Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Felsefe

  • Konfüçyüs siyasi karışıklık içindeki bir ülkede düzeni ve adaleti aradı. İnsan hayatının çok ucuz olduğu bir dönemde insana saygıyı öğütledi. Eğitimin yaygınlaştırılmasını istedi. Yönetici ve bürokratik mevkilere soy ağacına bakarak yapılan atamalar yerine, bu mevkilere bilgili ve yetenekli kişilerin sosyal sınıflarına bakılmaksızın atanması fikrini savundu. Bütün bunlar o devirler için devrim niteliğinde fikirlerdi. Nitekim Üstat…

  • M.Ö. 580 ile 504 yılları arasında, Güney İtalya’da, Kroton kentinde büyük usta Pythagoras (Pitagor) yaşadı. Gizli bir din okulu kurmuştu ve evrenin, bir sayı uyumu olduğunu öğretiyordu. Öğrencilerine ahlak, siyaset ve din öğretiyordu. Bu bilimlerin tümüne “mathematalar“ adını veriyordu. Kullandığımız matematik sözü buradan türemiştir. Pisagor’un Mısır ve Babil rahiplerinden aldığı eğitim 34 yıl sürmüştü. Pisagor…

  • Batı Anadolu mutlak Pers hâkimiyetine girince, bir takım halkla birlikte, filozoflar da Ege kentlerini terk edip, göçtüler. Yunanistan’a kaçan düşünürler, Milet okullarının fikirlerini Yunanistan’da yaymaya ve müdafaa etmeye başladılar. Milet Okulu, başardığı düşünce devrimine ilaveten, Sümer, Mısır ve Anadolu düşüncesini İonya’ya taşıması bakımından da çok önemlidir. Alıntı; Bizimkiler III (İmparatorluklar) – Evin Esmen ve Arda…

  • Erken dönem edebiyatçıları arasında, günümüze sadece Homeros’un eserleri kalabilmiştir. Aslen Symirna’lı (İzmirli) olan Homeros’un İliada ve Odysseia’sı çok önemlidirler. İliada Troia (Truva) savaşlarını anlatır. On yıl süren savaşların sadece 50 günü kaleme alınmıştır ve 24 kitaptan oluşur. Odysseia da İliada gibi bir kahramanlık destanıdır. Bu eser, Troia savaşlarına katılan İthaka kralı Odysseus’un, eve dönerken başından…

  • Herakleitos, çoklukla birlik arasındaki ilişkiyi sezip, bütünden bire ve birden bütüne diyen ilk düşünürüdür. Bütünle bütün olmayan, birlik olanla ikilik olan, anlaşma ve anlaşmazlık, bütün şeylerden bir şey ve bir şeyden bütün şeyler, Logos’ta birleşirler diyordu. Bütün cisimleri yalnız bir ve aynı unsurun değişmeleri sayıyordu. Gündüz gece, kış yaz, savaş barış, tokluk açlık, yaşayanla ölmüş,…

  • Efesli Herakleitos’a göre ise, doğanın en belirgin özelliği değişimdi. M.Ö. 540 ile 480 tarihleri arasında, “her şey akar” diyordu. Her şey hareket etmektedir ve hiçbir şey kalıcı değildir. Bu yüzden “aynı dereye iki kez girmek mümkün değildir.” Ona göre dünyada hep zıtlıklar vardı. Hiç hasta olmamışsak, sağlıklı olmanın anlamını kavrayamayız. Hiç aç kalmamışsak, tok olmanın…

  • İtalya’nın güneyindeki Yunan kenti Elea’daki filozoflar, aynı tarihlerde, dönüşüm üzerine kafa yoruyorlardı. Parmenides (M.Ö. 580 – 540), var olan her şey, ezelden beri var olmuştur diyordu. Hiçbir şey yoktan var olmaz, var olan da yok olmazdı. Parmenides’e göre, değişim mümkün değildi, hiçbir şey kendinden başka bir şey olamazdı. Parmenides, duyularına güvenmiyordu. Duyularımızın bizi aldattığını düşünüyordu.…

  • Thales’den sonra bildiğimiz bir diğer filozof, Anaksimandros’tur. O da Miletlidir. Ve Thales’in okulunda yetişmiştir. Anaksimandros, dünyamızın belirsizlikten ortaya çıktığını ve var olan pek çok dünyadan biri olduğunu öne sürer. Bu belirsizlikten ne kastettiği tam olarak belli değildir. Belki, özün belirsiz olduğunu söylemek istemiştir. Ayrıca, Anaksimandros, bir plaket üzerine ilk dünya haritası yapan bilgindir. Milet (Miletos)…

  • Adını bildiğimiz ilk filozof, Milletli Thales’tir. Aristo’dan öğrendiğimize göre Doğa Felsefe Akımı Thales’le başlamıştır. Thales iyi bir gezgindi, çok gezip dolaşmış ve uzun süre Mısır’da bulunmuştu. Thales her şeyin özünün su olduğunu öne sürmüştü. Suyun içinde, mıknatısın çekme gücü benzeri, hayat gücünün olduğunu söylemiştir. Bununla tam ne demek istediği belli değildir. Belki yaşamın suda olduğunu…

  • ”Mısırlılar, ölülere rehberlik ederek, öbür dünyada yapılacak yolculuğa yardımcı olması için, ölüler kitabını yazmışlardır. Ölüler Kitabının, Osiris önünde okunması için yazılmış bölümü şöyledir; “Hiç kimseye kötülük etmedim. Yakınlarımı bahtsızlığa sürüklemedim. Gerçek evinde alçaklık etmedim. Kimseyi gücünün dışında çalıştırmadım. Benim yüzümden kimse korku duymadı, yoksulluk ve acı çekmedi, bahtsız olmadı. Tanrıların kötü gördükleri şeyleri hiç bir…

  • Bu tarihlerde, Mısır’da, bundan sonra düşünce hayatını çok etkileyecek olan biri yaşadı. Bu adı Hermes Tut olan bir terziydi. Daha sonra, Hermes Tut’a Yunanlılar Hermes Trismegistus (üç kez bilgin), Yahudiler Honok, Araplar Hermes-ül Heramise diyeceklerdir. Kırk iki yapıtı olduğu söylenen terzinin papirüsleri günümüze ulaşamamıştır. Onun düşüncelerini, öğretisini takip edenler sayesinde, Mısır ve Grek dilinde yazılmış…

  • Öldükten sonra dürüst insanları bekleyen son Sümer’de çözümlenmeden kalmıştır. Çünkü “cennet” Sümer mitolojisine göre ölümsüz tanrıların yeridir. Sümer’de ölümden sonra ödül (cennet) ceza (cehennem) meselesi net olarak çözümlenmemiştir. Ama bu kavramlara doğru gidişin ipuçları vardır. Alıntı; Bizimkiler I (İlkler MÖ 200.000 ile 1800) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 143)…

  • 1988 yılında, 147 değişik ırktan kadının plasentası üzerinde yapılmış olan DNA analizleri, herkesin, 200.000 yıl önce Afrika’da yaşamış olan bir grup akraba kadından geldiğine işaret etmektedir. Yani, Afrika’da Homo sapiens ortaya çıkmış ve bir dişi Homo sapiensden üreyenler dünyaya yayılarak, bugünkü bizleri oluşturmuştur. Alıntı; Bizimkiler I (İlkler MÖ 200.000 ile 1800) – Evin Esmen ve…

  • Ayakla ellerini hürleştiren atalarımızın başparmağı gelişmiş, bu da beynini tekrar geliştirmiştir. İnsan soyu kendi beyinsel evrimini beceri kazanıp, değer yaratarak, emeği ile geliştirmiştir. Yani İnsanın geldiği durum kendi çabasının eseridir. Alıntı; Bizimkiler I (İlkler MÖ 200.000 ile 1800) – Evin Esmen ve Arda Kısakürek, (E-kitap, Haziran 2013 – Sf. 5) kitabından birebir alınmıştır.

  • Evrim sürecinde, insana benzer niteliklere ulaşan ilk canlılara “Hominid“ (İnsanımsı) diyoruz. Bu Büyük Atalarımızı diğer canlılardan ayıran üç özellik vardır. Pelvis (leğen kemiği) onların dik durmasını sağlayacak şekilde değişmiştir. El başparmağı “oppozisyon“ durumuna evrilerek, elin iş yapmasını sağlayacak duruma gelmiştir. Beynin koruyucusu olan kafatası boşluğu 800 cc den fazla büyümüştür. Dik durabilen Büyük Atalarımızın elleri…

  • Öleceğini bilerek yaşayan tek mahlûk insandır. Alıntı; Son İmparatorluk Osmanlı – İlber Ortaylı, (Timaş yayınları 2. Baskı Kasım 2006 – Sf. 22) kitabından birebir alınmıştır.

  • Diyalektiğin bir başka kavramı da “zıtların iç içe geçmesi” yasasıdır. Bu yasa, değişim süreçlerinin, çelişkiler sayesinde, tüm doğal ve toplumsal süreçlerin içinde gömülü olan farklı unsurlar arasındaki çatışmalar sayesinde ortaya çıktığını söyler.    Zıtların iç içe geçmesine doğa biliminden en iyi örnek belki de “kuantum teorisi”dir. Bu teori enerjinin ikili bir karakter göstermesi üzerine kuruludur;…

  • Diyalektiğin ikinci yasası da “Redd’in Redd’i Yasası: ”yani“ yadsımanın yadsınması yasası”dır. Burada “yadsıma” sadece bir şeyin yok olması, başka bir şeye dönüşerek ölmesi anlamına gelir. Örneğin insanlık tarihinin ilk dönemlerinde sınıflı toplumun gelişmesi, daha önceki sınıfsız toplumun yadsınmasını temsil ediyordu. Ve gelecekte komünizmin gelişimiyle birlikte, bugünkü sınıflı toplumun yadsınması demek olan başka bir sınıfsız toplum…

  • Başlangıç olarak; “Kemiyetin Keyfiyete” veya  “niceliğin niteliğe dönüşümü yasası” nı ele alalım. Bu yasa değişim süreçlerinin, evrendeki hareketin, tedrici yani azar azar olduğunu ve düzenli olmadığını söyler. Yine doğa bilimlerinden bir örnek verecek olursak, suyun ısınmasını ele alabiliriz. Suya ısı verdikçe gerçekleşen değişimi sıcaklık derecesi cinsinden tam olarak ölçebilirsiniz (“nicelik”). Diyelim 10°C’den (çeşme suyu sıcaklığı)…

  • Formel mantıkçı “A” “A” ya eşittir derken, diyalektikçi “A” nın “A” ya her zaman eşit olmadığını söyler veya Troçki’nin yazılarında kullandığı bir örneği alırsak, bir kilo şeker, başka bir kilo şekere eşit değildir. Eğer bakkaldan şeker alacaksak eşitlik varsayımı işe yarar, ama dikkatle bakarsak, bunun gerçekte yanlış olduğunu görürüz. Öyleyse şeylerin, hayatın ve toplumun sürekli…