Kategori: Felsefe
-
Bürokrasinin bütüncül ideolojisi daima ortodokstur (katı kuralcıdır, dogmatiktir); karşıtlığı (heterodoksluğu) reddeder, yeni sentezlere karşıdır, “convergent” kendisinden yana olunmasını ister. Kendisi ile olan yeni (….) evet der. Gücünü kendini tekrarlamaktan (çeşitli düzeyde) alır. Tekrara dayalı toplumda düşünce yaşayamaz; yaşatmazlar. Tarihî olgularda geçici izni olsa da tekrar tarihsizleşme, silinmedir. Kısaca bu tür bürokratik devlet istediği almaşıksızlık sağlama…
-
Büyük kitleler, çıplak güç karşısında onun öğretisine sağır kalma koşullarına itilebilir. Çıplak güç: Kendi dışında kalanları, hain, cahil, geri diye nitelendirmez miydi? Kendi dışında kalanları, ona karşı olanlardır. Kendi dışında kalanları, almaşık değil, haindir. s. 219 Alıntı; İdris Küçükömer’le Türkiye Üzerine Tartışmalar, Yöneten; Ali Gevgili – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 1.…
-
Demirel tarihî bir fonksiyonu yerine getirmiştir. Hegel, Tarih Felsefesi’nde, tarihin birtakım kimselere rol verdiğini, tarihin onların şahsında yürütüldüğünü iddia eder. Bu rol bitince, bu şahıs, tarihi ileri götürmek üzere kendine göre bir planı olsa dahi ödevi bitmiş bir kimse olarak, bir kenara atılır. Hegel buna “Dünyayı yöneten aklın kurnazlığı” der. s. 19 Alıntı; İdris Küçükömer’le…
-
Bilindiği gibi, devrim, “bürokratik ve askeri mekanizmanın el değiştirmesi” değildir. Bunu devrim sanmak, oportünizmdir. s. 228 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – s. 228) kitabından birebir alınmıştır.
-
Muhalefet, özellikle bürokratik CHP, başlangıçtan beri inemediği temel meselelere inebilecek değildi. Türkiye’de sol yaşatılmamıştı. CHP bazılarına göre soldu. Oysa üretim güçlerinin geliştirilmesi açısından bakarsak ve daha büyük kitlelere mutlak olarak bir şeyler verebilmeyi dikkate alırsak DP daha soldu denilebilir belki. Harpten sonra iki partinin emperyalizmle ilişkilerinde, ana hatlarıyla önemli bir fark görülmemiştir. Laik olarak, Batıcı…
-
İttihat ve Terakkinin genellikle on dokuzuncu yüzyıl Osmanlı bürokratlarına has diğer bir yanına işaret etmek gerekir. Bunlar da “devleti kurtarmak” iddiası ile iktidara geldikten sonra nüfuz ticareti ve nepotizm yanında, emperyalist-levanten-bürokrat işbirliğine girmiş ve bunu yürütmüşlerdi. İngilizler yerine kısmen Cermen kapitalistleri ikame etmek neticeyi değiştirmezdi. s. 92 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer,…
-
1908 Meşrutiyeti ile İttihat ve Terakki Cemiyeti, imparatorluğa hâkim olmuştu. Devlet cemiyetin eline geçmişti. Fakat Osmanlı Devleti’ni ele geçirmek, toplumu ele geçirmek değildi. Oysa onlar toplumu, daha doğrusu halkı elde edeceklerine, devleti elde etmek istemekteydiler ve bu yoldan elde edilen ya da kapılan devlet, kurtarılabilir sanılıyordu. Devletin toplumda (hiç değilse bazı sınıflarla) organik bütünlüğü olmaksızın…
-
SOL YAN SAĞ YAN Yeniçeri-esnaf-ulema birliğinden gelen Doğucu-İslamcı halk cephesine dayanan: Batıcı-laik bürokratik geleneği temsil eden: Jön Türklerin Prens Sabahattin Kanadı Hürriyet Ve İtilaf Jön Türklerin Terakki Ve İttihat Kanadı İttihat Ve Terakki (Önce cemiyet, sonra fırka) İkinci Grup; (Birinci Büyük Millet Meclis’inde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde) Birinci Grup; (Birinci Büyük Millet Meclisi’nde Müdafaa-i…
-
Batıda belli bir birikimden sonra, sınıflar arasında nispi bir güç dengesi kurulduğunda devlet mekanizmasında geçici bir bitaraftık, sınıflar üstü imiş gibi bir durum belirebilir. Oysa düzen aslında kapitalist niteliğini devam ettirmektedir. Ve emekçiler ağır basmaya başladığında, faşistlerin kapitalist tabana bağlı kalarak iktidarı kapması mümkündür. s. 25 Alıntı; Batılılaşma ve Düzenin Yabancılaşması – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan;…
-
Bu halde seçim yeterli şart değildir, yetmez. Yalnız karşıtların varlığı (bir açıdan iktidarın bölünmüşlüğü) halinde hürriyeti tanımlayabiliriz. Yani, Hegel’in Doğu toplumlarında sadece hükümdar hürdü, deyişi yerinde değildir: O halde, bir toplumda, politik iktidar ve hürriyetin, bir zümrenin mi, bir sınıfın mı ya da sınıfların mı olduğuna bakarak politik rejim için bir ölçüt (kriter) buluruz. Böyle…
-
Bürokrasi, iki öne çıkan belirgin karakter kazanır, a) Sistem insansızlaşır (inhuman), insan duyu ve davranışlarından soyunmuştur. Ofis ya da makam vardır, bürokraside hizmet insana ya da halka değil makama, ofisedir, bizdeki deyimiyle “devlete hizmet” tir. Ve bununla insancıl girişkenlik (inisiyatif) ve sorumluluk kalkar, Batı anlamında girişime karşıt bir davranış belirir, b) İnsansızlık’la bağlamlı diğer karakter…
-
“…dogmacı kişi, bir varsayımı, olguları açıklayabildiği sürece elde tutacağına, varsayımına uygun olgular ister.” “Eğer yasanın hesaba katmamış olduğu bir takım yeni olgular ortaya çıkarsa, bu durumda değiştirilmesi gereken şey olgular değil, yasadır.” Aragon. Sf. 155 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – Sf. 155)…
-
“İş adamları”mız, Devletin türettiği rantiyelerdir. Burjuva demek yanılgıdır. Sf. 150 Bizim iş adamları ve onu tutan yazarlar bir ideoloji üretemezler. Sf. 151 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil Yayıncılık, 2. Baskı Şubat 2013 – Sf. 150, 151) kitabından birebir alınmıştır.
-
Yeni hipotezle, ilk canlı organizmanın cansız (inorganik) maddelerden meydana geldiği ve ilk canlının besinini yapmayan ilkel bir organizma olduğu kabul edildi ve Dünya’nın ilkel atmosferi varsayıla geldiği gibi oksijen bakımından zengin değildir. Halen diğer gezegenlerde olduğu gibi, fazla miktarda hidrojen, metan, amonyak ve karbondioksitin organik kimyasal maddelere dönüşmesi ve fotosentezin yavaş yavaş gelişmesi, oksijenin serbestleşmesi…
-
“İstila, hem istilâ edenin ve hem de edilenin üretim biçimlerinde değişime sebep olur”. Yeni sınıf ve hâkimiyet ilişkilerinin dolayısıyla yeni bir toplumsal yapılar bağlantısı ile yeni bir bütün oluşur. Güç, yenisine gebe her eski toplumun, ebesidir. Gücün kendisi bir ekonomik iktidardır”. Sf. 51 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman, (Profil…
-
Evrende mutlak hareket (absolute motion) yoktur. Yani, işaret edilmiş iki nokta arasındaki mesafe aynı kalmaz. Çünkü ikisinin relatif hareketi vardır. İkisinin birbirine göre hareketsiz olması hali, ancak mutlak hareketi temsil ederdi. Oysa evrende devamlı olan her şeyin kendine her anda spesifik hareketidir. Sf. 11 Alıntı; Sivil Toplum Yazıları – İdris Küçükömer, Yayına Hazırlayan; Yücel Yaman,…
-
Yaşamak yoğunluk, mutluluk derinliktir. Sf. 76 Alıntı; Ermeni Rahiple Mektuplaşmalar – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1989 – Sf. 76) kitabından birebir alınmıştır.
-
Hatırlayacaksın, Sultanahmet’te duvar yazılarım vardı; gecenin belli veya belirsiz saatlerinde aklıma ya da içime düşenleri duvara yazıyordum. Bunlardan birisi şöyle; «Ben görmeyince daha iyi görüyorum». Dün sabah aldığım notu da aktarayım: «Dizlerim tutmuyor, aklım açıldı». Her ikisinde de bir bağlantı var; teorik insan, somut’tan uzaklaştığı ölçüde gerçek’e daha çok yaklaşıyor. Sf. 57 Alıntı; Ermeni Rahiple…
-
Tanrı, insanın yarattığı ve insana en uzak yaratık oluyor. Acıması, sevmesi ve üzülmesi yok; Tanrı olmak ile yok olmak, birbirine çok yakın ve belki de birbirinin aynı sayılıyor. İnsanların hiç bir zaman tanrılaşmamasını ve tanrıya benzememesini diliyorum; Tanrı olmak insanlıktan çıkmaktır. Sf. 7 Alıntı; Ermeni Rahiple Mektuplaşmalar – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınevi, Birinci Basım 1989…