Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Görüşler, Özgün Fikirler

  • Gluten hassasiyeti özellikle glutenin, gliadin adlı bileşeninin antikor seviyelerindeki yükselmeden kaynaklanır. Bu antikor ve protein birleştiğinde (bir anti-gliadin antikoru oluşur) özel bir tip bağışıklık sistemi hücresinin içindeki belirli genler aktif hale gelir. Bu genler aktif hale geldiğinde enflamatuvar sitokin kimyasalları bir araya gelip beyine saldırabilirler. Sitokinler azılı birer beyin düşmanıdır ve özellikle de bu saldırılar…

  • Beyin ayakta kalabilmek için kolesterole ihtiyaç duyar. Kolesterol, nöronların işlevselliğini devam ettirebilmesi için hayati değer taşır ve beyin için çok önemli bir besin maddesidir. Sf. 48 Alıntı; Tahıl Beyin – David Perlmutter ve Kristin Loberg, Türkçesi; Hadiye Deniz Ülker,(Pegasus Yayınları,  3. Baskı Ocak 2017 – Sf. 48) kitabından birebir alınmıştır.

  • Alzheimer hastalığını üçüncü bir tür diyabet olarak tanımlayan çalışmalar ilk olarak 2005 yılında yapıldı. Fakat yanlış beslenme ve Alzheimer hastalığı arasındaki ilişkiden ancak bunun nasıl olabileceğini ortaya koyan yakın tarihli araştırmalar ışığında bahsedebiliyoruz. Bu araştırmaların sonuçları hem çok korkunç hem de çok ikna edici. Alzheimer’ı sadece tükettiğimiz besinleri değiştirerek önleyebileceğimiz düşüncesi bile şok edici. Üstelik…

  • Nihayet, yaşama, gerçekten geniş bir pencereden bakabilirsek, tüm sorunlar ve gelişmeler birbirine bağlı üç sürecin gölgesinde kalacak: 1.Bilim tüm toplumu, organizmaların algoritmalar ve yaşamın veri işleme süreci olduğuna ikna eden bir dogma olma yolunda ilerliyor. 2.Zekâ bilinçle yollarını ayırıyor. 3.Bilinci olmayan ama yüksek zekâlı algoritmalar yakında bizi bizden daha iyi bilecek. Bu üç süreçse bu…

  • Yapay zekânın ve biyo-teknolojinin gelişimi dünyayı kesinlikle değiştirecek, ancak ortaya tek bir deterministik sonuç çıkmayacak. Bu kitapta özetlenen tüm senaryolar da kehanetlerden ziyade ihtimaller olarak okunmalıdır. Sf. 413 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 413) kitabından birebir alınmıştır.

  • Peki, tüm bu harikulade algoritmaların kaynağı ne? İşte Dataizm’in gizemi de buradadır. Tıpkı Hıristiyanlık öğretisinin, insanların Tanrıyı ve planlarını anlayamayacağını iddia etmesi gibi, Dataizm de insan beyninin yeni üstün algoritmaları kavrayamayacağını iddia ediyor. Bugün bu algoritmaların çoğu, bir yandan hackerlar tarafından geliştiriliyor tabii. Ancak Google’ın arama algoritmaları gibi kritik olanlarsa büyük bir ekip çalışmasıyla geliştiriliyor.…

  • Artık sloganımız değişti: “Bir şey deneyimliyorsanız, kaydedin. Bir şey kaydettiyseniz, yükleyin. Bir şey yüklediyseniz, paylaşın.” Sf. 404 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 404) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bilgi edinme özgürlüğünü eski bir liberal değer olan ifade özgürlüğüyle karıştırmamamız gerekir. İfade özgürlüğü insanlara dilediklerini düşünüp söyleme ve arzu ettiklerinde susup düşüncelerini kendilerine saklama hakkını vermiştir. Bilgi edinme özgürlüğüyse insanlara değil, bilgiye tanınmıştır. Sf. 399 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık…

  • Dataizm içi boş kehanetlerden ibaret değildir. Her din gibi uygulanabilir buyrukları vardır. Bir Dataist her şeyden önce daha fazla kitle iletişim aracına bağlanarak veri akışını olabildiğince artırmalı ve bunun sonucu olarak olabildiğince çok bilgi üretmeli ve tüketmelidir. Tıpkı diğer başarılı dinler gibi, Dataizm de misyonerdir. Dataizm’in ikinci buyruğu her şeyin, hatta bu devasa ağa bağlanmak…

  • Fikirler, dünyayı, davranışları etkileyebildiği ölçüde değiştirebilir. Sf. 407 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 407) kitabından birebir alınmıştır.

  • Dataist bir bakış açısıyla yorumladığımızda, insan türünün tamamını, bireylerin küçük birer çip vazifesi gördüğü tek bir bilişsel sistem olarak değerlendirebiliriz. Buradan yola çıkarak tüm tarihi bu sistemin verimini artırmak için başvurulan dört temel yöntemin gelişim süreci olarak okuyabiliriz: 1.İşlemci sayısını artırmak: 100 bin nüfuslu bir şehrin bin nüfuslu bir kasabadan daha çok hesaplama gücü vardır.…

  • Yükselen en ilginç din, ne tanrılara ne de insana hürmet ediyor, sadece veriye tapıyor: Dataizm dini.  Sf.381 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 381) kitabından birebir alınmıştır. BAKKAL’IN YORUMU; Data yerine veri kelimesi kullanılıyor ama mâlumat kelimesi daha uygun…

  • Homo Deus insani özelliklerinin bir kısmını koruyacak ve en karmaşık algoritmalara karşı kalesini koruyabilmesini sağlayacak, sürümü yükseltilmiş fiziksel ve zihinsel yetilerin de keyfini sürecektir. Zekâ bilinçten ayrıldığı ve bilinci olmayan zekâ tehlikeli bir hızla ilerlediği için insanların oyunda kalabilmelerinin yolu, yorulmadan kendi zihinlerinin sürümünü de yükseltmelerinden geçiyor. Sf. 366 Birinci Bilişsel Devrim’in zihinsel yenilikleri Homo…

  • Gelecekte liberalizmin karşısında yükselecek ikinci büyük tehdit; sistem, insanlara gereksinim duysa bile, bireylere ihtiyacın kalmayacak olmasıdır. İnsanlar bestelemeye, fizik öğretmeye veya yatırım yapmaya devam edecek ama sistem insanları onların kendilerini anladıklarından çok daha iyi anlayarak önemli kararları onlar adına alabilecek, dolayısıyla bireyleri otoritelerinden ve özgürlüklerinden mahrum bırakacak.  Sf. 341 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir…

  • Gelecek nesillerimiz tıpkı Zeus ya da Indra’nınkiler gibi kendi korkularına, tuhaflıklarına ve sınırlarına sahip olacaklar. Ancak bizden çok daha geniş bir yelpazede sevebilecek, nefret edebilecek, yaratabilecek ve yakıp yıkabilecekler. Sf. 59 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1. Baskı Aralık 2016 – Sf. 59) kitabından…

  • Sonuçta insanlar üretmek değil mutlu olmak istiyorlar. Üretim, mutluluğun maddi temeli olduğu için önemlidir. Ancak üretim amaç değil sadece bir araçtır. Art arda gelen anketler Kosta Rikalıların hayat memnuniyetinin Singapurlulardan çok daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Sf. 44 Alıntı; Homo Deus (Yarının Kısa Bir Tarihi) – Yuval Noah Harari, Türkçesi; Poyzan Nur Taneli,(Kolektif Kitap,  1.…

  • Evrenin toplam enerjisi her zaman sıfır olmak zorundaysa ve bir cismi yaratmak enerji gerektiriyorsa, bütün evren hiçlikten nasıl yaratılmış olabilir? Çekim kuvveti gibi bir yasanın var olmasının nedeni budur. Çekim kuvveti çekme özelliğine sahip olduğundan, çekimsel enerji negatiftir: Yani çekim kuvvetiyle bağlanmış bir sistemi -Dünya ve Ay gibi- ayırmak için epeyce çaba harcanması gerekir. Bu…

  • Kuantum uyarlaması yapılan ilk kuvvet elektromanyetizma olmuştur. Kuantum elektrodinamiği veya kısaca KED denilen elektromanyetik alanın kuantum kuramı, 1940’larda Richard Feynman ve diğerleri tarafından geliştirildi ve bütün “kuantum alan” kuramlarına model oluşturdu. Belirtmiş olduğumuz gibi, klasik kuramlarda, kuvvetler, alanlar tarafından aktarılırlar. Ancak “kuantum alan” kuramlarında, kuvvet alanları, bozon denilen çeşitli temel parçacıklardan oluşmuştur; bozonlar kuvvet taşır,…

  • Doğanın bilinen kuvvetleri dört sınıfa ayrılır: 1.Kütleçekim kuvveti; Bu dördü arasında en zayıf olandır ama uzun menzilli bir kuvvettir ve çekim kuvveti olarak evrendeki her şeyi etkiler. Büyük cisimlerin çekim kuvvetleri birbirine eklenir ve diğer tüm kuvvetlere hükmedebilir. 2.Elektromanyetizma; Bu da uzun menzilli bir kuvvettir ve çekim kuvvetinden çok daha güçlüdür, ancak sadece elektrik yükü…

  • Hareket eden elektrik yükü, mıknatıslar üzerinde bir kuvvet oluşturuyordu ve hareket eden bir mıknatıs da elektrik yükleri üzerinde bir kuvvet oluşturuyordu. Aralarında bir bağ olduğunu ilk fark eden Danimarkalı fizikçi Hans Christian 0rsted oldu. 1820’de üniversitede ders vermek için hazırlandığı sırada kullandığı pilin elektrik akımının, yakındaki pusulanın ibresinin yönünü değiştirdiğini gördü. Çok geçmeden hareket eden…