Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Felsefe

  • Formel mantık gündelik hayatta yararlı bir yöntemdir ve nesneleri tanımlamada faydalı kestirimler yapmamızı sağlar. Darwin’den önce gezegenimizin üzerindeki tür sayısının tamı tamına Tanrının ilk altı günde yarattığı tür sayısına –tabii Nuh Tufanında telef olanlar hariç– eşit olduğuna ve bu türlerin bin yıllar boyu değişmeden kaldığına inanılıyordu. Ama Darwin değişen türler fikrini üretti ve böylece sınıflandırma…

  • Formel mantık “özdeşlik yasası”na (“A” eşittir “A”), yani şeylerin kendilerine eşit olduğuna ve birbiriyle belirli ilişkiler içinde olduğu düşüncesine dayanır. Özdeşlik yasasından temel olarak türemiş diğer yasalar da vardır; örneğin “A” “A” ya eşitse, “B”ye veya “C”ye eşit olamaz. Aslına bakılırsa bilimin gelişmesinde ve bugünkü toplumu yaratmış olan sanayi devriminde formel mantık çok önemli bir…

  • Materyalizmin felsefi karşıtı olan bu anlayışa “idealizm” diyoruz. Bu yaklaşıma göre insanlığın ve toplumun – ve de sanatın, bilimin, vs.– gelişimini belirleyen maddi süreçler değil fikirlerin gelişimi, insan düşüncesinin mükemmelleşmesi veya yozlaşmasıdır. Örneğin mekaniğin yasalarını ve gezegenlerle gök cisimlerinin hareket yasalarını incelemiş olan Isaac Newton, bu hareketlerin zihin veya düşünceyle belirlendiğini düşünmüyordu. Ama tüm maddeye…

  • Materyalist, sadece fikirler için değil, maddi olguların kendileri için de açıklama arar ve tanrılar ve benzeri doğaötesi müdahale odaklarına değil maddi sebeplere bakar. Bu Marksizm’in çok önemli bir yönü olup, onu kapitalist toplumda yerleşmiş bulunan diğer düşünme yöntemlerinden ve mantıklardan ayırır.       Alıntı; Marksizm, Diyalektik Materyalizm – İnternet (Sf. 2) kitabından birebir alınmıştır.                    

  • Marksizm’in temeli materyalizmdir. Yani Marksizm tüm gerçekliğin özünün madde olduğu, bilincin maddeyi değil maddenin bilinci yarattığı fikrinden hareket eder. “Bilinç”, yani düşünce ve düşünce süreçleri, beynin bir ürünüdür ve beynin kendisi de, dolayısıyla fikirler de, canlı maddenin gelişmesinin belli bir aşamasında ortaya çıkmıştır. Yani o da maddi dünyanın bir ürünüdür. Alıntı; Marksizm, Diyalektik, Materyalizm –…

  • Üçüncü tavsiyem ki bunun en önemlisi olduğuna inanıyorum, olumlu düşünmektir.     Daha önce de anlattığım gibi, olumlu düşünmek genlerimizi “açarak”, beynimizi ve bedenimizi yararlı hormonlar üretmek üzere harekete geçirebilir. Kendi deneyimlerimden bunun doğru olduğundan eminim.   Her şey karşıtıyla var olur: Ön-arka, gece-gündüz, güç-güçsüzlük gibi. Bir şey ne kadar tek yanlı, ötesi yokmuş gibi görünürse görünsün, karşısında…

  • Bence, sırf kendi gücümüz ve maharetimizle yaşamadığımızı, yaşamın bize doğa tarafından sunulan paha biçilmez bir armağan olduğunu hatırlamanın yararı vardır. Sırf yaşıyor olduğumuz için bile şükredebiliriz.    Darvin’in evrim kuramı çağdaş toplumda geçerli olan bir kuramdır. Bu kurama göre; bizler doğal ayıklama ve mutasyon yoluyla evrimleştik ve sâdece yaşamaya en uygun olanlarımız hayatta kaldı. “En uygun…

  • Bu inanç doğrultusunda hareket etmeye başladıktan sonra, hayatımda niyetimin takdir edildiğine kesin gözüyle bakmamı sağlayan olaylar gelişti. Gayretlerimiz “Büyük bir şey”in bizi kolladığını duyumsamama yol açacak biçimde meyve verdi. Genleri incelerken yaşadıklarım sayesinde eğer iyi genlerimizin “anahtarını” çevirerek yaşamayı öğrenebilirsek, içimizde saklı gücü normal sınırların bizi çok ötesine götürecek şekilde açığa çıkarabileceğimizi fark ettim.     …

  • İnsan türünün tarihini şereflendiren olağanüstü dehâlar vardır. Bu dâhilerin evlatlarının dünyaya aynı sıra dışı özelliklerle gelmemiş olmaları birçok insanı hayrete düşürür. Örneğin, Goethe’nin oğlu hem zayıf bünyeliydi, hem de ortalamanın altında bir zekâya sahipti. Mozart’ın birçok çocuğu olmuş, ama çoğu daha bebeklik çağındayken ölmüştü. İki oğlundan biri besteci olmuşsa da, babasının düzeyine asla ulaşamamıştı.    Dâhiler…

  • Ver-ver” ilkesinin uygulanması genleri harekete geçirmenin etkili bir yoludur;  En iyisi hayata karşı “ver-ver” yaklaşımının benimsenmesidir. “Ver-ver” ilkesinin en tipik örneği anne-çocuk ilişkisidir. Anne çocuğuna hiçbir karşılık beklemeden, sürekli verir. Bilinçli olarak beklediği bir ödül olmamakla birlikte, yaptıklarıyla huzur ve mutluluk bulmakta, yaşadığı sevinç ve coşku yararlı genlerini de harekete geçirmektedir.      Benim görüşüme göre;…

  • Yaşamak için her gün vücudumuzdan dışarı atmamız gereken; dışkı, idrar, ter ve sümük gibi maddeler vardır. Saçımızı ve tırnaklarımızı da belli aralıklarla kesmemiz lazımdır. Boşaltım ve salgılama yapmaksızın bir gün bile yaşamamız mümkün değildir. Ancak, dışarıya attığımız bir madde vardır ki, bizde hiçbir zaman tiksinti uyandırmaz: Gözyaşı Hipokrat gözyaşını bir atıktan çok, beyinden gelen bir…

  • Japoncada “hastalık zihinden ileri gelir” diye bir özdeyiş vardır. Düşündüklerimiz genlerimizin işleyişini etkiler, hastalanmamıza ya da iyileşmemize yol açar. Hâttâ bâzı bilim insanları, genlerimizin ve işleyişlerinin mutlu bir yaşam sürüp sürmeyeceğimizi belirlediğine bile inanmaktadırlar.   Mutluluğu yöneten genler, herkesin içinde gizlidir, sâdece devreye alınmayı beklerler.   Bilebildiğimiz kadarıyla; genlerimizin yalnızca % 5-10’luk bir bölümü gerçek anlamda çalışmaktadır.…

  • Dolly’nin doğumu gerçekten de tarihsel bir olaydı. Dolly, yetişkin bir koyunun memesinden rasgele alınmış, üretkenliği olmayan bir hücreden, koçun hiçbir katkısı olmaksızın oluşturulmuştu. Bu demektir ki; insan vücudunun herhangi bir yerinden alınacak herhangi bir hücreden genetik kopya üretilmesi, teorik olarak mümkündür. Genel olarak, döllenmiş yumurtanın “birey” olma kabiliyeti vardır. Bu, hücre bölünmesi sonucu bağımsız bir…

  • Genler, hücre bölünmesi ve belirleyici özelliklerin ana babadan çocuğa aktarımını sağlamalarına ek olarak; çok daha dolaysız işlevleri hiç durmaksızın yerine getirirler. Genler, gündelik hayatımızın tahmin ettiğimizden de fazla içindedir.  Bir çocuk için yetmiş trilyon gen kombinasyonu olasılığı vardır. Dolayısıyla, güzel bir kadınla zeki bir adamın evliliğinden her zaman yakışıklı bir dâhi doğmaz.          Bir zamanlar,…

  • Bilinmezi bilmeye, anlaşılmazı anlamaya çabalamak, insanın doğasında vardır. “Yeni ne var?” sorusu; bilim insanına, evrimleşmenin bilimin kaderi olduğunu anlatan bitmeyen nakaratıdır. Doğamızda var olan bu merak etme hali değişime uğramadığı sürece, bilim de ilerlemeye devam edecektir. Alıntı; Genetik Zekâ (Yaşamın İlahi Sırları) – Kazuo Murakami, (Kozmik Kitaplar, 2008 – Sf. ?) kitabından birebir alınmıştır.

  • Papa 2. Paul ve Vatikan’ın 7 kardinali kilisenin bir günahını dile getirip insanlıktan özür diliyor. Bu günahları şöyle sıralıyorlar: 1. Dinler arası savaşlarla başka kök ve soydan gelen kitlelerin halkları yaralanmış, onların kültür ve inançlarına saygısızlık edilmiştir. Bu savaşların en büyüğü, kuşkusuz, Müslümanlara karşı sürdürülen Haçlı Seferleri’dir. Kudüs’e doğru yürürken her yâni yağmalamış, yakıp yıkmışlardır    …

  • Halifelerin Mutezile çizgisinden uzaklaşmaları Gazali’yle başlamıştır. Gazali…  “Aristo felsefesini aktarırken, hem bu filozofları hem de onların İslam filozofları arasındaki İbn-i Sina ve Farabi gibi yandaşlarını imansızlar olarak addetmeliyiz. .. Örneğin, bir parça pamuğun ateşte yandığını ele alalım. İnançsız akılcı düşünürler, pamuğu yakan şeyin ateş olduğunu savunacaklardır. Bunu inkâr ediyoruz ve diyoruz ki: o pamuğu yakan…

  • Ata’nın oğlu Vasıl’ın önderliğinde kurulan Mutezile mezhebi, … Emevilerin koyu karanlık baskıcı yönetimine karşı çıkarak; “Ümmet imamını seçebildiği gibi onu azl edebilir de” görüşünü savunanlarca oluşturulmuştur. Emevilerin kan dökücü, baskıcı, korkunç yönetimi altındaki Müslümanlar arasında, biri katlanıcı boyun eğici sufilik (tasavvuf)  akımı, diğeri akla dayalı, bilimci, başkaldırıcı, Mutezilecilik olmak üzere başlıca iki akım ortaya çıkmıştı……

  • Araplar, Aristoteles’in yapıtlarıyla karşılaşınca… Büyük İskender’in öğretmeni olması nedeni ile kâfirlik, dinsizlik diye nitelemeksizin çevirtip okumuş ve dahası ona Muallim-i Evvel adını vermişlerdir. Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü – Cengiz Özakıncı, (Otopsi Yayınları 2004 – Sf. 332) kitabından birebir alınmıştır.

  • Demek ki Müslüman Araplar, ilk elde özellikle Bizans’ın Hıristiyanlık açısından yıkıcı sayıp yayılmasından korkarak yasakladığı Eski Yunanca yazmaları, Bizans’ı yıpratmak amacıyla çevirtmiş ve Hıristiyanlığa karşı kullanmışlardır. Alıntı; İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü – Cengiz Özakıncı, (Otopsi Yayınları 2004 – Sf. 330) kitabından birebir alınmıştır.