Bilgi Bakkalı

Aristo; “İnsan doğuştan bilmek ister!” Demiş. Bilgi Bakkalı, ‘bilmek’ isteyenler için yapıldı. Paylaşmaya ve eleştiriye açık, küfür, hakaret ve nefret söylemine kapalıdır. Bu Bakkal’dan çıkarken; değişmiş olarak çıkarsanız ve bilgilerin kaynağı olan kitapları merak edip okursanız amacıma ulaşmış olacağım.

Kategori: Hukuk

  • Bu kanun gerçekte iskân kanunu değil mecburi iskân kanunudur.                                             Mukaddeme (giriş) İskân Mıntıkaları (Yerleşim Bölgeleri)        Madde1- Türkiye’de Türk kültürüne bağlılık dolayısıyla nüfus, oturuş ve sayılışının bu kanuna uygun olarak icra vekillerince yapılacak bir programa göre, düzeltilmesi Dâhiliye Vekâletine verilmiştir.   Madde 2- Dâhiliye Vekilliğince yapılıp, İcra Vekilleri Heyetince (hükümetçe) tasdik olunacak (onaylanacak) haritaya…

  • Tek parti döneminde CHF’nin Doğu ve Güneydoğudaki görevlilerinin tümü istihbarat ajanıydı.  Örneğin Elazığ’da, Diyarbakır’da, Bitlis’te, Hakkâri’de, Mardin, Ağrı, Tunceli, Muş, Bingöl, Urfa, Siirt’te parti teşkilatı bile yoktu. CHF’nin Genel Başkanı Büyük Şef Gazi Mustafa Kemal Paşa, TBMM’nin yenilenme zamanı geldiğinde buralara da mebus tayin ediyordu. Bu tayin işlemi, daha sonra Milli Şef ve değişmez genel…

  • Tunceli Tenkil Harekatında Ayaklanan Halka Dördüncü Müfettişlikçe Yazılan Bildirge;  “Ovacık Kazasının Lertik, Mercan ve Birman mıntıkalarında oturan Kalan’lı (Dersimli, Tuncelili) halka; 1-Halkı cahillikten ve fukaralıktan kurtarmak için, Hükûmetin Tunceli’de yapmakta olduğu iyi işleri her gün öğreniyorsunuz   … Bu sebeple Hükümet, zalimlerin zulümlerine son vermek ve masum halkı onların elinden ve şerrinden kurtarmak için asker getirmiş…

  • (Yalçın Küçük’ün savunmasından:) Ben Türkiye’de Darülfünunun (üniversitenin) ilk emini (rektörü) Hoca Tahsin Efendiden geri kalamam. Hoca Tahsin Efendi, canlıların Tanrı yoluyla değil de, örnek olsun havasızlıktan öldüklerini gösterebilmek için bir deney yaptığı gerekçesiyle, darülfünundan kovuldu. Fakat kovulduğu yere yakın bir oda kiralayarak derslere serbestçe ve buradan devam ediyordu.   Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük…

  • Bir: Türk Ceza sisteminde “faili” övme suçu bulunmuyor. Türk Ceza sisteminde “fiili” övmek, suç sayılıyor. Kişiyi övmek suç olamaz; bir eylemi veya eylemler bütününü övmek suçu var. Sf. 206 Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 206) kitabından birebir alınmıştır.

  • Değerli Kurul,    Çalışkan birisi olduğum biliniyor; dürüstüm. Aptal olduğum söylenmiyor. Bana bütün kariyerler açıldı. Hepsini reddettim. Çünkü bu düzene itirazım var.    Bütün sınıfları birincilikle geçtim. Bütün mektepleri geride bıraktım, şimdi benim bir mektebim var; sosyalizm.  Bu ülkede sosyalizmin kurulduğunu görmek istiyorum. Suç işlemiyorum. İşimi suç işlemeden yapıyorum. Bana tahammül etme zorunluluğu var. Alıntı: Kürtler Üzerine…

  • Benim evim bir kütüphanedir. Ben evimde aradığımı bulamıyorum. DGM Savasının emriyle evime gelen siyasi şube ekipleri benim evimde ne arayacaklarını bilmiyorlar. Emir, neyi arayacaklarını emretmiyor. Benim aradığımı bulamadığım evimde, ne aradıklarını bilmeyen polisler ne bulabilirler? Sf. 144 Alıntı; Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük, (Dönem Yayıncılık Ağustos 1990 – Sf. 144) kitabından birebir alınmıştır.

  • “Bu tür iddianameler yazılabildiği sürece, ben Değerli Mahkemenizin önüne daha çok gelirim.   … Önünüze bu kadar çok gelmekten utanıyordum.  Artık hiç utanmıyorum. …  Artık sanık olmayı bir görev saymaya başlıyorum.  Eğer böyle iddianameler hazırlanabiliyorsa, bu toplumun bana ve benim türümden bir sanığa ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.  Bundan sonra da, bir kamu görevlisi düzenliliğiyle huzurunuza geleceğime ve…

  • (Yalçın Küçük’ün Devlet Güvenlik Mahkemesindeki savunması;) “Artık sanık olmayı bir kamu görevi saymaya başlıyorum. Artık bundan sonra toplumsal bir görevim olduğunu, bundan böyle bir mesleğimin bulunduğunu düşünüyorum. Eğer böyle iddianameler hazırlanabiliyorsa, bu toplumun bana ve benim türümden bir sanığa ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra da, bir kamu görevlisi düzenliliğiyle huzurunuza geleceğime ve görevimi yapacağıma inanıyorum.”…

  • Herhangi bir kimsenin veya herkesin bir fiili, bir sözü suç sayılmıyorsa, demek ki suç yoktur. Alıntı: Kürtler Üzerine Tezler – Yalçın Küçük (Dönem Yayınları, 1. Baskı Ağustos 1990 – Sf. 125) kitabından birebir alınmıştır.

  • İbrahim Arvâsi de 1964 yılında Ankara’da yayınlanan “Tarihi Hakikatler” isimli kitabında, Şeyh Sait Kürt Ayaklanmasıyla ilgili olarak olayın farklı bir yönüne değinmektedir; “.. Bu işin neticesi ve kötülüğü safha safha meydana çıkıyordu. Şark Mebuslarından İsmet Paşa’ya itimat edenlerle etmeyenler ve korkudan kaçıp ta reye iştirak etmeyenler ve kaçınıp ta rey vermeyenler dâhil hepsinin bütün akraba…

  • Tesadüf düzeni, hukuk ve yönetim düzeni ve düzeyi değildir. Alıntı: Bilim ve Edebiyat – Yalçın Küçük (Tekin Yayınları Ocak 1985 Baskısı- Sf. 619) kitabından birebir alınmıştır.

  • Bazı çocukların yalnızca başkalarının sözünden çıkmamaları yüzünden suç işlemeye kadar varan davranışlarda bulundukları .. Alıntı: İnsanı Tanıma Sanatı – Alfred Adler (Sf. 172) kitabından birebir alınmıştır.

  • Suriye, Lübnan ve Ürdün’de Osmanlı eğitimi almış personel bu ülkelerin yönetimini üstlenmiş, daha az ölçüde de olsa … Irak’ı da benzer bir kadro yönetmiş, hatta sık sık mandater Fransız ve İngilizlerle anlaşmazlığa düşmüştür. Osmanlı ordu geleneği tüm Ortadoğu ülkelerinin ordularında varlığını güçlü biçimde sürdürmüştür. Mısırdaki milliyetçi başkaldırının çekirdeğini oluşturan “özgür Subaylar Komitesi” nde bile aynı…

  • Bazı bakımlardan inanılmaz gibi görünse de, Jöntürkler savaşın ilk üç yılı boyunca, inkılap girişimlerini sürdürmeye çalıştılar. 1913 Nisanında çıkarılan bir kanunla, dinsel kurallara göre çalışan Şeriye mahkemelerinden alınan kararların Mahkemei Temyiz adı verilen laik bir itiraz mahkemesine götürülebilmesi ve böylece laik hukukun ulemaya önceliği sağlanmıştı. Müslüman hiyerarşik otoritesinin adım adım kırılması, Sait Halim Paşa’nın Sadrazamlık…

  • Parlamentonun 1908 Ağustosunda aldığı kararlarla değişen 1876 Anayasası onun güçlerini çok azaltmıştı. Bundan böyle Sultan yalnızca Sadrazamla Şeyhülislamı seçebilecekti. Bakanları ve iki meclisin başkanlarını seçme yetkisi kaldırılmıştı. Meclisler kendi başkanlarını seçecekti. Sultanın özel hizmetine bakanlar bile parlamento tarafından seçilip görevlendirilecekti.   … bakanlar sadrazamdan çok mebuslara karşı sorumlu olacaktı.  Sultan’ın Meclislerin hazırladığı yasalar üzerinde ancak geciktirici…

  • Kont Leon Ostrorog’a yeni yetkiler verildi. Ondan, Osmanlı hukuk sistemleriyle bağdaşır hale getirmesi istendi. İki yıl sonra .. Gelenekçi dinsel gurupların karanlık baskıları Kont’u pes ettirdi. Alıntı: Osmanlı İmparatorluğu (Bir Çöküşün Yeni Tarihi) – Alan Palmer (Yeniyüzyıl Yayını – Sf. 335) kitabından birebir alınmıştır.

  • “..baba    Mektup elinize geçtiği zaman aranızdan ayrılmış bulunuyorum. … oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir.  Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, Türkiye’de yaşayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum…. ” Alıntı: Deniz (Bir İsyancının İzleri) – Turhan Feyzioğlu (Belge Yayınları 6. Baskı – Sf. 299) kitabından birebir…

  • Osmanlı medeni kanunu olan Mecellenin bir ilkesi var; sıkışırsa genişler.  Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 237) kitabından birebir alınmıştır.

  • Yargının hassaslaşmak özgürlüğü yoktur. Hassaslaşmak ölçüyü kaçırmak olarak gerçekleşiyor. Yargı hep ölçü içinde olmak zorundadır. Alıntı: Emperyalist Türkiye – Yalçın Küçük (Başak Yayınları, Temmuz 1992 – Sf. 184) kitabından birebir alınmıştır.