Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Faşizm, Despotizm

  • “Benim amacım Türkiye’yi terk edinceye kadar Mustafa Kemal ile büsbütün kötü olmamak idi. Bundan çok korkuyor, bu siyaseti güdüyordum. Bana bir şey yapması mümkün. Yapmadan uzaklaşayım.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf.1382) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN NOTU (1994): Rıza Nur bu bilgileri tuttuğu günlükten aktarmış.

  • “Yolsuzluk işleri ayyuka çıktı ve o kadar ayağa düştü ki, herkesin ağzında ve namuslu insanlar şikâyet içinde. Halit Paşa, cesur hırçın hatta deli idi ama namuslu bir adamdı. Nihayet bir gün Mustafa Kemal’e gider: “Yolsuzluk müthiştir, millet batıyor. Bunun önünü al! Celal (Bayar), Kel Ali, Kılıç Ali vs. muhtekirdirler (vurguncu, yolsuzluk yapan kişi) Ben bunları…

  • “Kuzu Paşa’nın (1) Mustafa Kemal’e Zafer Bayramı dolayısı ile bir telgrafı. 12 Eylül 1929’da Milliyet’te yayınlandı: “Yüksek dehalarının ve mucizeler yaratan isabetli ve kuvvetli irade ve iradelerinin harikanûma (olağanüstü yapılmış) bir yadigârı olan Zafer Bayramını bütün silah arkadaşlarım adına tebrike müsareat eder (bu hayırlı işi yapmakta acele eder), Cumhuriyet Ordusunun layezâl (sonsuz) bağlılık ve saygılarını…

  • “.. bir balo ve dans devridir açıldı.. Mustafa Kemal geliyor zil-zurna oluyor, kadınlara tasallut ediyor(sarkıntılık ediyor). Bir keresinde dans ederken Fransız Büyükelçisinin kızının göğsünü sıkmış., kız kaçmış, babasıyla beraber balodan gitmişler. Bir defa Mustafa Kemal kadın yerine tüysüz bir subay ile dans etmiş, çocuğu öpmüş. Kadınlardan bir kaçı Gazi’ye: “Biz burada iken bu olmaz.” demişler.…

  • Latife İstanbul’a gelince derhal eşimi istedi. O’na boşanma olayını anlatmış. Boşanma olayından 2-3 gün önce Latife, kardeşi İsmail ile eşi olan Süreyya Paşa’nın kızı Makbule Ankara’ya gelmişlerdi. Çankaya’da misafir olmuşlar. O zaman Mustafa Kemal yanında kâtip (yazıcı) sıfatıyla Halit Ziya’nın (Uşaklıgil, Latife’nin akrabası) oğlu Vedat vardı. Güzel, tüysüz (i…) bir çocuk. Bir akşam üzeri karanlık…

  • “Yunus Nadi İstanbul’da bir Rum’a ait büyük bir bina ve makineleri (matbaa makineleri) ucuza kapattı. İki yüz bin liralık malı, sekiz-on bin liraya aldı. Hatta makinelerin değerini Matbaa-i Amire mürettipleri (harfleri dizenler, editörler) ve makinecilerle birlikte takdir etmişler: “Dört bin yazın!” demişler. Reddetmişler. Sonra zorla baskı yaptırmışlar. Bunu bana Matbaa-i Amire’deki bu adamlar anlattılar. O…

  • “Ankara’daki Hâkimiyet-i Milliye’nin başına Falih Rıfkı’yı (Atay) koydu. İstanbul’da Ahmet Emin’in (Yalman, Sabetayist) elinden Sabahçı Mihran’ın matbaasını aldı. Milliyet adında bir gazete çıkardı. Bunun başına da Siirt Mebusu yaptığı Kürt Mahmut’u koydu. Ruşen Eşref (Ünaydın) Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) ve Yahya Kemal de (Beyatlı) yazardı. .. Yahya Kemal’i severdim, kendisine nasihat ettim, “yapma ileri atılma, çirkin…

  • “Bu vesile ile (Şeyh Sait İsyanı vesilesi ile) eski Kırşehir Mebusu Rıza’yı milli harekete hizmeti olan birkaç kişiyi de astı. .. Rıza’yı severdim. İri, Türk simalı (Türk görünüşlü), cahil ama pek zeki ve Türk huylu ve adaletli biri idi. Dağ gibi adamı serçe gibi sallandırdı, bitirdi. Kılıç Ali hapishaneye gidip, Rıza’ya nasihat etmiş, “Gazi’den bir…

  • “Terörü yaptılar fakat batı vilâyetleri ve İstanbul bunu iyi hissetmedi, telakki ettiler (anladılar). Ta Vahdettin zamanında Kiraz Hamdi “tarikat-ı selahiye” adıyla bir parti yapmış imiş. Bunları da Ankara’ya İstiklâl Mahkemesine çektiler. Bir fiilleri de ortada yok. Bu suretle de birçok adamları darağacında armut gibi sallandırdılar. Mahkeme bunların programlarını çok zararlı bulduğunu söylüyordu.” Alıntı: Hayatım ve…

  • “Sivas’ta Erzurum’da, ötede beride, halk şapka aleyhine ayaklandı. Mustafa Kemal derhal Kel Ali’nin (Ali Çetinkaya) Başkanlığı altında bir İstiklâl Mahkemesi dolaştırdı. Epeyce adam astılar. Sayısını bilmiyoruz. Halk yıldı. İş bitti. Asılan bir hocaya pek acırım. (İskilipli Atıf Hoca) Şapka kanunundan önce, şapka aleyhinde bir yazı yayınlamış, hem de bunu Maarif Bakanlığı’nın (Milli Eğitim) izniyle yayınlamış.…

  • “Bundan da Yahudiler yararlandılar. İtalya ve Fransa’da hazır yeni ve eski şapkaları, milyonla memlekete soktular. İki-üç Frank değeri olan bu şapkalar, en aşağı on liraya, yüz yirmi Frank’a satıldı. Bunların çoğu zımpara kâğıdı ile temizlenmiş şapkalardı. Anadolu’da Türk köylüsünde tesettür yoktur. Şapka giymemek için nesi varsa satıp savıp Suriye’ye göç edenler görüldü.. Sinop’ta şehre bir…

  • “Mebuslar, Salih Bozok ve Kılıç Ali takımına “silahşorlar” adını koydular…..  Hüseyin Cahit (Yalçın, muhalif gazeteci, ilginç adam.): “İrsi (soydan gelen) hükümdar yerine, zorla Cumhurbaşkanlığına çıkmış bir zorba, Cumhurbaşkanı adını taşıyan bir müstebit (zalim), keyfince idare-i hükümet eder. Bir hükümeti mutlak gibi keyif ve hevesinden başka bir kanun tanımaz!” diyor. .. İsviçre de İstibdat ve diktatörlüğe…

  • “Bir gün, Mustafa Kemal’e “Size ne? Sizin yeriniz yücedir. Kendinizi partiler üstü tutun. Bir partinin Hükümeti düşerse, öteki partinin hükümetini kurarsınız…” dedim. Buna cevabı şu oldu: “Muhalif bir partiye değil, Meclis’te muhalif bir sese tahammül edemem!” dedi. … Çankaya’nın etrafında hendek ve benzeri tahkimat (güçlendirme) yapıldı.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ…

  • “Milli hareket sırasında, istasyon civarında Milli Savunma Bakanlığı, cephane fabrikaları yapmıştı. Mustafa Kemal bunları da kendi arazisi addetti. Bakanlığa “Toprak benimdir. Ya satın alın veya fabrikalarınızı kaldırın!” dedi. Bakanlık telaş etti. Sonunda Recep’i (İleride Başbakan bile olacak olan, Recep Peker) Milli Savunma Bakanı yaptı. Recep bu araziyi Mustafa Kemal’den 200 bin liraya hükümete satın aldı.…

  • “Tanin, Ağahan’ın demecini yayınlayınca, İsmet küplere bindi. Bir İstiklâl Mahkemesi oluşturup, Topçu İhsan’ın Başkanlığı altında İstanbul’a gönderildiler. İstanbul’a gideceğim, İsmet’e veda ettim. Ben orada iken Topçu İhsan geldi: “Gidiyorum Paşa Hazretleri, ne emirleriniz var?” dedi. … İsmet; “Bak İhsan. Hüseyin Cahit’i asıp bu işi bitirmeli.” dedi.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım IV – Rıza Nur (Altındağ…

  • “Bir gün Mustafa Kemal’in yanına gittim. İlk laf olarak dedi; “Tanin’i okudun mu?”  “Hayır ne var?” dedim. “Yine Cahit şahlanmış” durdu durdu “Şimdi anlıyorum insan nasıl diktatör olurmuş?” …Mustafa Kemal’in müthiş ve eşsiz bir zalim olmasında o zamanki basının, bilhassa Hüseyin Cahit’in büyük sorumluluğu vardır. Fakat Mustafa Kemal yaratılış olarak diktatördür.” Alıntı: Hayatım ve Hatıratım…

  • 23 Nisan 1923’te bizi tekrar Lozan’a çağırdılar. Bizden sonra (yapılan seçimde) Mustafa Kemal Valiler aracılığı ile cebri (zorlama) bir biçimde istediklerini seçtirip istemediklerini seçtirmemiş. Alıntı: Hayatım ve Hatıratım III – Rıza Nur (Altındağ Yayınevi, 1967 – Sf. 1192) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Zamanında Moskova’da Ruslardan aldığımız paradan 100 bin Rus altınını Safvet alıp Almanya’ya gitmiş ve Kütahya milletvekili Nuri (Conker, Mustafa Kemal’in has adamı, yaveri) ile beraber zevkle yemiş, bir tane fişek bile göndermemişti. Milli Savunma Bakanlığı’nda Divan-ı Harp (savaş suçlarına bakan yüce mahkeme) Safvet’in mahkemeye çıkmasına karar vermişti. Araştırma için Almanya’ya heyetler gönderilmişti. Bunlar Safvet’ in…

  • Meclis’i fesih edince (görevine son verince) Adliye Bakanını, savcıyı, hâkimleri, jandarma subaylarını bütün azil (görevden alma)  ve perişan etti. …. Mebus Arnavut Haydar Bey bir önerge ile Osman’ın asılmasını teklif etti. Bu teklif kabul edildi. Osman’ın cenazesini mezardan çıkartıp astılar. Çirkin bir şey idi. … Ziya Hurşit (Lazistan Mebusu, İzmir suikastı nedeni ile asıldı) ve…

  • Bir gün Ali Şükrü ile konuşuyorum. Kimse yok. O, beni dinsizim diye sevmezdi, fakat namusludur. Biz Lozan’da iken başına gelenleri anlattı.  .. Mustafa Kemal bir gün Keçiören’de Kılıç Ali’nin bağına gitmiş, içmişler. Mustafa Kemal zilzurna olmuş. Topal Osman’ın adamlarından olup, emrinde bulunan muhafızlardan (korumalardan) üç kişiyi çağırmış, emir vermiş; “Şimdi gideceksiniz, nerede ise Ali Şükrü’yü…