Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Felsefe

  • Stalin, Yahudileri, entelektüelleri ve “sisteme karşı çıkan bilim insanlarını” ortadan kaldırmak üzere ant içmişti. Çevresindekiler, özellikle de Molotov, dört silahşorun maddenin güya “kökeni” üzerinde savunulması mümkün olmayan fikirlerden bahsettiklerini işitmişlerdi. Daha da kötüsü: Bu dört delikanlı, maddenin rastlantı sonucu ortaya çıkmadığını ortalık yerde söylemekten çekinmiyorlardı! Ama bu kabul edilemezdi! Bunun üzerine Molotov güçlü bir etki…

  • İsmi John Bell. 1980’lerin başında kendisinden aldığımız o ilgi çekici mektubu asla unutmadık. CERN antetli, onun rastlantıya dair bakışını, kendine özgü zarif ama konformist olmayan bir tarzda anlattığı mektup. Sf. 134 Her şey ortada: Görünürde parçacıklar birbirlerine oldukça uzak olsalar da aslında onları nitelendiren (ve ne olduklarını belirleyen) bilgi, uzay ve zamanın ötesinde onları anında…

  • Bize rastlantısal görünen olayların büyük kısmı, aslında, deterministtir: O kadar karmaşıktırlar ki öngörülmeleri imkânsızlaşır (ortaya çıkma olasılıkları sıfır olmasa da). Örneğin, bir rulet tekerleğinin üzerindeki bilyenin hareketlerinin, bilyeyi fırlatmak için krupiyenin sarf ettiği enerji miktarı ve tekerleğin dönüş hızıyla doğrudan bağlantılı olduğu bariz olsa da uygulamada bilyenin hangi sayıda duracağını öngörmek imkânsızdır. Sf. 109 Alıntı;…

  • En sıra dışı olanı, dumanın oluşturduğu ince hattın hareketini betimleyen şeklin “fraktal” oluşuydu: Lorenz’in grafiği incelediği ölçek ne olursa olsun, her zaman orada aynı yapıyı, aynı şekli görüyordu. Meşhur şeklin bir kısmını ortamdan uzaklaştırdığında bile yine tamamen aynı geometrik şekli buluyordu: Ne tuhaftır ki iç içe geçen Rus Matruşka bebekleri gibi, parça da bütünün tamamen…

  • Başka bir şekilde ifade etmemiz gerekirse, rastlantıyla açıkladığımız olaylar, aslında, bu olayları belirleyen ilk koşulları tam olarak bilemememizden kaynaklanmaktadır. Sf. 84 İşte ilk koşulları ve (daha iyisi olmadığı için) rastlantının sonucu olarak yorumladığımız olayı gözlemleyen Poincare, görüşlerini tam da şu şekilde ifade ediyordu: “Görmemenin mümkün olmadığı çarpıcı bir sonucu belirleyen gözümüzden kaçacak kadar küçük bir…

  • 1952 yılında Turing’in evi, bir hırsızlık girişimi sonucunda yağmalandı. Hazırlıksız yakalanan bilim insanı şikâyette bulunarak iyi bir şey yaptığını sandı. Ama parmağını bilmeden cehennemî bir çarkın içine sokmuş oldu. Turing homoseksüeldi ve bunu gizlemiyordu. Hırsız da onun eski sevgililerinden biriydi. Turing bu ilişkiyi çok doğal bir şekilde itiraf etti ve askerî kuvvetlerin de isteğiyle “cinsel…

  • Beyaz zemin üzerine siyah çizgili zebralar niçin bu denli yaygaracı bir kıyafet sergilerken, dünya üzerinde hiçbir atın üzerinde (zebranın yakın akrabası olmasına rağmen) en ufak bir çizgi yoktu? Uzun aylar süren gözlemler ve hesaplamaların ardından Turing yanıta ulaştı ve yanıt oldukça sarsıcıydı. Çizgiler veya benekler rastlantı sonucu gelişmiyordu! Asla. Hayvanların (köpeğinizin veya kedinizin de) teşhir…

  • Einstein gerindi, kollarını uzattı ve seher vaktinin sessizliğini tüm kuvvetiyle içine çekti. Bir anda aklına o çok basit fikir geldi: “Tüm bunların ardında bir düzen var. Fransızcadan ‘rastlantı’ anlamına gelen “hasard” Arapçada “zar” anlamına gelse de dünyanın hâkimi değil!” Bu kesindi. Her halükârda bir gün önce dinlemiş olduğu tüm saçmalıklara verilecek iyi bir yanıttı. Sf.…

  • Boltzmann öncelikle geçmişte bir sınır olduğunu iddia etti. Başka bir deyişle evrenin sonsuz olmadığını. Peki niçin? Çünkü eğer entropi geçmişte azalırsa, belki milyarlarca sene geriye gidildiğinde bu azalış da bir sınırla karşılaşır. Peki, nasıl bir sınır bu? Boltzmann tarafından konferansını görselleştirmek üzere kara tahtaya gösterişli bir şekilde yazılan yanıt, sadece sıfır olabilir! Sıfır! Sf. 35…

  • Dâhi fizikçi onu çoktan ortaya çıkarmıştı: Entropi (düzensizlik) bir yerde arttığında bu demektir ki başka bir yerde düzen artıyor. Tıpkı bileşik kaplar teorisinde olduğu gibi. Rastlantı açısından üzücü bir darbe olabilirdi. Sf. 34 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov ve Grichka Bogdanov,  Çeviri; Menekşe Tokyay, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül…

  • Onu okumayı bilenler için mesaj net: Bir şeyin entropisi (yani düzensizlik) olarak adlandırılan şey, doğrudan bu şeyin mikroskobik durumlarının sayısına bağlıdır! Ancak artarak ilerleyebilen maddenin tam kalbindeki düzensizlik! İşte, binlerce başka şey arasında bir fincanda süt ile kahveyi karıştırdığınızda artık geriye dönmenin, yani fincanınızda sütü kahveden yeniden ayırabilmenin imkânsız olduğunu açıklayan sihirli formül budur. Şimdi…

  • Çünkü Bilimler Akademisinden kuramcı David Ruelle’in de yazdığı gibi, kendisi, kaos kuramı gibi revaçta olan bir disiplinin saygın uzmanlarındandır: “Rastlantı, tamamlanmamış bir bilgiye karşılık gelir” Zaten bilimsel düşüncenin savunucusu Jean Guitton da Tanrı ve Bilim’de şu açıklamayı yapmaktan çekinmiyor: “Rastlantı dediğimiz şey, üstün düzenin bir bölümünü anlamaya yetersiz oluşumuzdan başka bir şey değildir.” Sf. 11…

  • Pek çok başka canlı türlerinin aksine insanlarda eşeysel seçilim hem erkek hem kadınlar üzerinde etkilidir. Örneğin erkeklerde kadının yaşı üreme yeteneğini vurgulayan bir özelliktir. Kadınlar, yağ rezervlerinin dağılımı, küçük burun, küçük ayaklar ve tüysüz cilt gibi gençliklerini vurgulayan morfolojik özellikleri üzerinden seçilime uğrar. Kadınların erkeklerde ise sakal, ses tonu ve boy uzunluğu gibi özellikleri seçme…

  • Dişiler büyük boyutlarda, bolca besin kaynağı içeren, sayıca az yumurta üretirken, erkekler yumurtalara oranla çok küçük ve çok sayıda sperm üretirler. Dolayısıyla eşeylerin gametlerine yaptıkları enerji yatırımı kesinlikle eşit değildir. Bu durumda dişilerin enerji yüklü, görece az sayıda ürettikleri yumurtaları, erkeklerin çoğunu telef ettikleri bolca üretilen spermlerine göre az bulunan daha değerli kaynaklardır. Sf. 58…

  • Herhangi bir türün bireyi hayatta kalmayı başarabilir, ortalamanın üzerinde uzun yaşayabilir, fakat yaşamı süresince hiç üreyemediği yani genlerini bir sonraki nesillere aktarıp ölümsüzleştirmediği sürece başarısının evrimsel açıdan pek bir değeri yoktur. Sf. 57 Alıntı; Aşkın Metafiziği; Eşeysel Seçilim ve İlkeleri – Bahar Patlar, (Bilim ve Ütopya Dergisi, Sayı; 22 Ağustos 2017 – Sf. 57) dergisinden…

  • Schopenhauer’e göre aşk, yani öznel bir ihtiyaç olan cinsel dürtü, akıllıca nesnel bir hayranlık maskesini takmayı ve bu yoldan bilinci aldatmayı çok iyi bilir. Doğanın bilince yansıyan amacı, türü koruyup onun varlığını sürdürmek için olabildiğince fazla çoğalmaktır. Doğa kendi amaç ve hedefleri için bu savaş hilesine, yani aşka muhtaçtır. Sf. 57 Alıntı; Aşkın Metafiziği; Eşeysel…

  • Yapılan araştırmalar sonucunda, Neanderthallerin beyinlerindeki Broca Bölgesi’nin, Homo Sapiensinki kadar gelişkin olmadığı ve gırtlaklarının (ses kutusu) konumunun bize göre daha yukarıda olduğu çıkarımı yapılmıştır. Bu durum, bizim düzeyimizde bir konuşma yeteneğine sahip olmadıklarını akla getiriyor. İnsan bebeklerinde de doğumdan sonra yaklaşık altı aylık süreçte gırtlak yukarıdadır. Bu sürede bebekler su içerken aynı anda nefes alabilirler.…

  • Homo erectus popülasyonlarının bir kısmında meydana gelen bir dizi mutasyon, muhtemelen çenenin küçülmesi ve çiğneme kaslarının zayıflayarak kafatasında yerleştiği alanın azalmasına sebep oldu. Bu durum, yapılan çalışmalara göre beynin büyümesine anatomik olarak alt yapı hazırladı. Beyin büyüklüğü, erectus popülasyonlarına fayda sağladığı için de doğal seçilim sürecinde desteklenmiş oldu. Bu mutasyona sahip olmayan erectus popülasyonlarının sayısı…

  • Yani dişinin seçici olması yavrularının uyum başarısı adına kesinlikle yararlı bir özelliktir. Sf. 58 Alıntı; Aşkın Metafiziği; Eşeysel Seçilim ve İlkeleri – Bahar Patlar, (Bilim ve Ütopya Dergisi, Sayı; 22 Ağustos 2017 – Sf. 58) dergisinden birebir alınmıştır.

  • Fakat evrim, istediğimiz özellikleri ortaya çıkarabileceğimiz bir süreç değildir. Çiğneme kaslarının küçülmesi işimize yarayacak diye küçültme özellikleri ortaya çıkarabileceğimiz bir süreç değildir. Çiğneme kaslarının küçülmesi işimize yarayacak diye küçültmemiz söz konusu olamaz. Evrimin en temel mekanizmalarından biri mutasyondur. Canlıların DNA’sında her gün çok sayıda mutasyon meydana gelir. Bunların çok büyük bir kısmı DNA’nın kendi onarım…