Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Felsefe

  • Aynı şekilde otonom arabalar da insanlara çok daha iyi bir ulaşım hizmeti sunacak ve özellikle trafik kazalarının yol açtığı ölümler azalacaktır. Günümüzde her sene 1,25 milyona yakın insan hayatını trafik kazalarında kaybediyor (bu sayı savaş, suç ve terör kaynaklı ölümlerin toplamının iki katı). Bu kazaların yüzde 90’ından fazlası düpedüz insan hatalarından kaynaklanıyor: alkollü araç kullanmak,…

  • Aynı şekilde otonom arabalar da insanlara çok daha iyi bir ulaşım hizmeti sunacak ve özellikle trafik kazalarının yol açtığı ölümler azalacaktır. Günümüzde her sene 1,25 milyona yakın insan hayatını trafik kazalarında kaybediyor (bu sayı savaş, suç ve terör kaynaklı ölümlerin toplamının iki katı). Bu kazaların yüzde 90’ından fazlası düpedüz insan hatalarından kaynaklanıyor: alkollü araç kullanmak,…

  • Bu tarz duygu ve arzulara maddi olmayan bir ruhun yol açtığını düşündüğünüz vakit, bilgisayarların asla ve asla insan şoförlerin, bankacıların ve avukatların yerini alamayacağı gün gibi aşikâr. Bir bilgisayar, kutsal yaratının ürünü insan ruhunu nasıl anlayabilir? Fakat bu duygu ve arzular esasında biyokimyasal algoritmalardan ibaretse bilgisayarların bu algoritmaları deşifre edememesi ve bunu herhangi bir Homo…

  • Alnımızda yazılı” olan şey, yaptığımız şey değildir; onu yapma özgürlüğümüzdür. Sf. 224 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov ve Grichka Bogdanov,  Çeviri; Menekşe Tokyay, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2015 – Sf. 224) kitabından birebir alınmıştır.

  • Ve iki fizikçi şöyle bir sonuca varıyorlar: “Kozmik mikrodalga arkaplan ışımasının (var olduğunu farz edersek) evrenin yaratıcısına bilinen fiziği kullanarak o evrende yaşayanlara bir mesaj göndermek gibi sıra dışı bir fırsat sunduğunu düşünüyoruz.” s.223 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov ve Grichka Bogdanov,  Çeviri; Menekşe Tokyay, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı…

  • Büyük Patlama anına ilişkin olarak tüm bilim insanları evrenin entropisinin sıfır olduğu konusunda hemfikirdir. Oysa bu entropi kavramının uzmanları şu sonuca varmışlardır: Bir sistemin entropisi ne kadar düşük olursa unsurları da o kadar düzenlidir. Başka bir deyişle bilgi, entropinin tam tersidir: Sıfır entropi sonsuz bir bilgiye eş değerdir. Mademki bilgi Büyük Patlama öncesinde sonsuzdu, rastlantı…

  • Bir sistem ne kadar “bilgili” olursa, rastlantı da o kadar az devreye girer. Buna karşın, sistem ne kadar “bilgisiz” olursa (ruletin durumu) rastlantı da o kadar fazla ortaya çıkar. Ve rastlantı ile bilgi arasındaki bu derin bağ, sonsuz küçük seviyesine kadar geçerliliğini koruyabilir. Sf. 219 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor…

  • En başından beri evrenin evrimini düzenleyen bağlar rastlantıya hiçbir mahal bırakmaz. Sf. 218 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov ve Grichka Bogdanov,  Çeviri; Menekşe Tokyay, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2015 – Sf. 218) kitabından birebir alınmıştır.

  • Zamanın ilk türü her an deneyimlediğimiz, kendi yaşadığımız zamandır. Bu zaman, dünyamızdaki enerjinin varlığıyla derinden alakalıdır. Cisimleri hareket ettiren, patlatan, dönüştüren şey budur. Zaman olmadan enerji olmaz! Şimdiyse zamanın olası ikinci türünü göreceğiz: Farazi zaman. Daha doğrusu, saf hayalî zaman (Şunu anımsayın: Zaman farazi sayılarla ölçülmektedir). Sürekli hareket halindeki gerçek zamanın aksine, farazi zaman akmaz.…

  • 1949 yılı başında yapbozun parçalarını birer birer yerini bulmaya başladı. Gamow son derece basit olan şu fikre erişmişti: Eğer evren rastlantıya dayanıyorsa, ne anlaşılabilir ne de açıklanabilirdi. Daha da beteri: Eğer evren belli bir düzene konmamışsa, hiçbir zaman hayata ve bilince giden yolu açamazdı. Sf. 188 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) –…

  • Alpher, zamanın başlangıcındaki olayların basit bir kazanın sonucu olamayacağını söylüyordu. Veya diye gülümseyerek ekliyordu, bu kaza önceden tasarlanmıştı. Sf. 186 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov ve Grichka Bogdanov,  Çeviri; Menekşe Tokyay, (Pegasus Yayınları, 1. Baskı Eylül 2015 – Sf. 186) kitabından birebir alınmıştır.

  • Örneğin, eğer bir bardağın içine bir kaşık süperakışkan helyum koyarsanız, sıvı en dipte sakin bir şekilde durmak yerine bardağın yukarısına doğru tırmanmaya başlar ve bir kez dışarı çıktı mı bardağın durduğu masanın üzerine uzanır. Daha da şaşırtıcı olanı ise, eğer süperakışkan likidi ağzı kapalı bir kabın içine koyarsak ve bu kabı bir tepsinin üzerinde döndürürsek,…

  • Gamow, George Washington Üniversitesi’nde vereceği kuramsal fizik konferansları için yeni bir ilginç konu bulmuştu, özellikle de en başından beri evrenin her türlü rastlantıyı saf dışı bırakan, sonsuz derecede kesin fizik yasaları tarafından yapılandırıldığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyma fırsatını da elinden kaçıramazdı. Sf. 176 Alıntı; Tanrı Zar Atmaz (La Pin du Hasard) – Igor Bogdanov…

  • Geriye zavallı Bronstein kalmıştı. Kısa süren yaşamı boyunca bu sıra dışı beyin, modern kozmolojinin öncülerinden biri oldu. 1937 Ağustos’unun sıcağında tutuklanıp aylar boyunca işkenceye maruz kaldı. Ardından da göstermelik bir davaya hak kazandı. Beklenen olmuştu: 18 Şubat 1938 tarihinde, hâkimleri (aslında siyasi polis teşkilatının üyeleri) ona idam cezası verdiler. Peki, suçu neydi? Maddenin sonsuzluğunu inkâr…

  • Stalin, Yahudileri, entelektüelleri ve “sisteme karşı çıkan bilim insanlarını” ortadan kaldırmak üzere ant içmişti. Çevresindekiler, özellikle de Molotov, dört silahşorun maddenin güya “kökeni” üzerinde savunulması mümkün olmayan fikirlerden bahsettiklerini işitmişlerdi. Daha da kötüsü: Bu dört delikanlı, maddenin rastlantı sonucu ortaya çıkmadığını ortalık yerde söylemekten çekinmiyorlardı! Ama bu kabul edilemezdi! Bunun üzerine Molotov güçlü bir etki…

  • İsmi John Bell. 1980’lerin başında kendisinden aldığımız o ilgi çekici mektubu asla unutmadık. CERN antetli, onun rastlantıya dair bakışını, kendine özgü zarif ama konformist olmayan bir tarzda anlattığı mektup. Sf. 134 Her şey ortada: Görünürde parçacıklar birbirlerine oldukça uzak olsalar da aslında onları nitelendiren (ve ne olduklarını belirleyen) bilgi, uzay ve zamanın ötesinde onları anında…

  • Bize rastlantısal görünen olayların büyük kısmı, aslında, deterministtir: O kadar karmaşıktırlar ki öngörülmeleri imkânsızlaşır (ortaya çıkma olasılıkları sıfır olmasa da). Örneğin, bir rulet tekerleğinin üzerindeki bilyenin hareketlerinin, bilyeyi fırlatmak için krupiyenin sarf ettiği enerji miktarı ve tekerleğin dönüş hızıyla doğrudan bağlantılı olduğu bariz olsa da uygulamada bilyenin hangi sayıda duracağını öngörmek imkânsızdır. Sf. 109 Alıntı;…

  • En sıra dışı olanı, dumanın oluşturduğu ince hattın hareketini betimleyen şeklin “fraktal” oluşuydu: Lorenz’in grafiği incelediği ölçek ne olursa olsun, her zaman orada aynı yapıyı, aynı şekli görüyordu. Meşhur şeklin bir kısmını ortamdan uzaklaştırdığında bile yine tamamen aynı geometrik şekli buluyordu: Ne tuhaftır ki iç içe geçen Rus Matruşka bebekleri gibi, parça da bütünün tamamen…

  • Başka bir şekilde ifade etmemiz gerekirse, rastlantıyla açıkladığımız olaylar, aslında, bu olayları belirleyen ilk koşulları tam olarak bilemememizden kaynaklanmaktadır. Sf. 84 İşte ilk koşulları ve (daha iyisi olmadığı için) rastlantının sonucu olarak yorumladığımız olayı gözlemleyen Poincare, görüşlerini tam da şu şekilde ifade ediyordu: “Görmemenin mümkün olmadığı çarpıcı bir sonucu belirleyen gözümüzden kaçacak kadar küçük bir…

  • 1952 yılında Turing’in evi, bir hırsızlık girişimi sonucunda yağmalandı. Hazırlıksız yakalanan bilim insanı şikâyette bulunarak iyi bir şey yaptığını sandı. Ama parmağını bilmeden cehennemî bir çarkın içine sokmuş oldu. Turing homoseksüeldi ve bunu gizlemiyordu. Hırsız da onun eski sevgililerinden biriydi. Turing bu ilişkiyi çok doğal bir şekilde itiraf etti ve askerî kuvvetlerin de isteğiyle “cinsel…