Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Felsefe

  • Bilim doğaüstü alanda değil, doğal alanda iş görür. Aslında, doğaüstü ya da normal-ötesi diye bir şey yoktur. Sadece doğal şeyler, normal şeyler ve henüz doğal sebeplerle açıklanamayan gizemler vardır. Doğaüstü ve normal-ötesi gibi kelimelere başvurmak, sadece doğal ve normal sebepleri bulmamıza ya da bunları bulamayınca ilgisizlikten dolayı aramayı bırakmamıza kadar bir dilbilimsel yer tutucu sağlar.…

  • Einstein’ın Tanrı üzerine en ünlü görüş beyanı, soruya en fazla elli kelimeyle cevap vermesinin istendiği bir telgrafta karşımıza çıkar. Cevap istenenden de kısaydı: “Spinoza’nın var olan her şeyin geçerli uyumunda kendisini açığa vuran Tanrı’sına inanıyorum; ama insanların yazgılarıyla ve davranışlarıyla uğraşan bir Tanrı’ya inanmıyorum.” Sf. 236 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni…

  • Bazı kozmologların öngördüğü gibi, evrenler göçen karadeliklerden ortaya çıkmışsa, yeterince ileri bir DDZ’nin bir yıldızın bir karadeliğin içine göçüşünü tetikleme yoluyla bir evren bile yaratması akla sığmayacak bir iş değildir. Canlıları, gezegenleri, yıldızları ve hatta evrenleri düzenleyebilen bir zeki varlığa ne ad verirdik? Bu mühendisliğin temelinde yatan bilim ve teknolojiyi bilmemiz halinde, ona dünya dışı…

  • Arthur C. Clarke’ın üçüncü yasası: “Yeterince ileri her teknoloji büyüden ayırt edilemez.” Clarke’ın birinci yasası: “Seçkin ama yaşlı bir bilimci bir şeyin mümkün olduğunu belirtirse, neredeyse kesinlikle doğruyu söylüyordur. Bir şeyin mümkün olmadığını belirtiyorsa, çok büyük olasılıkla yanılıyordur” Clarke’ın ikinci yasası: “Mümkün olanın sınırlarını keşfetmenin tek yolu biraz öteye geçerek mümkün olmayanın alanına girmektir.” Sf.…

  • Yeterince ileri bir dünya dışı zekâ, Tanrı’dan ayırt edilemez. Sf. 231 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 231) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı’nın varlığını kanıtlama yükümlülüğü inançlılara düşer; inançsızlar için Tanrı’nın varlığını çürütme yükümlülüğü yoktur. Sf. 230 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Tanrı’nın varlığı konusunda kişisel vahiy gibi yan savlara yönelirler; oysa vahiy, tanım gereği kişiseldir ve vahiy deneyimini paylaşmamış olan ötekiler açısından kanıt yerine geçmez. Sf. 230 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 230) kitabından birebir alınmıştır.

  • Agnostik daha fazla bulgu toplanana kadar karar vermekten kaçınan biri demek değil midir? Sf. 227 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 227) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bununla birlikte, dopaminin birçok inançta olduğu gibi dinsel inançta da rol oynaması, bu kitabın beyinde çok çeşitli bağlamlarda inançları yaratan ve değerlendiren belirli alanlarla bağlantılı bir inanç motorunun bulunduğu yolundaki tezini desteklemektedir. Bu motorun oynadığı rollerden biri, en başta Tanrı’ya inancı da kapsamak üzere, varsayıma dayalı bütün savlara inancı ödüllendirmektir. Bir başka deyişle, Tanrı’ya inanmak…

  • Bu sonuçlar, temelinde, dindar ailelerde yetişen insanların daha sonra dindarlığa yönelmesinin çoğunlukla ebeveynlerin birinden ya da her ikisinden dinsel duygulara olumlu tepki verme eğilimini kalıtımla almasından kaynaklandığı söylenebilir. Böyle bir genetik eğilim olmadığında, anne babanın dinsel öğretileri çok az kalıcı etki bırakıyor gibidir. Elbette genler kişinin Museviliği, Katolikliği, Müslümanlığı ya da başka bir dini seçmesini…

  • Ama topluluklar büyüyüp on binlerce, yüz binlerce ve zamanla milyonlarca insanı kapsayacak düzeye varınca toplum kurallarını uygulamayı sağlayan böyle gayriresmi araçlar işlerliğini yitirdi; çünkü büyük topluluklarda asalakların ve kurallara uymayanların cezadan sıyırmaları daha kolaydı. Artık daha resmi bir şeye gerek vardı. Dinin oynadığı hayati rollerden biri budur; kurallara uymayanlar bir ihlalden dolayı ceza görmekten kurtulduklarını…

  • Darwin; “Daha anlayışlı ve iyiliksever anne babalardan ya da arkadaşlarına en bağlı kişilerden türeyenlerin, aynı kabilenin bencil ve kalleş anne babalarının çocuklarına oranla daha fazla sayıda yetiştirilip yetiştirilmeyeceği son derece kuşkuludur. Birçok vahşi insanın davrandığı gibi, arkadaşlarına ihanet etmek yerine hayatını feda etmeye hazır kişi çoğu kez geride bu soylu niteliği devralacak bir çocuk bırakmazdı.”…

  • Sadece bu dünya varsa; .. şu anda, değer verilen özler olarak, önem taşıdığı bir ortamda, yaşamımız, ailemiz, dostlarımız, sosyal çevremiz ve başkalarına davranış biçimimiz ne kadar da anlamlı hale gelir. Sınırlı zaman ve mekân içinde hep birlikte yaşamın seyrinden geçerken, yani kozmosun oyununda anlık bir sahne alışı yaşarken, bu gerçekliğin farkında olmak hepimizi daha yüksek…

  • İnanç sistemlerimiz, inanmak istediğimiz şeyleri desteklemenin bir yolunu hemen her zaman bulacağımız şekilde düzenlenmiştir. Sf. 211 Alıntı; İnanan Beyin – Michael Shermer, Türkçesi; Nurettin Elhüseyni (çok kötü), (Alfa Yayınları,  2. Baskı Ocak 2015 – Sf. 211) kitabından birebir alınmıştır.

  • Eksik yüzde 10, her teoride açıklanamayan anomalilere ilişkin bir tortunun her zaman kalmasından dolayı bilim dünyasında bazen verilen adla “tortu sorunu”, sadece her şeyi açıklayamayacağımız anlamına gelir. Gerilemeye yüz tutan her kanserli tümörü açıklayamamamız, mucizevi doğaüstü güçlerin ara sıra kanseri bertaraf ettiği anlamına gelmez. Sadece modem tıbbın insan vücudunun harikalarını ve gizemlerini çözmede henüz alması…

  • Sinir esnekliğinde gözlemlediğimiz şey, büyük olasılıkla bir sinir şebekesi geribildirim döngüsüdür. Bir nöron öbeği ya da dizisi “irade”, “niyet” ya da “amaç” diye tanımladığımız belirli bir kalıpta ateşlemeye geçer ve söz konusu alandaki beyin hasarı yüzünden yitirilen aktiviteyle bağlantılı başka bir nöron öbeği ya da dizisiyle etkileşime girer. Bu süreç dendritlere yeni sinaps bağlantıları oluşturma…

  • Sinirsel bir bağıntısı olmayan tek bir davranış ya da tek bir düşünce yoktur. Nöronlar ya da sinir aktivitesi olmazsa, düşünceler ya da davranışlar da olmaz. Nokta. Sf. 208 Öğrenmemiz gereken şey, konuşma sırasında devreye giren hangi sinir aktivitesinin saplantılı düşüncelerle ya da zorlanmalı davranışlarla bağlantılı sinir aktivitesiyle etkileşime girdiğidir. Sf. 208 Alıntı; İnanan Beyin –…

  • Aslına bakılırsa, atom-altı kuantum etkileri ile büyük ölçekli makro sistemler arasındaki boşluk kapatılamayacak kadar büyüktür. Colorado Üniversitesi parçacık fizikçilerinden Victor Stenger Bilinçdışı Kuantum adlı kitabında, bir sistemin kuantum mekaniğine göre tanımlanması için sistemin tipik kütlesinin (m), hızının (v) ve mesafesinin (d) Planck sabiti (h) kertesinde olması gerektiğini ortaya koyar; “Eğer mvd değeri h’den çok daha…

  • Bilimcilerin psişik konusunda kuşkucu kalmasının – daha anlamlı veriler yayımlanırsa bile kalacak olmasının- daha derinde yatan sebebi, psişiğin işleyişine dair açıklayıcı bir teorinin bulunmamasıdır. Psişik savunucuları göndericinin beyninde nöronlarca yaratılan düşüncelerin ötedeki alıcının kafatasından geçerek beynine nasıl girdiğini açıklayamadığı sürece, kuşkuculuk yerinde bir tepkidir. Bulgular açıklanması gereken psişik diye bir fenomenin var olduğunu gösterse dahi…

  • Kraliyet Derneğinde araştırmacı olarak çalışan Sheldrake kitabında ve Geçmişin Varlığı adlı en popüler kitabında, biçimsel rezonansı “organizmalar arasında gizemli, telepati tarzına karşılıklı bağlantılar ve canlı türleri içinde kolektif bellekler fikri” diye açıklar. Sf. 190 “Görme yetisi iki yönlü bir süreci, ışığın içeriye doğru akışını ve zihinsel görüntülerin dışarıya doğru yansıyışını kapsıyor olabilir,” diye belirtir. Sf.…