Bilgi Bakkalı
Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.
Kategori: Felsefe
-
Büyük Patlama anına ilişkin olarak tüm bilim insanları evrenin entropisinin sıfır olduğu konusunda hemfikirdir. Oysa bu entropi kavramının uzmanları şu sonuca varmışlardır: Bir sistemin entropisi ne kadar düşük olursa unsurları da o kadar düzenlidir. Başka bir deyişle bilgi, entropinin tam tersidir: Sıfır entropi sonsuz bir bilgiye eş değerdir. Mademki bilgi Büyük Patlama öncesinde sonsuzdu, rastlantı…
-
Bir sistem ne kadar “bilgili” olursa, rastlantı da o kadar az devreye girer. Buna karşın, sistem ne kadar “bilgisiz” olursa (ruletin durumu) rastlantı da o kadar fazla ortaya çıkar. Ve rastlantı ile bilgi arasındaki bu derin bağ, sonsuz küçük seviyesine kadar geçerliliğini koruyabilir. Sf. 219 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor…
-
En başından beri evrenin evrimini düzenleyen bağlar rastlantıya hiçbir mahal bırakmaz. Sf. 218 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov ve Grichka Bogdanov, Çeviri; Menekşe Tokyay, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2015 – Sf. 218) kitabından birebir alınmıştır.
-
Zamanın ilk türü her an deneyimlediğimiz, kendi yaşadığımız zamandır. Bu zaman, dünyamızdaki enerjinin varlığıyla derinden alakalıdır. Cisimleri hareket ettiren, patlatan, dönüştüren şey budur. Zaman olmadan enerji olmaz! Şimdiyse zamanın olası ikinci türünü göreceğiz: Farazi zaman. Daha doğrusu, saf hayalî zaman (Şunu anımsayın: Zaman farazi sayılarla ölçülmektedir). Sürekli hareket halindeki gerçek zamanın aksine, farazi zaman akmaz.…
-
1949 yılı başında yapbozun parçalarını birer birer yerini bulmaya başladı. Gamow son derece basit olan şu fikre erişmişti: Eğer evren rastlantıya dayanıyorsa, ne anlaşılabilir ne de açıklanabilirdi. Daha da beteri: Eğer evren belli bir düzene konmamışsa, hiçbir zaman hayata ve bilince giden yolu açamazdı. Sf. 188 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) –…
-
Alpher, zamanın başlangıcındaki olayların basit bir kazanın sonucu olamayacağını söylüyordu. Veya diye gülümseyerek ekliyordu, bu kaza önceden tasarlanmıştı. Sf. 186 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov ve Grichka Bogdanov, Çeviri; Menekşe Tokyay, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2015 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır.
-
Örneğin, eğer bir bardağın içine bir kaşık süperakışkan helyum koyarsanız, sıvı en dipte sakin bir şekilde durmak yerine bardağın yukarısına doğru tırmanmaya başlar ve bir kez dışarı çıktı mı bardağın durduğu masanın üzerine uzanır. Daha da şaşırtıcı olanı ise, eğer süperakışkan likidi ağzı kapalı bir kabın içine koyarsak ve bu kabı bir tepsinin üzerinde döndürürsek,…
-
Gamow, George Washington Üniversitesi’nde vereceği kuramsal fizik konferansları için yeni bir ilginç konu bulmuştu, özellikle de en başından beri evrenin her türlü rastlantıyı saf dışı bırakan, sonsuz derecede kesin fizik yasaları tarafından yapılandırıldığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyma fırsatını da elinden kaçıramazdı. Sf. 176 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov…
-
Geriye zavallı Bronstein kalmıştı. Kısa süren yaşamı boyunca bu sıra dışı beyin, modern kozmolojinin öncülerinden biri oldu. 1937 Ağustos’unun sıcağında tutuklanıp aylar boyunca işkenceye maruz kaldı. Ardından da göstermelik bir davaya hak kazandı. Beklenen olmuştu: 18 Şubat 1938 tarihinde, hâkimleri (aslında siyasi polis teşkilatının üyeleri) ona idam cezası verdiler. Peki, suçu neydi? Maddenin sonsuzluğunu inkâr…
-
Stalin, Yahudileri, entelektüelleri ve “sisteme karşı çıkan bilim insanlarını” ortadan kaldırmak üzere ant içmişti. Çevresindekiler, özellikle de Molotov, dört silahşorun maddenin güya “kökeni” üzerinde savunulması mümkün olmayan fikirlerden bahsettiklerini işitmişlerdi. Daha da kötüsü: Bu dört delikanlı, maddenin rastlantı sonucu ortaya çıkmadığını ortalık yerde söylemekten çekinmiyorlardı! Ama bu kabul edilemezdi! Bunun üzerine Molotov güçlü bir etki…
-
İsmi John Bell. 1980’lerin başında kendisinden aldığımız o ilgi çekici mektubu asla unutmadık. CERN antetli, onun rastlantıya dair bakışını, kendine özgü zarif ama konformist olmayan bir tarzda anlattığı mektup. Sf. 134 Her şey ortada: Görünürde parçacıklar birbirlerine oldukça uzak olsalar da aslında onları nitelendiren (ve ne olduklarını belirleyen) bilgi, uzay ve zamanın ötesinde onları anında…
-
Bize rastlantısal görünen olayların büyük kısmı, aslında, deterministtir: O kadar karmaşıktırlar ki öngörülmeleri imkânsızlaşır (ortaya çıkma olasılıkları sıfır olmasa da). Örneğin, bir rulet tekerleğinin üzerindeki bilyenin hareketlerinin, bilyeyi fırlatmak için krupiyenin sarf ettiği enerji miktarı ve tekerleğin dönüş hızıyla doğrudan bağlantılı olduğu bariz olsa da uygulamada bilyenin hangi sayıda duracağını öngörmek imkânsızdır. Sf. 109 Alıntı;…
-
En sıra dışı olanı, dumanın oluşturduğu ince hattın hareketini betimleyen şeklin “fraktal” oluşuydu: Lorenz’in grafiği incelediği ölçek ne olursa olsun, her zaman orada aynı yapıyı, aynı şekli görüyordu. Meşhur şeklin bir kısmını ortamdan uzaklaştırdığında bile yine tamamen aynı geometrik şekli buluyordu: Ne tuhaftır ki iç içe geçen Rus Matruşka bebekleri gibi, parça da bütünün tamamen…
-
Başka bir şekilde ifade etmemiz gerekirse, rastlantıyla açıkladığımız olaylar, aslında, bu olayları belirleyen ilk koşulları tam olarak bilemememizden kaynaklanmaktadır. Sf. 84 İşte ilk koşulları ve (daha iyisi olmadığı için) rastlantının sonucu olarak yorumladığımız olayı gözlemleyen Poincare, görüşlerini tam da şu şekilde ifade ediyordu: “Görmemenin mümkün olmadığı çarpıcı bir sonucu belirleyen gözümüzden kaçacak kadar küçük bir…
-
1952 yılında Turing’in evi, bir hırsızlık girişimi sonucunda yağmalandı. Hazırlıksız yakalanan bilim insanı şikâyette bulunarak iyi bir şey yaptığını sandı. Ama parmağını bilmeden cehennemî bir çarkın içine sokmuş oldu. Turing homoseksüeldi ve bunu gizlemiyordu. Hırsız da onun eski sevgililerinden biriydi. Turing bu ilişkiyi çok doğal bir şekilde itiraf etti ve askerî kuvvetlerin de isteğiyle “cinsel…
-
Beyaz zemin üzerine siyah çizgili zebralar niçin bu denli yaygaracı bir kıyafet sergilerken, dünya üzerinde hiçbir atın üzerinde (zebranın yakın akrabası olmasına rağmen) en ufak bir çizgi yoktu? Uzun aylar süren gözlemler ve hesaplamaların ardından Turing yanıta ulaştı ve yanıt oldukça sarsıcıydı. Çizgiler veya benekler rastlantı sonucu gelişmiyordu! Asla. Hayvanların (köpeğinizin veya kedinizin de) teşhir…
-
Einstein gerindi, kollarını uzattı ve seher vaktinin sessizliğini tüm kuvvetiyle içine çekti. Bir anda aklına o çok basit fikir geldi: “Tüm bunların ardında bir düzen var. Fransızcadan ‘rastlantı’ anlamına gelen “hasard” Arapçada “zar” anlamına gelse de dünyanın hâkimi değil!” Bu kesindi. Her halükârda bir gün önce dinlemiş olduğu tüm saçmalıklara verilecek iyi bir yanıttı. Sf.…
-
Boltzmann öncelikle geçmişte bir sınır olduğunu iddia etti. Başka bir deyişle evrenin sonsuz olmadığını. Peki niçin? Çünkü eğer entropi geçmişte azalırsa, belki milyarlarca sene geriye gidildiğinde bu azalış da bir sınırla karşılaşır. Peki, nasıl bir sınır bu? Boltzmann tarafından konferansını görselleştirmek üzere kara tahtaya gösterişli bir şekilde yazılan yanıt, sadece sıfır olabilir! Sıfır! Sf. 35…
-
Dâhi fizikçi onu çoktan ortaya çıkarmıştı: Entropi (düzensizlik) bir yerde arttığında bu demektir ki başka bir yerde düzen artıyor. Tıpkı bileşik kaplar teorisinde olduğu gibi. Rastlantı açısından üzücü bir darbe olabilirdi. Sf. 34 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov ve Grichka Bogdanov, Çeviri; Menekşe Tokyay, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül…
-
Onu okumayı bilenler için mesaj net: Bir şeyin entropisi (yani düzensizlik) olarak adlandırılan şey, doğrudan bu şeyin mikroskobik durumlarının sayısına bağlıdır! Ancak artarak ilerleyebilen maddenin tam kalbindeki düzensizlik! İşte, binlerce başka şey arasında bir fincanda süt ile kahveyi karıştırdığınızda artık geriye dönmenin, yani fincanınızda sütü kahveden yeniden ayırabilmenin imkânsız olduğunu açıklayan sihirli formül budur. Şimdi…