Kategori: Felsefe
-
Gıyaseddin Eb’ul Feth Ömer İbni İbrahim’el Hayyam veya Ömer Hayyam (1048 – 1131), şair, filozof, matematikçi ve astronomdur. Yaşadığı çağda o kadar ünlenmişti ki “zamanının bütün bilgilerini bildiği” söylenirdi. Hayyam Nişabur kentinde doğdu. Yaşadığı dönemin ünlü Nizamülmülk ve Hasan Sabah ile aynı medresede zamanın ünlü âlimi Muvaffakeddin Abdüllatif ibn el Lübad’tan eğitim görmüş ve hayatı…
-
İslam’da felsefe doruk noktasına, Ebu Ali İbn Sina (980 – 1037) ile vardı. Orta Asya’da, Buhara’da Şii bir ailede doğdu. Harika çocuktu. On altı yaşında, hekimlere öğüt veriyordu. On sekiz yaşında matematik, mantık ve fizik hocası olmuştu. Gençliğinde babası ile tartışmaya gelen İsmaililerden etkilendiği sanılır. İslam imparatorluğunu dolaşarak, gezici hekimlik yaptı. Bir süre, batı İran…
-
Tarihi süreç içinde feylesof sayılabilecek bir kişiden Yakup ibn İshak el-Kindi’den (800 – 873) söz edelim. Abbasi halifeleri el-Memun, el-Mutasım, el-Mütevekkil dönemlerinde yaşadı. İleride bahsedileceği gibi, felsefi görüşleri nedeniyle eserlerine el kondu. Bu eserler daha sonra iade edildi. El-Kindi filozof, matematikçi, fizikçi, astronom, hekim, coğrafyacı ve müzik uzmanıydı. Matematikte, sayı sistemleri üzerine dört kitap yazmıştır.…
-
Sekizinci asırda, gelenekçiler arasından Mutezile denen bir gurup çıktı. Mutezile, Vasıl bin Ata tarafından kurulan ve aklı öne çıkaran bir öğretiydi. “Büyük günah işleyen kimse ne kâfirdir, ne de mümindir, iki yer arasında bir yerdedir.” diyen Vasıl bin Ata, hocası Hasen-ül-Basrî’nin (642 – 728) sınıfından ayrıldığı için, bu öğretiye ayrılanlar manasına Mutezile adı verilmiştir. Bu…
-
Eğer aç kalınmamışsa, susuz kalınmamışsa, üşünülmüyorsa ve gelecekte de böyle olacağı umut ediliyorsa, mutluluktan uçmak gerekir. İnsanın amacı sükûn halinde yaşamaktır. Bu sükûnu bozacak her türlü bağlılıktan, evlilikten, devlet işlerinden kaçınılmalı, dostlukla yetinilmelidir. Bütün davranışlarımızın nedeni, vücut ve ruh acılarımızı önlemektir. Acı duyulduğunda, zevk aranır. Acı duyulmaz ise, zevke de ihtiyaç yoktur. Bu nedenle, mutlu…
-
“Biz varsak ölüm yoktur, ölüm olunca da, biz artık yokuz.” Epikür’ün kurtuluş ilacı dediği felsefesi, dört noktada özetlenir: Tanrılardan korkmamız gerekmez; Ölümden kaygı duymamız gerekmez; İyiyi elde etmek kolaydır; Korkunç olana katlanmak kolaydır. Epikür’e göre, ölümün hiçbir şey olmadığını anlamak gerekir. Beklemesi ürkütücü olduğu için, ölümden korkan kimse ahmağın tekidir. Çünkü ölüm geldiğinde, karşısında kimseyi…
-
M.Ö. 300 yılında, Epikür (Epikuros) (M.Ö. 341–270) Atina’da bir felsefe okulu kurdu. Epikür, Aristippos’un hazcı ahlakı ile Demokritos’un atom öğretisini birleştirdi. Epikür, kısa vadeli hazların, daha sürekli ve daha yoğun hazlarla kıyaslanarak irdelenmesi gerektiğini söyler. Hangi haz meselesini insan planlayabilir. Yaşamdan haz almak sadece fiziksel bir şey değildir. Kendini denetleme, kanaatkârlık ve ruh dinginliği de…
-
Sokrates, insanın nasıl mutlu bir hayat yaşayabileceğini sorguluyordu. Kinikler ve Stoacılar, Sokrates’in kendi sorgulamasına verdiği cevabı, maddi değerlerden uzak durmak şeklinde yorumladılar. Ancak Aristippos, Sokrates’in bir diğer öğrencisi, hayatın mümkün olduğunca haz almak olduğuna inanıyordu. En üstün iyilik zevktir ve en büyük kötülük acıdır diyordu. Böylece her türlü acıdan uzak bir yaşam biçimi şekillenmeye başladı.…
-
Aristo kadınlar için de şöyle düşünür. Kadında bir şeyler eksiktir. Hatta kadına eksik erkek bile denilebilinir. Üremede etken erkek olduğundan, çocuk erkeğin özelliklerini alır. Çocuk erkek tohumunda her şeyi ile hazırdır. Kadın bu tohumun ekilip, yetiştiği topraktır. … İskender’in, imparatorluğunu kurması ile birlikte batı dünyasında yeni bir çağ başlar. Bu yeni dünyada Yunan kültürü…
-
Platon’dan sonra, Yunan dünyasının üçüncü büyük filozofu Aristo (Aristoteles) gelir. M.Ö. 384 ile 322 yılları arasında yaşamıştır. Aristo kendinden önceki tüm felsefeyi toplayıp, sistematikleştirmiş, sonra, onları doğru düşünme yöntemi ile eleştirmiş ve kendi sistemini de bu eleştirisel görüş altında geliştirmiştir. Mantık biliminin kurucusudur. Hala kullanılmakta olan pek çok terimin yaratıcısıdır. İlerde görüleceği gibi, kendine temel…
-
Platon, Devlet adlı kitabında, ideal devleti anlatır. Platon devletin filozoflarca yönetilmesi gerektiğini söyler. Bu devlet insan vücudu düşünülerek modellenmiştir. Baş, devletteki yöneticilerdir. Göğüs, devletin askerleridir. Karın ise tüccarlar, zanaatkârlar ve köylülerdir. Sağlıklı bir insan nasıl dengeli ve uyumlu ise, adil bir devlet de uyumlu olmalıdır. Yani herkesin kendi yerini bilmesi gerekir. Bir devlet ne kadar…
-
Zerdüşt’ün peygamber olarak gelişi, Angra Mainyu’ya öldürücü bir darbe oldu. Zerdüşt’ün gelişinden önceki 3.000 yıl boyunca, her 1.000 yılda bir, Zerdüşt’ün tohumuyla döllenen bir bakireden, bir kurtarıcı doğdu. Üçüncü 1.000 yılda ise son kurtarıcı Zerdüşt geldi. Onun gelişiyle, ölüler dirildi, bir gök taşı dağlardaki madenleri eritti. Eriyen madenler, müminler için ılık bir süt, dinsizler için…
-
Sokrates, Sofistler gibi yaptıklarının karşılığında para almıyordu. Kendisine, “Filozof, bilgeliğe ulaşmaya çalışan kişi” diyordu. Diyordu ki: “Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir.”. …Sokrates, doğruyu bilen doğru davranır diyordu. Doğru bilgiden doğru eylem gerçekleşir. Doğruyu bilen doğru adamdır. Kötüler, bilgisiz oldukları için kötüdürler, bilseler kötü olmazlardı. Bilgi olmadan, akıl iyiye çalışmaz. Bu nedenle bilgimizi arttırmamız gerekir. Doğru…
-
Socrates (Sokrates) M.Ö.470 ile 399 yılları arasında yaşamıştır. Tek bir kelime yazmamıştır. Zamanının çoğunu, Atina sokaklarında, insanlarla konuşarak geçirmiştir. Kır hayatından hiç hoşlanmaz ve hep insanlarla birlikte olmak isterdi. Çirkindi, ama içinin çok güzel olduğu söylenirdi. Sokrates hakkında bilgimizi, onun talebesi olan Platon’a borçluyuz. ..Sokrates kimseye bir şey öğretmek peşinde değildir. Hatta konuştuğu insanlardan, bir…
-
Bu arada bazı ilk tarihçiler, tarihin gidişini doğal olaylarla açıklamaya çalışıyorlardı. Bu ilk tarihçiler, Herodot (Herodotos) (M.Ö. 484 – 424) ve Thukydides (M.Ö. 460 – 400) idi. Tarihçiler ortaya çıkarken, hastalık ve sağlığa da doğal yorumlar getiren bir bilim, tıp şekilleniyordu. Kos Adası’nda, M.Ö. 460 yılında yaşayan Hippokrates, Grek tıp biliminin başını çekiyordu. Hippokrates’ci tıp…
-
İlk Grek filozoflarının sonuncusu, o da bir doğa filozofu olan, Demokritos’tur. Demokritos, M.Ö. 460 ve 370 yılları arasında Ege’nin kuzey kıyılarındaki bir kentte, Abdera’da yaşıyordu. Değişmezlik açısından kendinden önceki filozoflarla aynı görüşteydi. Doğadaki her şey gözle görülemez kadar küçük ve mutlak, hiçbir zaman değişmeyen yapı taşlarından oluşuyordu. Demokritos, bu en ufak parçalara atom dedi. Atom…
-
M.Ö. 500 ile 428 yılları arası, Empedokles’le aynı yıllarda yaşayan, Anaksagoras ise diyordu ki: Doğa, gözle görülemeyecek kadar küçük maddelerden oluşur. Her şey daha küçük, daha küçük parçacıklara bölünebilinir. Ancak en küçük parçada bile her şeyden bir şey vardı. Bunu bu günkü dünyamızda yorumlarsak: bir hücre çekirdeğindeki bilginin tüm organlara ait bilgiyi barındırmasını örnekleyebiliriz. Bu…
-
Taoizm, Çin’in M.Ö. VIII. ve V. yy arasındaki bitmez tükenmez savaşlar esnasında feodal prenslere bağlanmak yerine sosyal hayattan tamamen çekilerek, düşünceye ve doğayı incelemeye dalan filozoflar arasında gelişmiştir. …. Taocu büyücü-rahiplerin öncelikleri, ilerde Batılı meslektaşlarının yapacaklarının tersine, altının peşinde olmak değildi. Onlar ölümsüzlüğün peşinde idiler. Vücudun kontrol altına alınmasına, bitkisel ve mineral içerikli maddeler kullanarak…