Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Felsefe

  • Din eleştirisi her türlü eleştirinin temelidir. Sf. 365 Din: İnsan Olamamış/İnsanlıktan Çıkmış Olanın Öz-Bilinci’dir. Sf. 365 Allah: insanın Belirsiz ve Bozulmuş imajı. (Engels, Collected Works 3, p. 465) İnsanın kendi özü, tasavvur edilebilecek herhangi bir Tanrının hayali özünden çok daha harika ve yücedir; Tanrı dediğimiz, eninde sonunda yalnızca insanın kendisinin belirsiz ve bozulmuş bir imgesidir.…

  • Napolyon, büyük ve görkemli dini törenler düzenlemesi ile ünlü idi. “Bir din seçmek zorunda kalsaydım, tanrım, evrensel bir yaşam verici olarak güneş olurdu.” .. onun sözüdür; ama Fransız devriminin sloganlarını fetihleriyle Avrupa’ya taşıyan bu hırslı general ve daha sonra imparator, hâkimiyeti altındaki topraklarda, ünlü büyük törenlerini güneş için değil, inanmadığı Katoliklerin Tanrısı için düzenliyordu. “Din…

  • Doğa durumunda adalet ve ahlakın bulunmadığını savunan Hobbes, devlet/ yasayı ve özel mülkiyeti de ahlakın temelinde görme eğilimdedir. Şu anlamda öyledir, mülkiyet hakkının yasa ile güvence altına alınmadığı, insanlar birbirlerinin can ve mal güvenliğini güvence altına alan yasalar üzerinde uzlaşmadığı sürece, Hobbes’a göre ahlaksızlık da ahlak da yoktur. Demek ki, devlet/yasa ile mülkiyet hakkını, akıl…

  • Hobbes, insanın, doğası gereği çıkarlarının esiri olduğunu kabul etti; ancak özel çıkarın hâkim olduğu bir toplumun insanın çıkarına olmadığını da teslim eden Hobbes oldu. Hobbes’a göre, doğru kullanıldığında, iradenin de temelini oluşturan aklın görebildiği işte budur. Hobbes, her toplumun temelinde bir sözleşme olduğunu savundu; bu, düzenin “ilahi” olduğunu söyleyen Kiliseye karşı, her toplumsal düzenin insan…

  • Machiavelli’nin ulus-devletinin de, “silahsız peygamberlerin başarısızlığa mahkûm olduğu” saptamasının da, feodal dönemin azılı ve en acımasız egemeni Kilise için “şeytan işi” olduğundan kuşku duyamayız. Sf. 88 Alıntı; Ansiklopedi II, Çıkış – Yalçın Küçük, (Salyangoz Yayınları,  1. Basım, Kasım 2007 – Sf. 88) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ve bu arada, Marx ve Engels, birlikte yazmışlar, hatırlatıyorum; bireyin gerçek entelektüel zenginliği, tamamen, çevresinin gerçek zenginliğine dayanmaktadır. Sf. 312 Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 312) kitabından birebir alınmıştır.

  • Çok serbestçe ve kısa olmak üzere, şöyle çevirebilirim: Bir, emperyalizm ile sosyalizmi, burada “kolektivizm” deniyor, aynı tutuyor ve iki, insanın ruhsuzlaştığını ve atomize olduğunu ileri sürüyor. Batı’da hümanist demokrasi krizdedir; üç ve dört, parlamentarizmin dayanağı ise yalandır. Bu nedenle her tarafta, Orta Çağa dönüş teorileriyle karşılaşıyoruz. Sf. 71 Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük,…

  • Din yönetim içindir. Musa, Mısırdan çıktığı an, yönetmekle yükümlü bir halkı olunca derhal bir “din” buldu, yönetimi pek çok kolaylaştıran bir icattır. Diğer taraftan, hadis kitaplarını incelediğimiz zaman, bir yönetim sorunu tespit edilir edilmez bir ayet düştüğünü görüyoruz. Burada bir şaşmazlıkla karşı karşıya geliyoruz ve melekler, hiçbir halde gecikmiyorlar. Demek ki, tekrarlıyorum, dinler yönetim içindedirler…

  • Entelektüel ve felsefi planda ise ben tesadüfün varlığına inanmakta güçlük çekenlerin arasında yer alıyorum. Bana göre tesadüf, henüz açıklanamayan ilişkiler ya da beraberliklerdir. Materyalist, maddenin diline güvenen canlıdır. Sf. 41 Alıntı; Ansiklopedi I, Çıkış – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi,  4. Basım, Kasım 2015 – Sf. 41) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dostoyevski şöyle devam etti: “Siz sağlıklı insanlarsınız; o mutluluğun nasıl bir his olduğunu, biz epileptiklerin nöbetten bir saniye önce duyduğu mutluluğun derecesini tahmin bile edemezsiniz. Muhammed, cenneti gördüğünü, orada bulunduğunu, kitabı Kuranda inanarak anlatıyor. Tüm zeki ahmaklar ise, kendilerinden pek emin, onun yalnızca bir yalancı, bir şarlatan olduğunu düşünür! Ama hayır, Muhammed yalan söylemiyor! O…

  • Galen, cinsel ilişkinin, hem ruh hem de vücut üzerinde iyileştirici etkisi olduğuna inanıyordu ve tabii savunuyordu; melankolik halde olan ve kızgın bir insan, cinsel ilişkiden sonra daha makul bir duruma geçiyordu. Ayrıca Galen’e göre, cinsel münasebet, aşka düşmüş ve aşkla kavrulan bir insanın ölçüsüz ateşini indirebiliyordu; tabii, ölçüsüz olduğu takdirde, insanı zayıf düşürdüğünü not etmekten…

  • Galen ya da “Galenus” ki “barışçı” anlamındadır, en çok babasına ve Hippocratese hayran idi ve Hippocrates’e atfedilen “en iyi hekim aynı zamanda bir filozof’tur” diktum’una hep bağlı kalmıştı, her disipline merak saldı ve hep öze inmeye çalıştı. Sf. 271 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 263) kitabından…

  • Dinselleşme, Augustus döneminde başlamıştı; çöküntüde, imparatorlukta ve benim öne sürdüğüm yeni kavramla “tekeliyet” düzeninde, yönetim, dinselleşme ve yobazlığa muhtaçtır. Az sayıların iktidarında halkın yobazlığa batırılması zorunludur; bu, hem siyasi hem de sınıfi’dir. Saralı Caligula, bunu, kendisinin “Tanrı” ilan edilmesine vardırdı; epilepsi hastanelerinde Tanrı ve peygambere çok rastlıyoruz. Sf. 244 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük,…

  • Babaları, çocuklarının idamını izlemeye zorluyordu. Çocuğu henüz idam edilmiş olan bir babayı akşam ziyafete çağırıyor ve ziyafet boyunca yaptığı şakalara gülmesini emrediyordu. Bir ara hasta olmuştu; “yaşarsa, gladyatörlerle çarpışırım” diyen sanatörü, gladyatörlere parçalattı. Bu nedenle olabilir, Montesquieu, “Caligula etoit un vrai sop- hist dan sa cruaute”, Caligula, zalimlikte gerçek bir filozoftu, demektedir. Sf. 244 Alıntı;…

  • İki kişiliklidir; hem küstah ve hem köledir. Daha küstah olanı ve daha kölesi gelmemiştir ve saralı’dır. Sf. 242 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 241) kitabından birebir alınmıştır.

  • Burada, “aşırı ve ölçüsüz dinsel ritüellere bağnazca bağlanma” ve “aşırı ve frenlenemeyen şehvet” kişilik çizgilerini okuyoruz ki son derece açıklayıcı olduklarında kuşku bulunmamaktadır. Buraya, “kaba donuk yüz ifadesi” de ilave edebilir; benim bu mediko-politik çalışmamda önemli yerlere sahiptirler. Neden mi, çok basit bir nedenle ve bu epileptik karakter çizgilerine baktığımda, “saralı cumhur” tasvirinin yerli yerine…

  • Julyus Sezar için yaşadığı dönemde rakipleri, “bütün kadınların kocası ve bütün kocaların karısı” yakıştırmasını yapmışlardı; yakıştırmadan öte olduğunu biliyoruz, Sezar da, epileptik idi. Caligula, ayrıca had safhada sodomi düşkünüdür; iki türünü de tatbik ettiği kayıtlıdır, ünlü tiyatro oyuncusu oğlanları altına alıyor ve bir diğerinin altına yatıyordu; sodomi budur. Cinayette ise eşsizdi ve erkek sevgilileri kadar…

  • Ölüm, bilincin kaybı değilse nedir? Orgazm, yaşamı sürdürmek için, anlık ölmek değilse, ne diyebiliriz; orgazm’ı da, zaman zaman “öldüm” sözü ile anlatıyorlar ve biliyoruz. Ortak yanları, bilincin kaybındadır. Sf. 188 Alıntı; Hasta Despot – Yalçın Küçük, (Mızrak Yayınları  1. Basım, Kasım 2010 – Sf. 188) kitabından birebir alınmıştır.

  • Doğanın sağlıksız olanı tasfiye etmesi ve tarih’in başarısız olanı unutması, insan aklında bir zafiyet olmalıdır. Yalnızca yaşayabilen ve başarılı olanı alan bir aklın sınırlı ve eksikli kalacağını düşünebiliyorum. Marx düşüncesi de bu şekilde işlemektedir. Ancak savaşların ve mağlupların bellekte kalabilmesini kısmi bir düzeltici olarak görebiliyorum. Sf. 333 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi…

  • Dağlar, eski kaçaklara ve gecekondular yenilerine sığınak sağladılar. Dağlar, gecekondular ve uç topraklar, hoşgörü yataklarıdırlar. Aynı zamanda inancın sığlaştığı mekânlardır, diyebiliyoruz. Sf. 283 Alıntı; Atamanoğlu Fatih – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi  1. Basım, Ekim 2015 – Sf. 283) kitabından birebir alınmıştır.