inkılabının kin ve iftiralarla dolu kanlı ve mundar tarihidir. .. Kuvvetli bir parti, kuvvetli bir meclis yerine bir askeri karargâh kurulması çok…
-
3 Ocak 1924 Refet ve Rauf ile görüştüm. Rauf Bey, Dâhiliye Vekili Ferit Bey’in, bazı mebusların mektuplarını çalmak için verdiği mahrem (gizli) bir emri okudu. Bundan Başvekil hatta Reisicumhur’un haberinin olacağı ve hatta onların emri olmadan Dâhiliye Vekilinin böyle bir işe cüret edemeyeceği üstünde karar kıldık. Mütarekenin (Mondros Ateşkes Anlaşmasının) ilk zamanlarında İsmet Paşa bana…
-
Karabekir, 27 Ekim 1923’de Trabzon’dan Ankara’ya gidişte halk ile görüşüyor: “İstiklâlimizi kurtardık fakat Hürriyetimizi kaybedeceğimizi” apaçık gelip bana söylüyorlardı. 29 Ekim 1923’te Trabzon Müdafai Hukuk Merkezi Heyeti ziyaretime gelerek. “İstiklâlimizin sevincine doyamadan, hürriyetimizi elimizden alıyorlar. Padişahların istibdadından nice kurbanlar pahasına uzun yılların emeği ile kurtulan bu millet, şimdi bir kumandanın idaresine mi girecek? Bugün yok…
-
(Karabekir anlatıyor:) 12 Kasım 1923’te Halife Mecit Efendiyi ziyaret ettim… Korkak bir eda ile şunları söyledi; “Benim bu sarayda, resim takımlarımla bir iki bohçam var. İstemezlerse bunları alır giderim!” Bu sözleriyle ve tavırlarıyla tehdit edildiğini anlatmak istiyordu. Alıntı: Paşaların Kavgası – İsmet Bozdağ (Emre Yayınları – Sf. 194) kitabından birebir alınmıştır.