Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Felsefe

  • İnsanın doğru bilgi edinmeye yatkın olduğunu ve bilgiyi tartarak karar verme yeteneğine sahip bulunduğunu düşünmek, insanı Tanrı’dan ayırmaktır. Tarihte en çok on sekizinci yüz yılda ateizmin yayılması bir rastlantı sayılmamalıdır; kendi kendine doğru bilgi edinebileceğine ve bunu kullanabileceğine inanan bir insanın Tanrı’ya inanması için bir gereksinimi kalmıyor. Sf. 22 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V –…

  • Eski, uzaktır. Yeni, yakındır. Zor olan yeniyi bulmaktan daha çok eskiden kurtulmaktır. Şiddet, yeniyi bulmaktan daha çok eskiden kurtuluşu tamamlamak için gerekli oluyor. Nörotik durumun, şok uygulamasından başka kalıcı; bir tedavisi görünmüyor. Şok, âna sığdırılmış şiddettir. Sf. 31 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler V – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 31) kitabından…

  • Proletarya diktatörlüğü kavramına model sağlamış olan yenilmez ihtilâlci Robespierre’in yazdığı gibi, mutlu bir halkın hiç bir zaman taşkın bir halk olamayacağını, Türkiye köylerinde köylülerin mutlu ve sakin olduklarını,  Sf. 551 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 551, 551) kitabından birebir alınmıştır.

  • Hem jeoloji ve hem de arşivler, kaba ve ham bir biçimde akılcılığı içeriyorlar. Akılcılık, soyutlanmış birikim veya materyalist olarak işleyen akıl’dan başka bir anlama gelmiyor. Akılcılık, materyalist olarak işleyen bir aklın anlayamadıklarının ölüm hükmüdür.  Sf. 551, 552 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 551, 552) kitabından…

  • Kısaca üzerinde durmam gerekiyor. Tarihin mantığının bireylerin mantığından çok güçlü olduğunu tekrarlamak zorundayım. Tarih, bireylerin mantığının diyalektik toplamı olarak çalışıyor; akışı içinde bireylerin mantığını törpülüyor. Sf. 542 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 542) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu sözün kökeni Hegel’e kadar gider. Tarihte her olay iki kez olurmuş. Her tip, iki kez tarih sahnesine çıkarmış. Birinci çıkış, trajedi ile bitermiş. İkincisi de komedi ile. Tarihçiler, Napolyon Bonapart’ın tarih sahnesine çıkışını, serüvenini, trajedi olarak niteliyor. Kendisinden elli yıl sonra Fransa imparatoru olarak Napolyon’a özenen Lui Bonapart’ın serüveni ise komedi olarak değerlendiriliyor. Sf.…

  • Son olarak bir nokta daha; özgürlük getirme iddiası var. Tarih çok öğretici. Birisi size özgürlük vaat ederse, ekonomik programını sorun. Çünkü ancak büyük kitlelerin ekonomik çıkarlarını, özlemlerini geliştirmeyi amaçlayanlar gerçek özgürlükçü olur. Özgürlük lüks değil. Özgürlük, ekonomik politikadan ayrılmaz. Eğer Adalet ile Hareket ve de Selâmet özgürlükçü değilse, ekonomik programları büyük kitlelerin çıkarlarına ters düştüğü…

  • Yirminci yüzyılın gördüğü çeşitli savaşlardan önce ekonomilerin durumu şöyle: Birinci büyük savaştan önce dünya ekonomisinde fiyatlar düşüyor, ekonomik eylem yavaşlıyordu. Savaş, bu duruma son verdi. İkinci büyük savaştan on yıl önce, dünya büyük bir ekonomik bunalım yaşadı. Otuzların ilk yıllarındaki silahlanma yarışı ekonomiyi canlandırdı ise de, 1937 yılında dünya yeniden bir bunalımın eşiğine geldi. 1937…

  • Tarih, seyircileri affetmez. Tarihin seyircilere madalya verdiği görülmemiş. Sf. 199 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 1. Basım 1990 – Sf. 199) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bu benzetmenin, bir şizofrenin beynini görsel olarak betimlemenin en iyi yolu olduğunu düşünüyorum; şizofren karşılaştıramıyor ve tartamıyor, Şizofren, bir tek olayı ayrıntılı olarak tasarımlayabilmekle birlikte bir eksene sahip olmadığı için olgular arasında tutarlı bir ayırım yapamıyor. Tekelsi düzen, şizofren yurttaşlar fabrikasıdır. Egemenliğini, yurttaşlarını, şizofren yaparak sürdürebiliyor. Sf. 17 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler IV – Yalçın…

  • Kaynağa esir düşmek bir gazetecinin ölümüdür. İntiharıdır. Haince ölümüdür. Bugün Türkiye basınında sayılamayacak kadar çok haber kaynağına esir düşmüş makale, fıkra yazarı ile muhabir var. Bunlar, benim gözümde, rüşvet alan kamu görevlisinden daha onursuzdur. Çünkü bunlar, kamuoyunu yavaş yavaş kandırıyorlar. Yavaş yavaş zehirliyorlar. Ayrıca tüm basını zehirliyorlar. Basını bitiriyorlar. Sf. 25 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler…

  • Devlet, çelişkileri, bir taraf (kesimin) yanında bastırmak için var oluyor. Devletin gücünü çelişkileri bastırma işlevi belirliyor; çelişkiler ne kadar büyükse devlet de o ölçüde güçlenmek zorunluluğuyla karşı karşıya geliyor. Sf. 630 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 630) kitabından birebir alınmıştır.

  • İster ayaklanma ve isterse halk savaşı olsun, her ikisi de şiddeti içeriyor. Bu, bir. İkincisi, her ikisi de, kütlelere dayanmak gereğini reddetmiyor. Bunlar güzel ve üçüncüsünü ekliyorum; savaş, politikanın şiddet uygulanarak sürdürülmesi olduğuna göre, kütlelerin şiddet yolunu seçmesi için amaçlarının başka bir yolla elde edilemeyeceğine ve şiddet yoluyla elde edilmeye değer olduklarına İnanmaları gerekiyor. Sf.…

  • İlk çıkışında son derece saf ve doğal bir yanı var; İnsanlar, komiteler halinde çalışıyorlar. İnsan, ortak çalışma yapan yaratık oluyor. Birey’in gelişimi mutlaka ortak ve toplumsal çalışmadan geçiyor. Robinson Crusoe türü insan, ana okulu için geliştiriliyor. Sf. 590 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 590) kitabından…

  • “Dünyanın solcuları, dünyanın en saf insanlarıdırlar; Aydınlanma Çağı’nın çocukları oluyorlar. Hepsi, kendi pratikleriyle ve hayal kırıklığı içinde büyüyorlar. Silâhı ve şiddeti hiç sevmedikleri gibi, baştan ve tümden reddediyorlar. Saftırlar; saf aklı abartıyorlar, insanların doğru hareket etmemelerini, yalnızca, doğru’nun insanlara gösterilmemiş olmasında buluyorlar.” Sf.431 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım…

  • Ütopya, gösteri üzerinedir. Politika, güç üzerinedir. Köylülük, tarihin hiç bir kesitinde coğrafyanın hiç bir bölmesinde hiç bir hareketin öncüsü olmamıştır; bütün burjuva devrimlerinin dayanağıdır. Bütün burjuva devrimlerinde en çok kaybeden köylülük oluyor. Köylülük, her zaman, güç’ün peşinden gidiyor. Sf. 432 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf.…

  • Din, şiddete muhtaç ve şiddet, din’e ihtiyaç duyuyor. Şamanizm ile yola çıkan Türkiye’nin ırkçıları çok hızlı bir biçimde İslâm’a dönüyorlar. Şamanizm’e bağlı kalmak isteyenleri döverek dışarıya atıyorlar. Sf. 433 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 433) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tezi yazıyorum; büyük yürüyüşlerde küçük sürtüşmeleri ön plana çıkarmak, yürümemek isteğini anlatıyor. Önemli olan, bu sürtüşmelere rağmen, yürüyebilmektir. Her büyük yürüyüşte, Türkiye türünden, büyük pratik dalgalar arasında yaşayan bir ülkede, her yürüyüşün yepyeni yürüyüşçülerle yapıldığı bir toprakta, sürtüşmelerin varlığını çok doğal karşılamak gerekiyor. Sf. 357 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları,…

  • Kapitalist dünyada önem, bir fiyat sorunudur. Kapitalist dünyada fiyat, bir önem sorunudur. Sf. 158 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 158) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tezleri açarak tekrarlayabiliyorum; devlet ile demokrasi arasında bir nitelik farkı yok. Ancak demokrasi gerçekleştiği ölçüde devlet gücünü daha yavaş uygulayabiliyor. Katılım, devletin çelişkileri bastırma işlevini ortadan kaldırmıyor; hızı azaltıyor. Sf. 51 Alıntı; Türkiye Üzerine Tezler III – Yalçın Küçük, (Tekin Yayınları, 3. Basım 1990 – Sf. 51) kitabından birebir alınmıştır.